Bütün güzellikleri, şehirleri, sokakları, nehirleri, insanları yeniden keşfetmek lazım… Çünkü çoğu zaman yaşadığımız yerleri ve etrafımızdaki insanları gözümüzle değil, alışkanlıklarımızla görürüz..
Şehirler, beton yığınlarından ibaret gibi gelir; sokaklar yalnızca yürüdüğümüz yollar; nehirler akıp giden sudan başka bir şey değildir. İnsanlar ise çoğu zaman yalnızca yüzleri ve sesleriyle hafızamızda kalır..
Oysa bir adım geri çekilip, farkına varmak gerekir. Her şehir, kendi hikâyesini fısıldar; her sokak, ayak izlerimizle konuşur; nehir, akarken geçmişin ve geleceğin sırlarını taşır.. İnsanlar ise sessiz çığlıkları, gizli tebessümleri, anlatılmamış öyküleriyle birer evrendir..
Yeniden keşfetmek demek, durup bakabilmek, kulak verebilmek, hissetmek demektir..
Renklerin tonlarını, ışığın gölgelere düşüşünü, rüzgârın tenimize değişini fark etmek… İnsanların gözlerinde saklı umutları, kırgınlıkları, sevincin kıpırtılarını görmek…
İşte gerçek keşif, sadece yeni bir yere gitmek değil; aynı yerde yeniden yaşamaya aşkla başlamaktır..
Ve böylece anları, mekanları ve insanları yeniden sevmek mümkün olur..Çünkü her şey, gerçek aşkın farkına varan gözlerde yeniden, gönülden aşkla doğar..
___ /Güven Taşdemir