Erasmus, Deliliğe Övgü’de bize parlak bir oyun oynuyor: Deliliğin kendisini konuşturup, insanlığın en ciddi zaaflarını bir şenlik havasında ifşa ediyor. Okurken gülüyorsunuz, ama o gülüşün altında hafif bir utanç kıpırdıyor—çünkü taşlar hepimizi hedef alıyor.
Din adamlarının kibri, akademisyenlerin gösterişi, halkın kör tutkuları… Hepsini bir maskeli balo gibi önümüze seriyor. Delilik, burada aptallığın değil; maskesizliğin, doğallığın ve özgür düşüncenin simgesi. Sanki Erasmus yan masada oturmuş, size göz kırparak, “Bak, en ciddi görünenler bile en saçma rolleri oynuyor” diyor.
Kısacası bu kitap, mizahın en keskin bıçağıyla yazılmış bir felsefe dersi: Ne kadar akıllıyız sanırsak, o kadar gülünçleşiyoruz