Bu romanında Mehmed Uzun, Kürt aydını ve dil bilimcisi olan Celadet Bedirhan'ın, bir kuyuyla başlayan ve bir kuyuyla sona eren hayatını anlatıyor.
Celadet Bedirhan'ın, hayatının dönem dönem anlatıldığı kitapta, dönemler fotoğraflardan oluştururak yazılmış. Yani kitap toplam on beş fotoğraftan oluşuyor.
Olaylar zaman zaman roman kahramanı Celadet Bedirhan'ın anlatımıyla aktarılıyor. Bu durum kitabı okurken sanki romanın kahramanıyla sohbet ediyormuşsunuz gibi hissettiriyor ve kitabın daha akıcı bir şekilde ilerlemesini sağlıyor.
Celadet Bedirhan'ın sürgün edilmesi, sürgünde yaşadığı zorluklar, geride bıraktıklarına duyduğu özlem, Kürt dilinin yok olmaması için verdiği mücadele, umutları, çaresizlikleri, hayalleri, hayal kırıklıkları ve sürgünde sona eren hayatı çok etkileyici bir şekilde anlatılmış.
Kısacası Mehmed Uzun, bu romanında sürgün hayatının etkilerini, Kürtlerin yaşadığı zorlukları, insanların din, dil ve ırkları yüzünden yaşadığı acıları gözler önüne seriyor.
Mehmed Uzun kitaplarını okurken etkilenmemek mümkün değil.
Okumanızı önerir keyifli okumalar dilerim... :)