·344 syf.····Okunma: 21 Eylül 2025 15:46 Lovebombing; karşı tarafın bir anda aşırı ilgi göstermesi, sizi övgüler ve iltifatlarla boğması, “ruh eşimsin” gibi büyük sözlerle birkaç gün içinde yakınlık kurmaya çalışmasıdır. Ghosting ise bu yoğun ilgiden sonra hiçbir açıklama yapmadan ansızın ortadan kaybolmaktır. Genellikle “ilişkiye hazır değilim” türü bahaneler eşlik eder. Bana kalırsa bu, bir aşk ilişkisinin yükünü dahi omuzlayamayacak kadar güçsüz olanların seçtiği bir yoldur — ve ne yazık ki günümüzde oldukça yaygındır.
Kitapta bu kavramların izlerini görmek mümkün. Adelaide, travmalarla dolu bir hayat yaşayan genç bir kadının hikâyesi. Rory’nin girmesiyle hikâye başka bir yöne evriliyor: çünkü Adelaide âşık oluyor.
Âşık olmak ile silahla vurulmak arasında bence çok da fark yok. Aşk, karşı tarafta bir silah tutmak gibidir; nereye nişan alacağını asla bilemezsiniz. “Oysa herkes öldürür sevdiğini” sözü boşuna değil. Okurken yer yer çok sinirlendim, çoğu zaman ağlamak istedim. Rory — seninle denk düşmeyelim dostum. Herkes senin gibi sevilmek ister, fakat kimse senin gibi sevmek istemez.
Adelaide’e sormak isterdim: “Severken neden bu kadar çok kendinden ödün verdin?” Ama aşk, içinden yara almadan çıkılması neredeyse imkânsız bir yol. Ait olmadığınız bir hikâyede kendinize sürekli yeni hikâyeler uydurmak; sıkışık kaldırım taşlarının arasına kendinize yer açmaya çalışmak kadar zor ve yorucu. Adelaide her seferinde daha çok yara alıyor; “tamam, bu sefer acıtmaz” dediğinde bile, eskisinden daha çok kanıyor. Seni sevmeyen birini sevmeye çalışmak, seni tanımak istemeyen birini her detayıyla tanımak — hem kalbi yorar hem vakti çalar.
Nat… Sonun böyle olmamalıydı. Ama her hikâyenin bir sonu var, değil mi?
Empatinin karşılıklı olanı makbuldür. Fakat bu ilişkide yalnızca Adelaide empati kuruyor, yalnızca Adelaide düşünüyor, her şeyi o yapıyor. Rory, sen tam olarak ne işe yararsın? O kadar kızgınım ki… Senin kadar manipülatif bir karakter görmedim demeyi çok isterdim. Aynayı kendine tutmayan ama karşısındakinin en ufak hatasını büyütüp dağlar kadar yapan birisin sen. Kız senin için o kadar şey yaparken, sen yalnızca hatalarını kovaladın, Nat ile kıyasladın. Madem böyle yapacaktın, neden bırakmadın Nat’i? Derler ya, “Gözden uzak olsa da gönülden uzak olmaz” diye… Sen, sana ne uzaksa onu seviyorsun sanırım. Okuduğum kitaplar arasında en nefret ettiğim karakter oldun Rory (çünkü geçmişten birini anımsatıyorsun…).
Kitabı bitirdiğinizde çekilen tüm acılara değmiş diyorsunuz. Çünkü her insanın hayatımıza girmesinin bir amacı var. Ama unutmamak gerek: her ilişki bizi iyileştirmiyor. Ve her zaman bir yarın oluyor.