Gönderi

Puan vermedi·124 syf.··
2025 14. kitabı
Usta bir kalemden nefis bir halk söylencesi. O kadar güzel ki, bir günde bitirirsiniz. Kitabı bu ikinci okuyuşum. Ah çok etkileyici bir üslup, halk hikayesi, olağanüstü öğelerle süslenmiş bir Efsane. Kitap Ağrı Dağında baharın gelişini küp gölü etrafında kepeneklerinin üstüne oturup gün ağarana kadar Ağrının öfkesini kavalları ile çalan çobanların geleneksel ritüelleri ile başlıyor. Gün ağarınca bir ak kuş geliyor. Kanadını küp gölüne batırıyor, uzaktan gümüş, altın koşumlu bir ya beliriyor ve kayboluyor. Ve efsane başlıyor.Ağrının Osmanlı paşası Mahmut Han’ın atı gider dağlı Ahmet’in kapısında durur. Ahmet atı 3 kere uzaklara götürür ama at her seferinde geri gelir. At artık Ahmet’in kısmetidir. Ve her şey böyle başlar. Mahmut Han atın Ahmet’te olduğunu öğrenince Ahmet’i ve dağlıların çok saydığı yaşlı sofi’yi ve Ahmet’in haklılığını savunan Ağrı Beylerinden Musa Bey’i zindana atar. Burada Mahmut Han’ın kızı Gülbahar ile Ahmet birbirlerine büyük bir aşkla bağlanırlar.Gülbahar zindanda kavalıyla Ağrının öfkesini çalan Ahmet’e büyük bir aşkla bağlanır.Ağrı halkı çok kızar bu işe. Ağrılıların ve civar vilayetlerin büyük saygı duyduğu Kervan şeyhi ve Demirci Hüso’da çare bulamaz. Ve Gülbahar bir tutam saçı karşılığında zindancı Memonun esirlerin kaçmasına izin vermesini sağlar. Esirler kaçar bunu öğrenen Mahmut Han Memoyu suçlar. Memo savaşarak kale burçlarından kendini, ben bu dünyadan alacağımı aldım, bizi sevenlere sevmeyenlere selam olsun diyerek burçlardan atar. Ölürken memonun kalbinin üstünde sımsıkı tuttuğu avucunda bir tutam kapkara saç vardır. Gülbahar’ın herşeyi bilen kardeşi Yusuf babasından öyle korkar ki, korku telaşıyla gidip her şeyi anlatır. Öfkeden çıldıran Mahmut Han bu kez Gülbahar’ı zindana atar. Ama Ağrı halkı buna dayanamaz. Büyük bir kalabalık gelir Gülbahar’ı zindandan kaçırır. Kervan Şeyhinin huzurunda Gülbahar ve Ahmet kavuşurlar. Şeyh onları müridi olan Hoşap kalesi beyine gönderir. Mahmut han ne kadar uğraşsa da kale beyi genç aşıkları teslim etmez. Hatta Mahmut Han dönemin Erzurum Beylerbeyi Rüstem Paşa’dan bile yardım ister. Ama paşa dalga geçer gibi bir mektupla Ahmet kızı da atı da hakketmiş diye cevap yollar.Buarada Ahmet Gülbahar’a eskisi gibi değildir. Kalede kendilerine tahsil edilen güzel odada aralarına bir kılıç koyarak uyur Ahmet. Bu uzaklık Gülbahar’ı kahreder.Mahmut Hanın yardımcısı İsmail Ağanın tavsiyesi ile Mahmut han bir teklifte bulunur. Eğer Ahmet Ağrı Dağ’ın doruğuna çıkıp bunu kanıtlarsa her şeyi unutup düğünü kendi eliyle yapacaktır. Ahmet kabul eder. 3 gün sonra dorukta bir ateş yakacağım der ve atını Ağrı Dağına sürer. Bütün çevre illerden o güne kadar kimsenin görmediği bir kalabalık sarayı kuşatır. Ahmet’e bir şey olursa taş üstünde taş bırakmayacaklardır. Çünkü o güne kadar Ağrı doruğuna çıkmaya çalışanı hiç geri göndermemiştir. Bundan korkan Mahmut Han Ahmet’i bağışladığını ilan etse de Ahmet dorukta ateşi yakar, verdiği sözü tutar ve döner. Ağrı da Ahmet’i sevdiğine bağışlamıştır. Sevgililer kendileri için kurulan düğüne bakmadan Ağrı Dağına at sürerler yeniden. Bir mağarada ateş yakarlar. Peynir ekmek yerler. Ahmet hala çok soğuktur. Gülbahar artık öfkesini tutamaz ve içindekini söylemesini ister. Ahmet Memoya ne verdin de beni kurtardın der. Gülbahar ne istersen veririm dedim ama hiç bir şey istemedi deyince, Ahmet ne istersen veririm mi dedin der, ve susar. Gülbahar her şeyin bittiğini anlar. Ahmet bir yatak yapar araya kılıcı koyarak uykuya dalar. Gülbahar hançerini çeker ve uyurken daha da güzel görünen bakmaya doyamadığı Ahmet’i öldürüyor. Ama Ahmet’in hayali Gülbahar’ı küp gölüne kadar götürüyor. Ara ara kaybolup yeniden beliren Ahmet’e Gülbahar hep aynı şeyi söylüyor. ‘Sen benim yerimde olsan aynı şeyi yapardın Ahmet! Dön artık.’ Rivayete göre Ağrı Dağında küp gölü yakınlarından geçenler hala simsiyah saçları sırtından akan Gülbahar’ı gölün kenarında düşünürken, Ahmet’i çağırırken görürlermiş. Aslında törenin bireyi nasıl yok ettiğinin, aşkı nasıl boğduğunun sembolü. Gülbahar’ın Ahmet’i öldürmesi, gerçek bir “ihanet”ten çok, törenin kadını çaresiz bırakmasının dramatik bir yansıması. Efsanenin halk arasında söylenen halinde Ahmet ile Gülbahar’ın akıbeti net değil. Ama Yaşar Kemal edebi etkiyi artırmak için trajediyi keskinleştirmiş. Kitap sizi alıp Ağrıya, Doğubayazid’e Hoşap kalesine, Demirci Hüso’nun atölyesine götürüyor. Kitap sizi bir yalım kılıç gibi iki aşığın arasına götürüyor. Kitap size töreler, baskıcı yönetimler iki aşığa ne yaptı dedirtiyor. Ah çok etkilendim.
Ağrıdağı EfsanesiYaşar Kemal · Yapı Kredi Yayınları · 202536,1bin okunma
·
52 Gösterim
Yorumlar
Lütfen giriş yapınız.