Bana kalırsa bu metin şiir mi, deneme mi, bilmiyorum ama tartışmaya da gerek görmüyorum. Okurken hissettirdiği şey çok daha önemli. Yazar, kelimeleri birer yara izi gibi kullanıyor. İçindeki kusma isteğini bile şiirleştiriyor, “kusamamaktan yorgun” derken sen de için daralıyor. Aslında bize bir hikâye anlatmıyor; daha çok, içinde sıkışan bir nefesi, nefesin tıkanmasını gösteriyor. O yüzden okurken, “ben de böyle hissetmiştim” dediğin bir noktaya geliyorsun.
Metnin en çarpıcı yanı, hem çok kişisel hem de evrensel oluşu. Birinin kalbinden çıkmış ama hepimizin içinde yankı buluyor. Sorular var: “Gururlu mu, cesaretsiz mi…?” Bu soruların cevabı yok, belki de Umay Umay cevap aramıyor. Okurla dertleşiyor sadece.
Kısacası, bu yazıyı okurken sanki 1000Kitap anlatıları geziyor, okuyor gibi hissettim. Bir şairin dizlerinde değil bir insanın yarasını görüyorsun ve bazen yaralar şiirden daha şiir oluyor.
Umay Umay, 90'ların kendine özgü şarkıcısı.. Bu kitap vasıtasıyla ismini yeniden duymak güzel oldu benim için. Kitabının öne çıkan pek bir özelliği yokmuş gibi geldi bana. İncelemeniz için teşekkürler 👍🙏🙏
Alper Turgay Evet yazdıklarınızdan hissettiğim bu şekilde oldu. Yani "Bu kitapta şuralar dikkatimi çekti, ilginçmiş" deyip de okunabileceğine dair bir kanaat oluşmadı bende. Sanki kitabın "Umay Umay' ın kitabı" olma özelliğinden öte bir şey yokmuş gibi bir izlenim edindim.