Annie Ernaux’nun ilk romanı Boş Dolaplar (1974), yazarın bütün edebiyatına yön verecek temaların başlangıç noktasıdır. Roman, genç bir kadının kürtaj masasında geçen iç monoloğunu merkez alır. Bu deneyim, anlatıcının çocukluğuna, ailesine, işçi sınıfına ait köklerine ve küçük kasaba yaşamının baskılarına dönmesine yol açar. Böylece bireysel bir travma, toplumsal bağlamıyla birlikte görünür olur.
Ernaux’nun dili yalın, doğrudan ve keskindir. Anlatıcının öfkesi, utancı, arzuları ve çelişkileri süssüz bir biçimde aktarılır. Bu anlatım tarzı, otobiyografik yazının edebiyat içindeki gücünü hatırlatır.
Kitabın başlığındaki boş dolaplar imgesi, çok katmanlı bir anlam taşır: Hem çocukluk evinin eksikliklerini ve yoksulluğunu, hem de anlatıcının duygusal ve toplumsal yalnızlığını ifade eder. Aynı zamanda bu boşluk, Ernaux’nun ileride bütün eserlerinde işleyeceği hafıza ve kimlik arayışına da işaret eder.
Boş Dolaplar, yalnızca Annie Ernaux’nun yazarlık yolculuğunu anlamak için değil, kadın deneyiminin edebiyatta nasıl dönüştürülebileceğini görmek açısından da önemli bir kitaptır. Kürtaj, sınıf ayrımı, aile baskısı ve kadın kimliği gibi konuları çarpıcı bir gerçekçilikle ele alır.
Ernaux’nun sonraki yapıtlarının habercisi sayılabilecek bu ilk roman, okuru sarsan, rahatsız eden ama aynı zamanda düşündüren güçlü bir metindir.