19. yüzyıl Rus edebiyatında anlatıcılar geleneksel olarak olayları olup bitmiş gibi aktarıyorlar. Geçmiş zaman kullanımı Ölü Canlar’da olduğu gibi aslında benim hoşuma gidiyor fakat karakterlerin sadece fiziksel özellikleriyle değil, toplumdaki yeri, davranış biçimleri, alışkanlıkları ve hatta eşyalarıyla birlikte uzun uzun betimleniyor olması bana biraz sıkıcı geliyor. Gogol abartıyı seviyor. Biz günümüz okuyucuları, hızlı akan diyaloglara, minimal betimlemelere alışığız. Gogol’un tarzı ise “ağır ilerleyen, resim çizer gibi anlatan” bir üslup olduğundan, ilk bakışta yavaş görünebilir. Aslında bu ağdalı tanıtımlar romanın mizahi yönünü besliyor. Yani okur “aaa bu adam da tam böyle işte” diye hem gülüyor hem dönemin Rus bürokrasisini, taşra hayatını, tipik insan zaaflarını tanıyor. Çelişkili bir okuma deneyimi yaşasamda sabırla ve sakinlikle okuyup odaklandığımda alıştığımı ve bırakmak istemediğimi fark ettim.
Ölü CanlarNikolay Gogol