Yıllar önce, gençliğimde okumuştum bu kitabı. O zamanlar sadece “nasıl böyle bir yazar olabilir, nasıl böyle şeyler yazabilir” diye düşünmüştüm. İncelemenizi görünce merak ettim; siz kitaba nasıl bir gözle bakmışsınız diye. Ve gördüm ki çok farklı bir açıdan yaklaşmışsınız. Belki de bazı şeyleri yaşadıktan sonra okumak, dediğiniz gibi bambaşka çağrışımlar yapıyor insana.
Ama asıl mesele şu: Yönetenlerin elinde güç varken ve bizler okuyabiliyorken, çoğunluğun okumaması —ya da okuduğunu sanması— çok daha sarsıcı geliyor bana. Gelecekte de bu böyle olacak; çoğu kişi görmese de, azınlık kandırılmayacak. Fakat demokrasi dediğimiz şey çoğunluğun iradesiyle şekillendiği için işte tam da burada tartışma başlıyor. Çoğunluğun yönlendirdiği bir düzende, kaçınılmaz olan hep kaçınılmaz oluyor.
Düşünün, sadece kitaplara ayrılmış bu küçük uygulamada bile… Basit bir alıntının, basit bir yorumun ardından çoğunluğun tavrını görünce, insan ister istemez büyük resim için “hiç umut yok mu acaba?” diye düşünüyor.
Yine de sizin bu incelemeniz; harika sorgulamalarınız ve yaptırdığı müthiş beyin cimnastiğiyle bana kendi bakışımı da sorgulattı. Bunun için gönülden teşekkür ederim