Gönderi

9/10
·536 syf.··
Beğendi
·
2025 3. kitabı
·
14 günde okudu
·
Okunma: 24 Eylül 2025 17:54
Spoilersiz: Kinyas ve Kayra isimli birbirine hiç benzemeyen ama kan kardeşi olan iki etik dışı manyağın evlerinden kaçarak genelde illegal takılacakları, dünyanın farklı yerlerinden geçecekleri yolculuklarında aldıkları notları okuyorsunuz. Kitabı bi Kinyas'ın bi Kayra'nın ağzından okuyorsunuz, alışmanız bir minik vakit alabilir. İlk başta ikisini ayırt etmekte zorlanabilirsiniz. İlerleyen süreçte iki farklı karakterin kendi yollarını nasıl farklılaştırdığını ve ikiz gibi görünen insanlardan iki farklı kişinin nasıl oluştuğunu okuyacaksınız. Edebi yönünü çok güçlü buldum yazarın, çoğu yerde şiir okuyormuş gibi hissettim. Öyle ki, hem hikayeye gömülmüş olan toplum ve sistem eleştirileri sizi zorluyor hem de akıcılıktan kitabı bırakamıyorsunuz. Bu ikisi aynı anda olurken cümlelerin aktarım şekli o kadar iyi ki şaşırıp kalıyorsunuz. Düşünüyorsunuz, kızıyorsunuz, empati kuruyorsunuz, üzülüyorsunuz. Sonra da "bu şerefsizlerle empati kurmamalıyım, onlara üzülmemeliyim" diyip kendinize kızıyorsunuz. Çok keyifliydi, öneridir. Buradan sonrası spoiler içerir!! Kitabın ilk başlarında ben Kinyas ve Kayra'yı birbirinden ayırmakta güçlük çekiyordum. Kitabın minik bir negatif yönü bu bence; yazma stilleri, kullandıkları kelimeler, edebiyatları birbirlerinin aynısı. Hatta kitabın içerisinde monoloğu olan Alp isimli arkadaşları da Kinyas ve Kayra gibi konuşuyor. Bu da "lan şu an kimin yazısını okuyorum ben" şeklinde bir zorluk yaratıyor okuyucuya. Onun dışında, Hakan Bey, naptınız amk... Yolları ayrılana kadar yaptıkları pisliklerden ötürü ikisinden de nefret ettim ister istemez. Yolları ayrıldıktan sonra ise ikisinin de birbirine olan anlamsız ama anlayabildiğimiz bağımlılığından ötürü acı çektiğini gördüm. Öyle görünüyor ki, daha mantıklı adımları atan Kinyas, Kayra'nın yokluğunda daha çok psikolojik sıkıntı çekti. Belki de iyileşmenin sancılarıydı. Nasıl olsa Kayra denen mal fikir değiştirmeyeceği, zihinsel ölüme ulaşacağı için o kadar da umursamasına gerek yoktu. Ama Kinyas'ın sancıları fikirlerini değiştirmekten, Kayra'yı isteyerek bırakmaktan, bağımlılıktan kaçmaktan dolayıydı. Kayra'nın yolunda ailesinin yanına dönmesini çok istedim. Hadi dönmedi eyvallah; zihinsel ölüm hedefine o kadar kilitlenmiş ki Türkiye'yi terk ettikten sonra da karşısına çıkan mutluluk fırsatlarını bir bir şutlayıp hepsinden kaçtı. Fakat öyle bir ortam var ki kitapta, Kayra'nın yolunda ona hem kızarken hem de geçmişini bildiğim için mutlu olmasını istemeyip "oh olsun" dedim. Kinyas ise, sayfalarca istediğim "lan Kayra dön ailenin yanına" çağrımı takip ederek ailesine döndü. Kitabın bu kısmının Ankara'da, yıllarımın geçtiği cadde ve sokaklarda geçmesi benim için ayrı bir mutluluk oldu:D Kinyas'ın ailesiyle buluştuğu sahnelerde, benim gibi bir davarın gözleri harbiden doldu. Yaşadık sahneleri Hakan abi, eline sağlık. Kayra'nın yolunu okurken, ona mutluluğa olan düşmanlığı için kızıyordum; Kinyas'ın yolunda da sıradanlaşma çabası için kızmaya başladım. "Ne bok var olum sıradanlıkta? Sıradan olunca sen de zihinsel ölümüne ulaşmış olmayacak mısın sanki?" dedim hep. Her ne dersem diyim, ikisi de istediğine ulaştı ve başardı. Hatta Tolga istediğine o kadar ulaştı ki, kendisini Tolga'dan Kinyas'a çevirdiği için nefret ettiği Kayra'yı bile bir süre sonra iyileştirmek istedi: yazdıklarını, başarı hikayesini ona gönderdi ilham alsın diye. Birisi "hiçbir şey yok" diye bitirirken öbürü "her şey var" diye bitirdi. Ama benim zannımca ikisi de aynı kapıya çıktı. 2025 Türkiye'sinde, "Tolga artık 'sıradan biri' olarak mutlu olur mu bilmiyorum ama Kayra en azından hiçbir şey hissetmeyecek" şeklinde bir karanlık bakış açısı da getirebilirim belki bu hikayeye...
Kinyas ve KayraHakan Günday · Doğan Kitap · 202535,4bin okunma
·
59 Gösterim
Yorumlar
Lütfen giriş yapınız.