Bizleri Yönetenlerin El Kitabı
10/10
·160 syf.··
Beğendi
·
2025 66. kitabı
·
3 günde okudu
·
Okunma: 20 Eylül 2025 21:20
Niccolo Machiavelli ’nin Prens kitabı, yazıldığı bağlamı bilmeden ele alınamayacak bir eser. Yazar, siyasal yaşamdan dışlanıp sürgün edildiği dönemde kaleme aldığı bu kitapta, bir yandan Medicilere kendini hatırlatmaya, bir yandan da siyaset üzerine birikimlerini aktarmaya yönelir. Bu bakımdan eserin hem biyografik hem de tarihsel bir arka planı vardır. İtalyan Rönesansı’nın fikir dünyası, Machiavelli’nin gözlemleriyle birleşince ortaya yalnızca teorik değil, pratik önerilerle dolu bir siyaset kitabı çıkar. Kitabın en çok tartışılan noktası, “amaç için her yol mübahtır” algısıdır. Bu ifade doğrudan Machiavelli’ye ait olmasa da onun düşüncelerinden süzülerek günümüze kadar taşınmıştır. Özellikle bizim ülkemizde, bu anlayışın nasıl sonuçlar doğurduğunu FETÖ örneğinde gördük. Bir ideali ya da amacı meşru göstermek adına her türlü ahlaksızlığı mubah sayan bu hareket, sanki Prens’i el kitabı gibi kullanmıştır. Burada önemli olan, Machiavelli’nin fikirlerinin bağlam gücüdür: söylediği her şeyi yalnızca bir soyutlama olarak bırakmaz, tarihsel örneklerle destekler, geleceğe dair öngörülerle besler. Bugün ülkemizde siyasetçiler sık sık “ekonomiyi düzelteceğiz”, “terörü bitireceğiz” der; ama nasıl sorusunun altı hep boştur. Prens’in farkı da tam burada: bir fikir ortaya atıldığında, bunun nasıl yapılacağına dair somut yollar gösterir. Siyasetin yalnızca vaatlerle değil, yöntemlerle var olması gerektiğini hatırlatır. Ahlak meselesi ise tartışmanın odağında yer alır. Machiavelli bu sorumluluğu doğrudan okura bırakır; prensin amacına ulaşmak için kullandığı araçların ahlaki olup olmadığına dair nihai yargıyı vermez. Ancak benim açımdan kitabın ahlaklı olmadığını ama son derece güçlü bir metin olduğunu söylemek gerekir. Alımlama noktasında Rousseau, Hume ve Montesquieu gibi düşünürler, Machiavelli’yi zorbalığı açığa vuran bir yazar olarak görmüşlerdir. Ben ise tam tersine, zorbalığı teşvik ettiğini, bunu meşrulaştırmaya çalıştığını ve kendisi için de bir konum elde etmeyi hedeflediğini düşünüyorum. Çünkü sıradan insanların elinde güç yoktur; bu kitabın pratikte sundukları sıradan bireyler için uygulanabilir değildir. Cehaletin hâkim olduğu toplumlarda okuma-yazma bilenler dahi çoğu zaman kurumlar eliyle yönlendirilip kandırılır. Prens, halk için değil, karar mercilerinde olanlar için yazılmıştır. Onların elinde tehlikeli bir rehbere dönüşmüştür. “Çünkü başkalarının malını harcamak saygınlığını azaltmaz, tersine artırır; yalnızca kendi malını harcaman sana zarar verir.” (s. 80 ePub) Bugünün siyasetinde hâlâ çok geçerli: kendi malını güçlendirmekten ama devletin, halkın kaynaklarını hoyratça harcayan yöneticiler üzerinden bana çağrışımlar yapıyor, ya size? “Bir prensin hayvan doğasını iyi kullanabilmesi gerektiğine göre, hayvanlardan tilki ile aslanı seçmelidir; çünkü aslan kendini tuzaklardan koruyamaz, tilki de kendini kurtlardan koruyamaz. Öyleyse, tuzakları tanımak için tilki, kurtları korkutmak için de aslan olmak gerekir. Yalnızca aslanlık edenler bu işten anlamıyorlar demektir. Bu yüzden, sağduyulu bir yönetici, verdiği sözü tutmak zararına olacaksa ve söz vermesini gerektiren gerekçeler ortadan kalkmışsa, sözünü tutamaz, tutmamalıdır da. İnsanların hepsi iyi olsaydı, bu öneri iyi olmazdı; ama insanlar kötü oldukları ve sana verdikleri söze bağlı kalmayacakları için, sen de onlara verdiğin söze bağlı kalmak zorunda değilsin.” (s. 83 ePub) Dansöz gibi, sanki o sözleri hiç söylememiş gibi siyasetçiler gözünüzün önüne geliyor mu? İnançları yüzünden fanatik partizanlıkları üzerinden kendilerini kandıran ve çoğunluğun kandırılmasına sebep olan kitleler gözünüzün önüne geliyor mu? Bu kandırma sadece iktidarda olanlar değil, muhalefet tarafından da kandırılan kitleler gözünüzün önüne geliyor mu? Bu kitabın