Puan vermedi·152 syf.····Okunma: 01 Ekim 2025 12:42 Judith Hermann’ın Yuva’sı, “ev” dediğimiz şeyin sadece tapu dairesinde işlem gören bir mülk olmadığını, ruhumuzun metrekaresine sığmaya çalıştığımız bir karmaşa olduğunu gösteriyor. Kitap öyle kurnaz ki, sana sessizlik satıyor; ama o sessizlik öyle gürültülü ki, yan dairede matkap çalışıyor gibi hissediyorsun.
Hermann’ın dili minimalist görünüyor ama altına felsefe döşemiş: Heidegger “dünyaya fırlatılmışlık” diyordu ya, işte burada “eve fırlatılmışlık” var. İnsan yuvasında huzur ararken aslında kendi zihninin salonunda sürekli mobilya değiştiriyor.
Okurken bir yandan “bizim apartman WhatsApp grubu bile roman olur” diye gülüyorsun, bir yandan da “belki de ev, geri dönmek değil, kaçmak istediğimiz yerdir” diye düşünüp entelektüel trip atıyorsun.
Kısacası: Yuva, battaniyeye sarılıp okurken hem kahkaha attıran hem de “yaşamak bir kira sözleşmesi mi, yoksa aidiyetsizlik vergisi mi?” dedirten bir roman.