10/10
·112 syf.··
2025 38. kitabı
·
2 saatte okudu
·
Okunma: 27 Eylül 2025 02:39
Kahramanımız Firdevs, başından geçenleri birinci ağızdan anlatıyor. Kitap, onun hapishanede geçirdiği son günlerinde yaşadığı çöküş ve geriye dönüp hayatını anlatmasıyla başlıyor. Daha ilk sayfalardan anlıyorsun: Bu bir kurmaca değil, bu bir “neden buradayım” sorusunun cevabı. Firdevs’in hayatı çocukluktan başlıyor. Yoksulluk, baskı, şiddet… Daha küçük yaşta en yakını tarafından istismar ediliyor ama kimse bunu görmüyor, duymak istemiyor. Çünkü toplumun düzeni, susmayı öğretiyor. Erkekler için “normal” sayılan şey, kadının bedenini sahiplenmek, onun ruhunu yok saymak. İşte Firdevs tam da bu düzenin içine doğuyor. Okul, eğitim gibi ışık veren bir kapı aralansa da, o kapının ardında da başka bir çıkmaz var. Çünkü toplumun gözünde kadın, ne kadar okursa okusun, eninde sonunda “bir erkeğin eşi” ya da “bir erkeğin malı” olacak. Firdevs de defalarca evliliğe, ilişkilere, erkeklerin hükmüne sürükleniyor. Yazar burada özellikle erkeklerin dünyasını net bir şekilde eleştiriyor: Erkeklerin çoğu sadece cinselliği, güç gösterisini ve kadını ezmeyi biliyor. Sevgiyi, eşitliği, dostluğu bilmiyorlar. Kitap boyunca en acıtan şeylerden biri şu: Kadının kendi ailesi bile çoğu zaman onun yanında değil. Anne baba, çoğu yerde kızının ne yaşadığını göremiyor, görmek istemiyor. Tacizi fark edemiyor, şiddeti olağan kabul ediyor. Hatta “sus” diyerek, “ayıp” diyerek, “yaşı geldi” diyerek kızlarını daha büyük adamlara teslim ediyorlar. Yani kadının düşmanı sadece dışarıdaki erkek değil; susturulmasına göz yuman bütün bir çevre. Firdevs’in hikâyesi aynı zamanda “sıfır noktası” kavramını da açıklıyor. Yani bir kadının, yaşadığı baskıların, şiddetin, sömürünün ardından varabileceği en uç nokta. Orada artık kaybedecek bir şey kalmıyor. O noktada insan ya tamamen teslim oluyor ya da başkaldırıyor. Firdevs’in seçimi ise kitabın en güçlü yanı. Bu eser, okura sadece bir kadının dramını değil; toplumların kadınlara kurduğu görünmez zincirleri de gösteriyor. Ve şunu fark ediyorsun: Bu zincirler hâlâ kırılmadı. Bugün bile hâlâ kız çocukları, aileleri tarafından susturuluyor. Hâlâ evlilik adı altında köleleştirilen, hâlâ en yakını tarafından istismar edilen, hâlâ sesi duyulmayan milyonlarca kadın var. Yazarın dili yalın ama çok güçlü. Cümleler öyle bir tokat gibi geliyor ki, süsleme yok, masal yok; sadece gerçeğin ta kendisi var. O yüzden kitap bittiğinde, bir roman okumuş gibi değil de, bir kadının gözlerinin içine bakıp onun acısını dinlemiş gibi hissediyorsun.
Sıfır Noktasındaki KadınNevâl El-Seddavi · Metis Yayınları · 202526,3bin okunma
·
50 Gösterim
1 Yorum
Lütfen giriş yapınız.
Çok güzel yorumlamışsın