·288 syf.····Okunma: 28 Eylül 2025 00:12 Hani bazen bazı kitaplar vardır; mekan, zaman, duyguların, o günlerdeki hayatının tam olduğu yer ve işte o kitap… tam da ihtiyacın olan, ihtiyaç demeyelim aslında tam da kalbinin ortasından fışkıran, yazarla gerçekten konuştuğun, yazarı gerçekten anladığın, yazar sanki senmişsinde sonunda hissiyatlarını dökmüşsün cümlelere, paragraflara gibi… Uzun zamandır benim için o kitap gelmemişti, bulamamıştım, düşmemişti önüme ya da evren henüz hazır olmadığımı anlamıştı, bilemiyorum… Ama o kitap bu kitaptı.
Muhtemelen en çok alıntı paylaştığım kitap oldu ve bunu okuduğumda (1038 ve 1K’dan önce sayamadıklarım arasından). Kendimi tuttuğum yani, muhtemelen fiziki okusam kitabın %75’inin altı çizili olurdu :). Ben alıntılarımı, incelemeleri veya gönderileri birileri görsün, beğensin diye değil burayı günlük gibi kullandığımdan, geri dönüp baktığımda o hissiyatları unutmamak için yazıyorum. Sanırsam şuan da kitabı hala incelemeye başlamamış olmam bundan kaynaklı.İnceleyeyim.
Her bir karakter yazarın dediğine göre ‘o an’ şekillenmiş, kore kültürüne(2008’lerde İngilizce altyazıyla zar zor bulduğum dizilerle, bazen kendim çevirerek başladım) çok aşina birisiyim, kültürel olarak bize yakın insanlar olsa gerek özellikle sıkı iş ve ortamları kitapta daha çok değinilmiş, asıl olay da iş ve yoğunluk da değil. Yaşamsal yoğunluk.
Günümüzde özellikle sosyal medyanın çok etkili olduğunu zamanlardan olsa gerek kimse hiçbir şeye yetişemiyor, herkes her şeyi yapıyor ama sen arkada sıkışıp kalmışsın ve bunun üzerine de bir de varoşun sancıları eklenince sen bitmişsin… Mutluluğu herkes bulmuş sen kalmışsın, hayatının amacına herkes ulaşmış ama sen daha amacını bile bulamamışsın, herkes bir şey sahibi ama sen daha ne istediğini bile bilememişsin, hatta üzerine düşünmemişsin, anlamamışsın, farkına bile varmamışsın, yaşamayı istiyor musun o bile meçhul bu bile değil gerçekten yaşıyor musun?
İşte yazarın devreye girdiği yer tam olarak burası ve bunlara karakterlerle verdiği, altını çize çize parmağımın ağrıdığı o mesajlar… Her okuyanın hissedeceği o sıcaklık…evet en iyi tanım bu sıcaklığı hissetmek. Herkesi tatmin eder mi bilemiyorum ama ben oldukça tatmin oldum, en başta söylediğim gibi benim içimi benden iyi anlatmış yazar. Üzerine bu kadar düşündüğüm, hissiyatlarımı kontrol edip kelimelere dökmeye çalışmakta zorlandığım şimdiye kadarki en zor incelemem oldu galiba. Yazara mesaj atmayı denemeye giderken, kesinlikle üzerine çok düşüneceğiniz bir kitap olduğunu söylemek isterim.İçimdeki karmaşaya, arayışlara, sessizliklere dokunan bir ses misali. Kapatırken elimde sadece bir hikâye değil, aynı zamanda kendime dair küçük bir ayna tuttum. Ve biliyorum ki bu sıcaklık bende çok uzun süre kalacak.İyi okumalar…