Iyyyy
1/10
·200 syf.··
2023 65. kitabı
·
1 saatte okudu
·
Okunma: 28 Haziran 2023 00:00
Edebi yönleriyle, “kişisel gelişim” sınıfındaki egzajere çıkarılmış motivasyon kakemanyaklığıyla ve sadeliğin maskesi altındaki zorluklarla: Bu kitap lafta “özgürleşme”, “önceliklerini belirleme”, “gereksiz kaygılardan kurtulma” vaat ediyor, ama gerçekte bu vaatler çoğu zaman yüzeysellikle dolu, içi boş sloganik maxims haline geliyor. Manson’ın üslubu “açıktan dağıta da vereyim” tarzı; espriler, küfürlü cümleler, “sal gitsin” ruh hali, samimiyet taklidiyle bezeli — ama bunlar çoğu zaman edebi bir denge kurmaktan uzak, edebiyat değil pazarlama aracı gibi kullanılmış. Karakter tahlili aslında yok; çünkü bu kitap roman değil, deneme / motivasyon karışımı. Ama “benlik” olarak yansıtılan şey de klişe: “denge”, “özgür irade”, “sen başkasının değerlerine göre değil kendi iç değerlerine göre yaşa” gibi ezberlenmiş mottolar üzerinden ilerliyor. Manson, okuyucuya “sen özelsin ama sen de herkes kadar sıradan olabilirsin, önemli olan seni ne mutsuz ediyor, onu seçmemek” gibi çelişkili ama popüler görünen fikirleri satıyor; ama çatışmalar, psikolojik derinlik, karakterin içsel çelişkileri, dönüşümleri detayla incelenmiş değil. Kitabın yapı ve üslup olarak büyük zayıflıkları var: aynı fikirler sık tekrar ediliyor (“hayat acıtırsa acıtmasına izin ver, sen bunu seç” gibi cümleler birçok bölümde farklı biçimlerde dönüyor). Bu tekrarlar ilk başta okuru motive ediyor gibi görünse de, orta düzey düşünceye sahip okuyucu için yorucu bir monotonluk haline geliyor. Ayrıca, bazı bölümler yazarın kendi hayatından hikâyelerle süslenmiş, ama o hikâyelerin okur için evrensel içeriği ve geçerliği çoğu zaman tartışmalı veya indirgemeci. İçerik açısından toplumsal eşitsizlikler gibi konulara değinildiği iddia edilse de Manson’ın yaklaşımı daha çok bireysel kurtuluş / bireysel mutluluk ekseninde kalıyor. Kadının toplumdaki konumu, ekonomik baskılar, kültürel engeller gibi meseleler ya çok yüzeysel geçiliyor ya da hiç ele alınmıyor. Dolayısıyla kitapta yüksek sesle bir şenlik marşı gibi var; ama pratikte “benim değ­erlerim ne, neyi önemsememeli­yim” gibi bir kişisel gelişim klasiği sınırlarını aşmıyor. Bir diğer eleştiri: bazı öneriler “herkes için geçerliymiş gibi sunulan” genelgeçer ifadeler. Ama farklı coğrafya, farklı toplumsal yapı, farklı kişisel travmalar, psikolojik durumlar var — bu evrensellik iddiası bazen aptalca indirgemeciliğe dönüşüyor. Bir öneri “her zaman iyi şeyleri bekleme, bazen kötü şeyler olur, onları da kabullen” olabilir; ama bu, travma yaşamış biri için yeterli bir çözüm değil, sanki yazar “acıyı yaşa!” lafıyla bütün derdin içini doldurmuş gibi gösteriyor. Sonuç olarak, Ustalık Gerektiren Kafaya Takmama Sanatı, popülerlik açısından başarılı olabilir, ilk başta okuru bazı "rahatsızlıklarını fark etmeye teşvik eden" bir etkiye sahip olabilir; ama edebiyat açısından zayıf: derinlikten uzak, dil açısından bazen itici dozda yalınlıkla –aslında yetersizlikle– sınırda olan bir anlatım; fikirler çoğu zaman motiveden ibaret; repetitif, indirgemeci; sosyal adalet gibi ciddi konularda pratik ve sistematik yaklaşımlar yerine kahve sohbeti tarzı tavsiyeler.
Kişisel Gelişim
Ustalık Gerektiren Kafaya Takmama SanatıMark Manson · Butik Yayınları · 201715,5bin okunma
·
1 +1'leme
·
43 Gösterim
Yorumlar
Lütfen giriş yapınız.