İnsan üretken bir canlıdır, hangi alanda eğilimi olduğunu bildiği takdirde kendisini geliştirmesi ve başarıya yükselmesi olası. Ama yenik düştüğü duyguları onu karanlığa çeker ve alaşağı eder. Sevdiği arkadaşının biyografisini anlatmaya çalışan ama yakınından bile geçemeyen anlatıcı, besteci Adrian Leverkühn'ün gerilimli, duygu ve düşünce değişimleri ve sağlık sorunları ile mücadele ettiği hayatına, çevresindeki insanlara ve dönemin olaylarına odaklanıyor. İlk 100 sayfa fazlaca doğa ve müzik üzerine detaylı, upuzun bir bilgi aktarımı ile geçiyor. Sonra anlatacağını vaat ettiği Adrian dışında her gereksiz detayı okuyor okuyucu. Son 100 sayfa gereken merak ve sürükleyici olay akışını sunuyor ama 739 sayfanın 600 küsurunu biyografiden ve ana odaktan uzak, konudan konuya atlayarak okuyunca çokta bir anlam ifade etmiyor Eser üç katmanlı zaman dilimine tanık oluyor; kendi içinde bulunan zaman, olayları aktaranın yaşadığı zaman ve tarihsel zaman.
Mann, Goethe'in ve bir başka yazarın Faust adlı eserlerine gönderme yaparak, metnini bu zemin üzerine inşa etmiş. Dönemin Almanyası'na bolca eleştiri vardı ve karakterin şeytan ile istişare ettiği bölümler dikkatimi çekti. Sanatçı ruhunu daha duru ve başarılı anlattığı Venedik'te Ölüm adlı eserini çok sevmiştim. Doktor Faustus eseri hakkında da merak uyandıran, can alıcı görüşler okumuştum haliyle beklentim çok yüksekti. Thomas Mann'in kaleme aldığı son eseri benimse okuduğum altıncı eseri Doktor Faustus. Çok yorucu bir okuma oldu, ortak okuduğum arkadaşlarım olmasa daha elimde sürünürdü. Ne umdum ne buldum ama bardağın dolu tarafından bakacak olursam külliyatından bir eser daha eksildi.