bu kitaba ilk başladığımda günlerim aşırı bunaltıcıydı. bu sebeple kitabın çok daha fazla içine girmiş bulundum. yazarın yaşam hikayesini de bildiğimden beni olması gerekenden fazla etkilemişti. sanki kendimi okuyor gibi hissettim. bu kitap sayesinde çevremi, kurduğum ilişkileri ve yaşadığım hayatı gerekenden fazla sorgulayarak mutsuzluğumu fark etmiş bulundum.
sonrasında kitaba yaklaşık 2 ay ara verdim. bu sürede de hayatımı baştan yarattığımı söyleyebilirim. Sylvia Plath in incir ağacı teorisi işte beni böyle etkilemişti.
kitap zaten muhteşem. yazım dili çok akıcıydı, karakterimiz sanki tanıdık birisi gibiydi. gerçekten kendinizi syvlia plath in zihninde hissediyordunuz. özellikle bir kadın olarak kitabı okurken biraz buruktum. yazarın evlilik, erkekler ve bekaret kavramı hakkındaki his ve düşünceleri üzerinden yıllar geçmesine rağmen hala var olan kalıplar. günümüz insanı eskiye nazaran modernleşmiş olsa bile hala atalarımızdan bize aktarılan son kullanma tarihi geçmiş kalıplar varlığını sürdürüyor.
"bir erkeğe hizmet etme düşüncesinden nefret ediyorum." demişti syvlia plath.
SPOİLER
zaten kitabın sonlarına doğru bekaretini verdikten sonra bir rahatlama görüyoruz. yaptığı şey bekaretini kaybetmek değildi. özgürlüğünü kazanmıştı ve erkek egemenliğine karşı yaptığı bir reddediş hatta bir başkaldırıydı.
kitabın sonu ile yazarın intiharının bağını çok trajik buldum. sonda eshter kendine bir şans daha veriyor ve belki sırça fanusun içerisine tekrardan girmemeyi ümit ediyor. kitap çıktıktan sanırım 1 ay sonra kendisi intihar etmişti. bu sebeple bu kitap sanki onun son mektubuydu benim gözümde.
günümüzün bile feminist edebiyat kraliçesi. önünde saygıyla eğiliyorum.