Johann Wolfgang Von GoetheFaust
Okuduğum kitaplar içerisinde en zor özümsediğim, buna rağmen bırakamadığım ve bana tarif edemeyeceğim hisler yaşatan kitap.
Öncelikle Faust'un çok derin bir bilgi deryasının ürünü olduğunu ve her bakımdan kendini geliştirmiş usta bir yazar tarafından kaleme alındığını gözeterek yazıyorum incelememi. Zira yazımı yarım asırdan fazla süren bu kitap tıpkı savaş sahnesinde ortaya çıkan üç savaşçı gibi delikanlılığın zehrini ve tutkusunu, olgunluğun gücünü ve yaşlılığın bilgeliğini içinde taşımaktadır.
Faust'un Mefisto ile anlaşma yaptığı o başlangıç sekansında yazarımız Goethe, bilgiye aç genç bir delikanlıyken Faust'un türlü deneyimlerden ve sınavlardan geçtiği ölümün eşiğinde ihtiyar bir adam olduğu son sayfalarda yazarımız sekseni aşkın yaşındadır. Bu kitabın değeri yazarın sayfaları ömrüyle yazmasındadır. Bilgiye ulaşmak ve evrenin sırlarını keşfetmek için ruhunu satan delikanlının türlü yollardan geçerek eriştiği sona tanık oluruz. Ve ilk bölümde neredeyse fani günahlarla ve aldatmacalarla ikilemlere düşen, yalan söyleyen, kibire kapılan ve aşkı sıradan bir güzelin masumluğunu elinden alarak tadan Faust'un ikinci bölümde tamamen aşkın duygular içinde ve envai çeşit göksel varlıklarla içiçe olduğunu, tarihin en destansı hikayelerinin kahramanı Helena'ya aşık olduğunu görürüz. Bu süreçte ne Faust yüceltilir ve Mefisto yerilir. İkisi de belirli bir denge içinde kendi rollerini oynar.
Nihayetinde ilahi bir sonla karşılarız. Faust'un ruhu bedeninden ayrılıp cehennemin ağzı açıldığında kanıyla imzaladığı senedi melekler tarafından geçersiz kılınarak Mefisto bir azaba mahkum edilir. Faust'un ruhu meleklerin duaları eşliğinde Tanrı'nın sonsuz affediciliğine sunulur.
Bu alegorik hikayeden anlamamız gereken çok şey olsa da ben ve okuyanların büyük çoğunluğunun çok azını ilk seferde kavrayabilmesi mümkün görünüyor. Bana bu kitabı incelemek çok zor gelse de hissettirdiğini tarif etmem mümkün. Kötülüğün doğasının insanla ne kadar bütünleştiğini her ne kadar inkar etsek te içimizde bencillik, hırs, kibir ve yalanla işlenen ve iyilikle erdemle sağaltılmadığı sürece her geçen gün büyüyen bir kötülük çekirdeğinin varlığını bu kitapla hissettim. Ve bu hayatı yaşama tutkusu, iyi yerlere gelme hükmetme arzusu bizleri bu kötülükle bir anlaşma yapmaya itiyor. O bizlere karanlık güçlerinden sundukça ezmekten, hükmetmekten keyif alan Mefisto'lara dönüşüyoruz. Hepimizin ömrünü ortaya koyduğu ve kanıyla imzaladığı bu güç istenci nihayetinde bizi mahvedebiliyor. Kötülüğü tanımak ve iyilikle erdemle sağaltmak ise bilgiye ve ruhumuzun işlediği günahlardan arınmasına kapı açan bir çıkış yolu.
Nihayetinde hepimizin hayatı özünde bir Faust'un trajedisiyle benzer ögeler taşımakta. Faust'u kınamaktan çok onu anlamak gerek. Bu kitapla ilgili yazabildiklerim bundan ibaret. Daha yazmayı istediğim ama yazamadığım pek çok his içimde kaldı.
Bu kitaba karşı asla önyargılı olmayın.
Oldukça şiirsel ve güzel bir dili var.
Herkese keyifli okumalar dilerim:)