Kitabı çok beğendiğim yerler vardı sultan Alparslan ile ilgili kısımları özellikle fakat yetersiz eksik bilgilerin olduğunu da düşünmüyor değilim.. Bu kitaptan anladıklarımı bir kaç cümle şöyle özetleyebilirim. Sultan Alparslanın Cihad ehli olduğundan şüphem yok Allah'ın dinini yaymak istediği için Allah CC çok az sayıları olmasına rağmen nice çoklara galip eylemiştir. Bir müslüman gözüyle tarihe şahid olmalı ve tarih yazmali çünkü şahitlik sorumluluktur Allah CC katında ve adil olmalı hem sözde hem özde hem devlet işlerinde hemde tarih yazarken. Cumhuriyet yüzyılının yazarlarında Kürtlere karşı büyük bir bencillik ve adaletsizlik görmekteyim . Bu yargıya nerden vardığımı bu kitap üzerinden söz etmek istiyorum. Amacım polemik değil tarih ilmi üzerinden ibret nazarıyla tespit eleştiri ve teşhis etmektir. Yani bu kitabın ana konusu Sultan Alparslan ve Malazgirt savaşı. Sultanın öncesi ve sonrası Kürtlerin Selçuklular ile güçlü bir bağı vardı aralarında İslam iman cihad bağı vardı buna rağmen elbet küçük beylikler emirler ganimet toprak derdine de düşmüştür. Kimisinin derdi dünyayi İslam'laştirmak kimisi torpak makam mevki. Her zaman Allah CC davasına sadık olanlara güç kuvvet İzzet vermiştir. Ama küçük beyliklerin dünya derdine düşmeleri ise hep destek olmak yerine çıkar peşinde koşmalarina ve büyük İslam devletlerin yani bütün İslam camiasının gelişmesine daha çok büyümesine engel olmuştur. Yazar o dönemde var olan Kürt beyliklerinden bahsetmemiş . Daha doğrusu Kürtlerden doğru düzgün değinmemiş . Tek nir yerde Kürt ismiyle bir başlık açmış o da polemik konusu yapıldığı için açıklama yapma gereği duymuş kitabında yer vermiş. Değindiği mesele ise tarihlerinden az haberdar olan bazı Kürtlerin Malazgirt savaşında katılan Kürtlerin desteğiyle başarı elde ettiği iddiasını red etmesidir. Yazar o meselede 4 bin veya 10 bin Kürdün desteğe geldiğini 2 kaynakla beraber değinmiş ama bu kaynakların doğru sayı olmadığını iddia etmiştir sebebi ise Kürtler bu kadar sayı asker göndermiş olsa bir devlet olduğunu gösterir bu kuvvet sayısı dolayısıyla yardım etmek yerine Selçuklularla savaşırdı demiş tabi bu bir çelişkidir . Yazar Mervani Kürt devletinin olduğunu yazmış ama bu kadar askeri gönderememe ihtimalini savunmuş. Hem beylik bir devlet olduğunu yazıyor hemde gönderemez diyor sebebi bu tür savaşlarda tarihçiler gerçek sayıyı vermezmiş. Başka şekilde de sadece Kürtler değil birçok milletten destekle birlikte 4 bin veya 10 bin olduğunu iddia etmiş. Kürtlerin asker sayısı sağlam tarihçilerin verdiği bilgilerdir ermeni Süryani Kürt Türk tarihi kaynaklarında destekten bahsedilir. Verilen sayının geçtiği kaynakların verdiği bilgi şüpheli gözüyle bakılıyor yazar ve desteğin Küçük görüyor . Küçük görmezse Kürtlerden de hakkıyla bahsederdi. Kendisi de bu sayıları veren kaynaklara dayanarak sanki o dönemde yaşıyormuş gibi Türkleri överek bahsediyor ama konu Kürtlerin desteğine gelince o kaynakların verdiği sayılara güvenilmez diyor. Velev ki askerî destek 10 bin değil 4 bin sadece Kürtler değil birçok milletten o kadar gelmiş olsun savaşa sonuçta 20 ile 30 bin Selçuklu askeri önünde 200 bin Bizans ordusu bulunmakta bu savaşta Kürtlerin desteği bile çok fark etmez mi ? Kürtler iyi müslümanlardir tarih buna şahittir. Kur'anda nice azlar nice çoklara galip gelir demez mi ? Müslümanların nasıl Galip geldiği ile ilgili ayetlerin mevcut olduğu Allah'ın yardımı olduğunu müslümanların kâfirleri yenebileceğinden bahseder. "Ey peygamber! Müminleri savaşa teşvik et! Eğer sizden sabırlı yirmi kişi bulunursa inkâr edenlerden iki yüz kişiyi yener, sizden yüz kişi olursa bin kişiyi yener; çünkü onlar yaptıklarının bilincinde olmayan bir topluluktur.