siyasetin nasıl güçlü el kitabı olduğunu anlıyor musunuz? Önemli olan sadece yönetmek, sadece başta kalmak, faydanın sadece belli bir zümreye ait olması. “Bilge bir prens, fırsatını bulduğunda, ona yönelik bir düşmanlığı ustaca beslemelidir ki, o düşmanlığı bastırdığında, bunun bir sonucu olarak büyüklüğü artsın.” (s. 98) Peki, azıcık düşünelim: bu alıntı size ne çağrıştırıyor? Çok yeni örneklerden birini anmadan geçmek istemiyorum: VI. Alexander, insanları aldatmaktan başka bir şey yapmamış, başka bir şey düşünmemiştir ve her zaman aldatacak birilerini bulmuştur. Söz vermede ondan daha etkili olan ve daha büyük yeminlerle bir şeyi onaylayan, sonra da sözüne daha az sadık kalan hiç kimse olmamıştır; gene de, dünyanın bu yönünü çok iyi bildiği için, aldatmaları hep istediği sonuca ulaşmıştır. (s. 84) Emin ol, ondan daha büyüğü var Machiavelli bey... Bu metin bir siyaset el kitabı olmasına rağmen, insan davranışları üzerine müthiş saptamaları olan, insanları büyük ölçüde çözen bir adamın onları nasıl yönetebileceğini de gösteriyor. Bazı yerlerde hayatın içine kendinizi katmak için Prens yerine kendi adınızı koymanız ve düşünmeniz için de kitap anlamlı geldi bana. Okuyacak olanlar, bakış açılarıyla farklı değerlendirmeler yaparak okursa, hem kendisine hem çevresine bakış açısını genişletebilir. Bence hangi açıyla okursanız okuyun, ama okuyun! Çünkü bizleri yöntemlerin el kitabını bilmezsek, kim neyi bilecek?
PrensNiccolo Machiavelli · Can Yayınları · 201820,3bin okunma
·
15 +1'leme
·
1.725 Gösterim
11 Yorum
Lütfen giriş yapınız.
Mükemmel bir inceleme olmuş, emeğinize sağlık 🙏 merak ettiğim bir kitaptı.
Alper Turgay
Gönderi Sahibi
Çok teşekkür ediyorum 😊🙏. Merakınıza değecek bir kitap olduğunu düşünüyorum. İyi okumalar, bol bol sorgulamalar diliyorum.
Güzel bir inceleme yazısı olmuş, emeğinize sağlık.
Alper Turgay
Gönderi Sahibi
Çok teşekkür ederim 🙏😊.
Yıllar önce, gençliğimde okumuştum bu kitabı. O zamanlar sadece “nasıl böyle bir yazar olabilir, nasıl böyle şeyler yazabilir” diye düşünmüştüm. İncelemenizi görünce merak ettim; siz kitaba nasıl bir gözle bakmışsınız diye. Ve gördüm ki çok farklı bir açıdan yaklaşmışsınız. Belki de bazı şeyleri yaşadıktan sonra okumak, dediğiniz gibi bambaşka çağrışımlar yapıyor insana. Ama asıl mesele şu: Yönetenlerin elinde güç varken ve bizler okuyabiliyorken, çoğunluğun okumaması —ya da okuduğunu sanması— çok daha sarsıcı geliyor bana. Gelecekte de bu böyle olacak; çoğu kişi görmese de, azınlık kandırılmayacak. Fakat demokrasi dediğimiz şey çoğunluğun iradesiyle şekillendiği için işte tam da burada tartışma başlıyor. Çoğunluğun yönlendirdiği bir düzende, kaçınılmaz olan hep kaçınılmaz oluyor. Düşünün, sadece kitaplara ayrılmış bu küçük uygulamada bile… Basit bir alıntının, basit bir yorumun ardından çoğunluğun tavrını görünce, insan ister istemez büyük resim için “hiç umut yok mu acaba?” diye düşünüyor. Yine de sizin bu incelemeniz; harika sorgulamalarınız ve yaptırdığı müthiş beyin cimnastiğiyle bana kendi bakışımı da sorgulattı. Bunun için gönülden teşekkür ederim
Alper Turgay
Gönderi Sahibi
Oooo! Dikkat❗️ 😊 Fazla sorgulayıcı bir yorum. Düşüncelerinizi bu kadar içten paylaştığınız için çok teşekkür ederim🙏. İçinizi döker gibi yazmanız çok kıymetliydi. İncelememin size kendi bakışınızı sorgulatması ise ayrıca mutlu etti beni.
Geçen hafta okumuştum, kendimce bir şeyler karalamıştım ihtiyaç duymuştum. Sizin okuduğunuzu görünce nasıl bir inceleme yazacağınızı tahmin etmeye çalıştım, tahminimden çok fazlası var. Harika olaylar ile birleştirmişsiniz. Zihninize , kaleminize, emeğinize sağlık…👏👏👏
Alper Turgay
Gönderi Sahibi
Yorumunuzu gördüm ve beğendim, hatta küçük bir fragman oldu bana. Çok teşekkür ederim güzel düşünce ve sözleriniz için 😊🙏, sizinde kaleminize ve yüreğinize sağlık.
Makyavelizm anlayışı bu yazardan doğmuş olabilir mi?
Alper Turgay
Gönderi Sahibi
Evet kendisinden doğdu.