İnsanlık aleminin sürekli sorguladığı/sorgulaması gerektiği soruların en başında varlık nedir? Sorusu bulunmaktadır. Bu soruya Peygamberler kendilerine iletilen vahiy ile cevap verirken geçmiş filozoflar akıl yürütme yoluyla cevap aramaya çalışmışlardır. Kitabımızda Ömer Türker İslam Tarihiyle birlikte başlayan çeviri sonrasında İslam’ın ilk filozofu kabul edilen Kindi ile oluşan felsefe okulunun talebeleri olan Farabi ve İbni Sina gibi dünyanın düşünce tarihini etkileyen Meşaiyyun filozoflarının varlık tasavvurlarından bahsetmektedir.
Meşaiyyun’un varlık tasavvuru hemen yanı başlarındaki kelamcıları bir şekilde etkileyecek ve sonrasında, İbni Arabi’nin şahsında görüldüğü gibi tasavvufta bundan nasibini alacaktır.
Konu bir o kadar zor, ancak kitapta zor konuyu çok açık bir şekilde işlemediği için okumakta zorlanmadım değil. Ancak yine de birçok başlık akılda kaldı.
Bende kalanlar;
Filozoflar nedenselliği kabul ederler buna göre bir yaratılışa iman ederler
Kelamcılar vesileciliği kabul ederler buna göre bir yaratılışa iman ederler
Kelamcılar, Zihni varlığı reddederler
Filozoflar, Zihni varlığı kabul ederler
Farabi, Medine-tül Fazıla adlı eserinde insan yaratılışı gereği sosyal bir varlıktır bu sebeple birlikte yaşamak zorundadır, bu sebeple de aralarındaki hukuku, adaleti uygulayacak kanuna ve bu kanunu uygulayacak bir merciye ihtiyaç vardır diyerek Peygamberlik makamının zorunluluğunu ispat eder.
Filozoflar ayetleri, aklın yetkinliği ile izah etmeye çalışırlarken,
Kelamcılar aklı, ayetleri anlamak için alet olarak kullanırlar,
Filozoflar aklı öncelerler,
Kelamcılar ayeti öncelerler,
Kavramlar;
Tanrı
İlk Akıl
Mümkün- Mümteni- Vacip (Zorunluluk)
Cevher-Madde-Mahiyet-Suret-Araz-
Dışta oluş/Zihinde Oluş
Öncelik- Sonralık-husul-izafet
İsimler;
Aristoteles- Sokrat- Platon- Yeni Eflatunculuk
Kindi-Farabi-İbni Sina- Fahreddin Razi- Nasireddin Tusi- Kudbiddin Razi, Seyyid Şerif Cürcani