﴾66﴿ Enfal süresi
Allah sizde bir zayıflık olduğunu bildi de şu andan itibaren yükünüzü hafifletti. Artık sizden sabırlı yüz kişi olursa Allah’ın izniyle iki yüz kişiyi yener, sizden bin kişi olursa iki bin kişiyi yener. Allah sabredenlerle beraberdir. Enfal suresi "
Yani 4000 bin Kürt askeri cihad için geliyor ve bunlar 40 bin askere bedeldir bu sadece Kürtler için değil bütün iyi müslümanlar için geçerlidir müslüman feraseti basireti iman gücü var kâfir de fark etmez Bizans olsun Kürtlerden Türklerden kâfirler olsun onlar bir millet müslümanlar bir millettir. Yazar bir kaç Kürt Emirinden söz eder ama Kürt olduğundan ve o dönemin Sultana bağlı Kürt beyliklerinden bahsetmez bu haksızlık ve bencilliktir Kürtlere saygısızlık ve yok saymaktır. İslâm tarihi müslümanlarin tarihinden bahsedilecekse topluca müslüman olmuş 2. Millet olan Kürtlere yer vermemek onlara karşı haksızlık yapıldığıni gösterir. Osmanlı ve öncesi alimlerden böyle bir bencillik adaletsizlik göremezsinzi ama ulusçu zihniyet İslam zihniyetine indirgendiği için veya önüne geçirildi için Kürtleri yok saymak normal görülmekte. İslâm tarihi Arapsiz Türksüz Kürtsüz yazılmamali. Birlik kardeşlik farzdır. Büyük komutanlar İslam Birliği için savaşır küçükleri ganimet toprak makam mevki için savaşmıştir. Kitabın sonunda İlk Türk denizci komutanı zehirletip öldürenler İslam âlemine büyük bir zarar Bizanslilara büyük kâr getirmiştir. Büyük Selçuklu devletini bölüp parçalayan küçük beyliklerin bir kısmı tamamen dünyevi çıkarlar olduğu apaçık belli bundan sebeble Anadolula bir birlik Osmanlıdan önce kurulmuş değil. Osmanlı İslam Birliği politikası güttüğü için büyük güçlü uzun yaşadı. Sultan Alparslan'nin da siyasetj , Osmanlı ki gibiydi. Kılıcı Adalet davası İslamdı. Malazgirt zaferi en başta Allah'ın yardımı , müslümanların cuma vaktinde duası, savaşta mücadele eden Mücahitlerin gayreti, Sultan Alparslanın imanı adaleti ve siyaseti, ve Bizansın askeri siyasi hataları ile meydana gelmiştir. Kulların hesabı küçük Allah'ın hesabı büyüktür. Müslüman tarihini milliyetçilik duygusu ile değil iman duygusu ve gözüyle okumalı anlamalı ders çıkarmalidir. Kitapta geçmeyen ama Kürt İslam tarihiyle ilgili bir kaç bilgiyle incelememi sonlandirmak istiyorum. Ebu'l Menûçihr Camii, Büyük Selçuklu İmparatorluğu'na siyasî olarak bağlı Kürt Şeddadi emirlerinden Ebû Şücâ' Menûçihr tarafından inşa ettirdiği söylenen ve Türkiye sınırları içerisindeki ilk Türk camisi olduğu iddia edilen yapıdır. İçinde bulunduğu Ani antik kentiyle birlikte UNESCO Dünya Mirası listesinde yer almaktadır.Selçuklu döneminde var olan Kürt beylikleri ve devletleri
Hezbaniler (906–1080)
Şeddâdîler (951–1174, Ermenistan ve Arran)[2][3][4][5]
Revvâdîler (955–1116, Azerbaycan)[6][7]
Hasanveyhiler (959–1095, İran)[8][9]
Annaziler (991–1117, İran ve Mezopotamya)
Mervânîler (990–1100, Diyarbakır)[10][11]
Hezo Emirliği (1058–1598)[12]
Şabankara Emirliği (1155–1425)[13][14][15]
Hezâresbîler (1155–1424)[16][17]
Şeddadiler , Kürt kökenli Sünni Müslüman bir hanedandı . [ 3 ] [ 4 ] 951'den 1199'a kadar Ermenistan ve Arran'ın çeşitli bölgelerinde hüküm sürdüler . Dvin'de kuruldular . Ermenistan'daki uzun dönemli görev süreleri boyunca, sık sık Ermenistan'ın Bagratuni kraliyet ailesiyle evlendiler
Dvin şehrinde hüküm sürmeye başladılar ve sonunda Barda ve Gence gibi diğer büyük şehirleri de yönettiler . Şeddadilerin bir alt koluna, Selçuklulara yaptıkları hizmetin ödülü olarak Ani ve Tiflis şehirleri verildi [ 6 ] ve Selçukluların vasalları oldular . [ 7 ] [ 8 ] 1047'den 1057'ye kadar Şeddadiler, Bizans ordusuna karşı çeşitli savaşlara girdiler . Kura ve Aras nehirleri arasındaki bölge bir Şeddadi hanedanı tarafından yönetildi. (Wikipedia)