Yaşar Kemal'in kalemine Fethi Naci'nin yüreğine ...
Puan vermedi·94 syf.··
2025 131. kitabı
·
3 günde okudu
·
Okunma: 22 Eylül 2025 23:39
Bu kitaba öylesine bir inceleme yazmamak için sabırla zamanını bekledim, beklemenin sonu gelmedi çünkü hakkını veremeyeceğimi biliyorum, mecbur yazıp geçeceğim. 94 sayfa bir kitabı 900 sayfa tadında okudum. Çünkü içerik çok kaliteliydi. Yaşar Kemal hakkında çok kitap okudum ama bunun kadar iyisini okumamıştım. Fethi Naci benim için Canım Fethi Naci'dir, çünkü Mina Urgan böyle der ondan şu sözü duyduğunu söyler: Karpuzu kestin, baktın ki kabak, gene de zorla yiyecek misin o karpuzu ? Mina Urgan şöyle der: "Canım Fethi Naci'nin bu cümlesinden sonra başladığım her ne ise hoşlanmadığım yerde bırakmaya karar verdim. Kitabı da, insanı da. " Benim onu tanımam bu cümle vesilesiyle olduğu için adını gördüğümde direkt bu cümleyle özdeşleşir beynimde. Tabi "ben yerim" diye de cevap veririm, o başka. Çok iyi bir eleştirmen. Öncelikle bunu söyleyeceğim. Ve kitabın konusu da çok sağlam: Yaşar Kemal'in Romancılığı. Haliyle müthiş bir kitap çıkmış ortaya. Yaşar Kemal epopelerin şahı ve padişahıdır ama Fethi Naci de bu durumu çok iyi analiz etmiş. İnsan anlayamadığını daha doğrusu hissedemediğini eleştiremez. Burada eleştiri dediğim akademik anlamda. Nadir yerlerde olumsuz eleştirileri de olmuş tabii ki. Yaşar Kemal eleştirilemez demiyorum fakat zaten Fethi Naci'nin de belirttiği gibi koca bir kitapta ancak bir yanlış kelime kullanımı bulunabilir. Bunun dışında kendi bir sözlüğü bulunan bir kalemi istesen de eleştiremezsin. Belki sevmeyebilirsin ama edebiyatını hakkıyla eleştiremezsin. Ben Yaşar Kemal'in otuz adet kitabını okudum ve çoğunu, İnce Memed'ler dahil iki kez okudum. Bazılarını üç dört kez. İyi bir Yaşar Kemal okuyucusu olduğumu düşünürüm. Mesela bir cümlenin ona ait olup olmadığını anlarım. Ama yirmi kadar daha okumadığım kitabı olduğunun da farkındayım. O yüzden bu kitabı okurken özellikle Ortadirek üçlüsünden bahsederken ortanca kitabı okuduğumu fark edince mutlu oldum. Yer Demir Gök Bakır. Çok iyi kitaptı. Yşar Kemal okuması çok tatlıdır, ben de o yüzden tüketerek okumadım hiç onu. Hep en güzel özel zamanlar da okudum. Buhran geçirirken okunmaz. Neden yapayım bu kötülüğü? Bahar esintisi gibi bir şey onu okumak. Haliyle de hep hazır olunmuyor... Yalnız bu kitabı okuduktan sonra bazı kitapları bir an önce okumak gerektiğine karar verdim, okumadan ölmeyim dedim. Yaşar Kemal'in kalemi cennet görsün isterim, o derece. Hani o suyun dibine Kur'an düşse okunur diyor ya. Ben orada vuruluyorum işte. Bence çok iyi. Bu tip kitapları severim, en sevdiğim yazarı hakkıyla yazan birinden okumak ve aynı zamanda da o sevdiğim kitaplardan pasajlar okumak... Ve bilmediğim kitapları hakkında bilgilenmek. Hepsi bir arada gibi. Daha da önemlisi onu hakkıyla takdir ettiğimi hissediyorum. Yaşar Kemal'i herkes abartır fakat sebeplerini böyle güzel analiz edemez. Koku ile ilgili bir paragraf yazmış Fethi Naci. Bayıldım resmen. Onu da paylaşıp bitireyim; Yaşar Kemal, doğanın içine birer anten gibi germiştir beş duyusunu: Renkler, sesler, kokular... Hiçbir romanda Kale Kapısı'ndaki kadar bitki ve çiçek adı yoktur. Ya kokular! Egzoz kokusu değil, kömür kokusu değil, lağım kokusu değil, kısaca kent kokusu değil. Doğanın kokusu. Gökova'ya bile termik santral yapılırken, doğa göz göre göre mahvedilirken, bizden sonra yaşayacakları düşünmemek, "Bu kokuları bir daha koklayamayacaklar!" diye üzülmemek elde değil. İşte Kale Kapısı'nın kokuları: "Ezilmiş kuru kekik kokusu", "kaya kokusu" ve "Kopan bir yaprağın yeri koktu." (s. 9), "mersin kokusu" (s. 10), "acı böcek kokusu, güneşte yanmış mor kaya kokusu" (s. 19), "saz batak, çakıl taşı, yoğun hayıt yaprağı kokusu" (s. 21), "yaban elması kokusu" (s. 36), "yarpuz kokulu pınarlar" (s. 41), "saman, arpa, kuru ot, zibil kokusu" (s. 44), "toprak, çiçek, yağmur, güneş kokusu" (s. 69), "ottan gelen keskin koku" (s. 96), "Ortalık çam, sedir, türlü ağaç kokuyordu" (s. 103), "reçine kokusu" (s. 104), "sümbül kokusu" (s. 153), "püren kokuları" ve "fesleğen kokuları" (s. 171), "Suyu burcu burcu çam, sedir, mezdeğe kokan" bardak (s. 171), "orman, ağaç kokusu" ve "çam, sedir, köknar, mezdeğe kokusu" (s. 179), "taze toprak kokulu hava" (s. 180), "gül kokulu" (s. 184), "nergis kokulu" (s. 221), "yağmur kokusu" (s. 223), "...dağlar, taşlar, ağaçlar ve toprak hep limon kokacak" (s. 276), "koygun bir çam, acı bir ceviz, çınar ağacı kokusu" (s. 289), "kamış kokusu" (s. 335), "Ne güzel, çok yeşil kokuyor atın, aydınlık yarpuzlu bir pınar suyu gibi kokuyor atın" (s. 333), "taze saz kokusu" (s. 381), "ağır bir çam, çürümüş ot kokusu" (s. 381), "kurumuş kenger, çiriş, kekik çiçeklerinin kokusu" (s. 408), "yaban çiçekleri kokusu" (s. 420), "reyhan kokusu" (s. 433), "Çiçek, mersin, su püreni kokusu" (s. 441), "kamış, ot, saz kokusu" (s. 460), "her yanı bataklık, taze toprak kokan" (s. 461)... Belki gözümden kaçan kokular da vardır. Yaşar Kemal'in kalemine Fethi Naci'nin yüreğine sağlık.
Edebiyat
Yaşar Kemal'in RomancılığıFethi Naci · Yapı Kredi Yayınları · 200426 okunma
·
117 Gösterim
Yorumlar
Lütfen giriş yapınız.