Kıskançlık, insanın içindeki en tehlikeli duygulardan biridir. Bu duygu yalnızca kişinin kendisine zarar vermez, aynı zamanda kıskanılan kişi üzerinde de yıkıcı etkiler yaratabilir. Bu kitapta, bir kişinin, kıskandığı arkadaşının ölümünden sonra onun geride bıraktığı eserle onun hayatına sahip olma çabasını okuyoruz. Fakat, bu hırsın ona sunduğu ne kadar ödül olsa da, belli bir zamandan sonra beklediği değeri bulamamanın hüznüyle yapılan yanlışlar bir araya geliyor. Zamanla vicdan azapları ve iç hesaplaşmalar başlıyor.
Kitap, son dönemin en çok beğenilen yapıtlarından biri olmasına rağmen, beni çok fazla etkilemedi. Ancak, karakterin içsel yüzleşmelerini ve yaşadığı duygusal fırtınaları okurken oldukça derin bir şekilde hissettim. Özellikle hikayenin sonlarına doğru gelen belirsizlikler, kitaba farklı bir merak katmış ve akışı hızlandırmıştı.