Küçük İnsanların Büyük Trajedisi (Spoiler içerir!!!)
7/10
·184 syf.··
Beğendi
·
2025 11. kitabı
·
8 günde okudu
·
Okunma: 25 Eylül 2025 13:03
Yoksulluk, çaresizlik, dışlanma ... Bunlar 19. yüzyıl Rusya'sında yaşayan yoksul insanların hayatlarının gerçeği! Ve bunu gerçekçi bir gözle tasvir eden yetenekli bir yazar! İnsancıklar, dönemi gereği kasvetli bir eser. Okurken insanın içini sızlatıyor, empati yeteneğini zorluyor. Karakterlerin yaşadığı çaresizlikleri okumuyor da izliyormuşuz gibi bir izlenim bırakıyor insanda. Maharetli ellerden çıkan bu başyapıt, toplumdaki sınıf farkını açık ve acı bir şekilde yansıtıyor. İnsanların sırf paraları olmadığı için kendilerini 'küçük insan' olarak görmeleri ya da bu durum karşısında yaşadığı çaresizlikler o kadar gerçekçi bir anlatımla çıkıyor ki karşımıza insan durup sorguluyor. Acaba toplum insanı ezdiği için mi insan kendini küçük görüyor, yoksa insan kendi değerini parayla ölçtüğü için mi küçülüyor? Durup düşündüm bunu ve şöyle bir cevap verdim kendimce. İkisi de değil! İkisinin bir sentezi olduğunu düşünüyorum. Toplum tarafından yaratılan algı sonucunda insan kendisini paraya göre endeksliyor. Bu da toplumu daha da körüklüyor. Yani iki kesim arasında kısır bir döngü oluşuyor! Kitap, Makar ve Varvara'nın mektuplarından oluşuyor. Orta yaşları geçmiş bir memurun, henüz yirmili yaşlarının başında olan bir kızla olan mektuplarından... Yoksulluk, çaresizlik ve yalnızlık içinde boğulmuş olan bu insanlar birbirlerinin mektuplarında nefes alıyor. Birbirlerine karşı derin bir bağlılık besliyorlar, parasızlığa rağmen birbirlerine tutunuyorlar. Saf sevgi ve bağlılık görüyoruz mektuplarda, bazen de ufak aşk kırıntıları göze çarpıyor fakat kesin bir şey de söyleyemiyoruz bununla ilgili. Ki varsa bile tek taraflı olduğundan bir önemi de yok sanırım! İlk başlarda, acaba böyle mi devam edecek yoksa bir yerde bir kırılma anı olacak mı diye bekledim. Fakat okudukça yazgının değişmeyeceğini anladım. Kaderinin böyle olduğuna körü körüne inanmış bir insan yazgısını değiştirmek uğruna parmağını oynatmıyor, sadece kabulleniyor ve boyun eğiyor! Öyle bir 'kadercilik' anlayışı var ki okurken kitaba bakarak birçok yerde söylendiğimi hatırlıyorum. 'Senin elinde, değiştirebilirsin, pes etme, boyun eğme!' diyerek peş peşe cümleler sıraladım karakterin kaderciliğine karşı... Her şey dramatize ediliyor, sürekli söyleniyorlar ama değişim için çaba sıfır! Tabi ki onları suçlamıyorum yoksullukları için fakat elde avuçta bir şey yokken de tütün, alkol gibi ya da mektuplaştığın kişinin gönlü hoş olsun diye de gereksiz harcamalar gibi şeylerden sonra da gelip kader dememelisin! Fakat bu demek değil ki dönemin Rusya'sında yoksulluk çeken insanların sevgi ve aidiyet ihtiyacından bu davranışların doğduğunu yadsıyorum! Zaten yazarın hüneri de burada! Okurken bin bir türlü duygu yaşatıyor insana, işin lezzeti de orada saklanıyor. Son olarak Gorşkov'dan da bahsetmek istiyorum. Zira kitapta az, gönlümde geniş bir yere sahip bu karakter! Nasıl üzüldüm, anlatamam. Çocuğunun ölümünü çaresizlikle izlemesi yüreğimi sızlattı, sayfalara birkaç damla gözyaşımı bıraktım! Sonrasında vazgeçmeyip çabalaması ve tam davayı kazanmışken, tam işleri yoluna koymuşken usulca hayata veda etmesi... Daha doğrusu veda edemeden göçmesi! Kesinlikle derin bir karakterdi Gorşkov. Yer aldığı birkaç bölüm bile yetti çaresizliği iliklerime kadar hissetmeye! Ah Gorşkov! Roman, hem karakterlerinin derinliği hem de içine doğduğu toplumun eleştirisini etkileyici bir şekilde okura sunuyor. İnsanın çaresizlik ve yalnızlıkla nasıl mücadele ettiğini, daha doğrusu mücadele etme çabasını görmek isteyen herkesin okuması gereken bir başyapıt! İnsanın değeri parayla değil; kalbinde taşıdığı hislerle, aklıyla ürettiği düşüncelerle ve daha başka nitelikleriyle ölçülmelidir. Ama parayla değil! Makar Devuşkin'in de dediği gibi ''... belki parıltı yok, ışıltı yok, renk yok ama yine de insanım, kalbiyle ve düşünceleriyle bir insanım ben''
Edebiyat
İnsancıklarFyodor Dostoyevski · Can Yayınları · 202376,9bin okunma
·
72 Gösterim
Yorumlar
Lütfen giriş yapınız.