Gönderi

10/10
·540 syf.··
Beğendi
·
2025 41. kitabı
·
11 günde okudu
·
Okunma: 18 Eylül 2025 15:08
Kitabı bitireli kaç gün oldu bilmiyorum ama içimde yarattığı etkiden sıyrılamadım hâlâ. Altını çizdiğim cümleleri (kitabın yarısından fazlasını çizdim, her yer notlarla dolu) düzenleyip kaydetmem gerekirken masamda öylece durması ve kendime söz verdiğim inceleme yazma sözünden haberdar olup beklentiye girmesi, onu cansız bir nesneden ayıran noktalardan birkaçıydı yalnızca. Sylvia, uzun zaman önce intihar ederek yaşamına son verip aramızdan ayrılmış olsa da, yazdığı bu günlükle ölümsüzlüğünü hatırlatıyor sürekli bana. Henüz kitaplığıma bile kaldıramadım bu yüzden. Aslında öfkeliyim, çünkü yaşamayı bu kadar çok seven, hayatın durağan akışında bile anlamlar arayan, hayalleri ve hevesleriyle bir yerde olma hissini doyasıya tatmak isteyen bir kadının intihara sürüklenmesini kabullenemiyorum. Elinden tutan kimsenin olmayışı, yalnızlığa hapsedilmesi ve sürekli içinde kaybolduğu depresyon kuyusuna atılmış olması onu bu hale getirdi. Yazdıklarıyla var olma amacıyla ve edebiyat tutkusuyla yaşamış bu kadının günlüklerini bile tam haliyle okuyamıyoruz, çünkü onu birçok kez üzen, aldatan ve kendi edebiyat çalışmaları için kullanan kocası yüzünden. Günlüklerinin bazıları yok edilmiş, zamanında sansürlenmiş, bir sürü tahribata maruz kalmış. Benim hayatımın amacı ne ve onunla ne halt edeceğim? Bilmiyorum ve korkuyorum. Asla istediğim bütün kitapları okuyamayacağım; olmak istediğim bütün insanlar olamayacağım ve yaşamak istediğim bütün hayatları yaşayamayacağım. Kendimi istediğim bütün becerileri edinecek kadar eğitemeyeceğim. Bunları neden istiyorum? Hayatımda mümkün olan zihinsel ve fiziksel tecrübelerin tüm renklerini, tonlarını ve çeşitlerini tatmak ve hissetmek istiyorum. Ve korkunç derecede sınırlıyım. / s.31 Hayatının birçok döneminde depresyon batağında boğulmasının nedeni bu satırlarda gizli. Bir arayış, bir kendini bulma hali, iyi bir şeyler yapma isteği hâkim düşüncelerinde; ama elinin kolunun bağlı olduğunu çok iyi biliyor, çünkü erkek egemen bir toplumun parçası olduğunun farkında. Mükemmeliyetçiliği ve kaygıları yüzünden bir şey başaramayacağının bilincinde olmak onun tanıdığı bir duygu ve tüm bunların farkında olabilmek, kendini tanıyabilmek en güzel şey aslında. Kendini bildiği için bazen eli ayağına dolaşıyor, stres ve heyecan onu ele geçiriyor ve her şeyi salmanın akışına bırakıyor kendini. Kimi zaman güçlü, kimi zaman bir zavallı gibi. O kadar doğal ve samimi ki, günlüğüne doldurduğu satırlar karmaşık, tıpkı hepimiz gibi, tüm insanlar gibi. Sevmek ve sevilmeyi istemek, her şeyi tutku dolu yaşama ihtiyacı niye bir insanı âciz kılsın ki? Bencil olduğunu düşünüyor Sylvia; bana öyle gelmedi hiç. Bencil olan çevresiydi; annesi, flörtleri, kocası, okul ve iş arkadaşları… ‘’İki çocuğunu geride bırakıp kendini öldüren bir kadın bu’’, gözüyle okuyacaksanız, onu ve yaşamını yargılayacaksanız ve onun seçimlerini sorgulayacaksanız hiç okumamanız gereken bir kitap bu. Çünkü yazılanlar kurgu değil, bir dolap yok, bir oyun yok burada. Yalnızca gerçekler var, hatta öyle gerçekler ki bunlar; duygu ve düşünce selinin içinde, iç çatışmaların kucağında, bazen gülümseten, bazen de hüzünlendiren sayfaların akışında bir yere ait hissedememenin ve kendini bulamamanın fırtınasında dümeni tutuyormuşsunuz gibi bir anlatı bu. Yoğun, kasvetli ve karanlık… Hep mutsuz anlarına denk gelmedim tabii ki, ama sanki hep o yaşadığı mutlu anların bedelini ödemiş gibi bir şey oldu. Sonunun nasıl bittiğini bildiğiniz bir insanın yazdıklarını okumak hiç kolay değil. O kıvılcımları görmek ve engelleyemeyeceğimiz şeylere tanık olmak insanın yüreğini acıtıyor. Belki de bu kadar etkilenmemin nedeni onda kendimi görmekti, bilmiyorum. Yazarlığı sık sık düşünmem; bu hayalimi gerçekleştirebileceğimi bilememek ve bu konudaki umutsuzluğum özellikle. Sonra dil öğrenme sürecimiz, o da Fransızca çalışıyor falan. Sevdiğim bazı yazarları çok seviyor; Virginia Woolf mesela. Çok tanıdık şeyler vardı hayatımıza dair. Yaşamım ile okuduğum kitaplar arasında genellikle böyle bağlantılar kurabiliyorum ve bu çok çarpıcı bir şey. Bu tesadüfe, ayarlamadan ve bilmeden şahit olmak ilginç gerçekten. Sylvia Plath ile bu şekilde tanışmak dokunaklı bir deneyimdi, onun en özel anlarını okumanın sunduğu atmosferden olsa gerek, hemen benimsediğim bir yazar oldu. Kapak resmindeki Sylvia ile ne zaman bakışsak boğazım düğümleniyor; yüz ifadesi, özellikle gözleri… sanki anlatmak istediği o kadar çok şey var ki. İyi ki otuz yıllık ömründe günlük tutmak aklına gelmiş. İyi ki varsın Sylvia, iyi ki günlüğünü okumuşum. İncelememi paylaştığım platform: instagram.com/p/DPEPYhJiNSC/?...
Edebiyat
GünlüklerSylvia Plath · Kırmızı Kedi · 20141,675 okunma
·
217 Gösterim
Yorumlar
Lütfen giriş yapınız.