·48 syf.··Beğendi
···Okunma: 28 Eylül 2025 22:57 Ömer Seyfettin’den dört güzel hikâye…
“İlk Namaz” maneviyatı zedelenmiş,eski heyecanını yitirmiş,boşluk içerisindeki Ömer’in annesiyle kıldığı ilk sabah namazını büyük bir özlemle hatırlayışının anlatıldığı öyküdür.
“Bahar ve Kelebekler” Türk kadınının eski devirlerdeki saadetiyle yeni kuşağın mutsuzluğunu karşılaştıran bir hikâye. Torununun torunu olan karamsar,donuk genç kızla büyükninesinin arasında geçen eski Türk kadınları-yeni Türk kadınları mukayesesi üzerine kuruludur anlatı. Bahar mevsimi bile genç kızı mutlu etmeye yetmemektedir. Oysa eskiden baharda kelebekler üzerinden bir nevi fal bakılır;ilk görülen kelebeğin rengine göre yılın nasıl geçeceği anlaşılırdı. Beyaz ve pembe kelebekler saadeti,zenginliği getirirken siyah ve sarı kelebekler hastalık ve kötülüğe yorulurdu. Genç kız büyükninesinin anlattıkları üzerine koşup pencereden bakar ve bir süre sonra bahçede kapkara bir kelebeğe ardından da sarısına tesadüf eser. Devir ne kadar değişirse değişsin,batıl inanç olduğunun ve bilimsel bir yanının olmadığının farkında olsalar bile yeni nesil eskilerin itikatları karşısında çekinmeden edemez. İşte genç kız da derin mutsuzluğuna böylece geri döner.
“Ant” kan kardeşi olan yazar ile Mıstık’ın öyküsüdür. Mıstık,anlatıcıyı köpek saldırısından kurtarır ancak kendisi kurtulamaz.
“Falaka” yazarın da dediği gibi “gülünç şeylerin içindeki bir facia” öyküsüdür. Yazarın mektep hocasına yaptığı şaka sonucu hoca zor duruma düşer. Kaymakam tarafından hocalıktan azledilir. Sonu üzücü de olsa oldukça eğlenceli bir öykü.
Ömer Seyfettin’in öyküleri gerçekten bizden,içimizden. Hiç yabancılık çekmez okuyan. Ne var ki kaybolan masumiyetimizi,bize ait değerleri kaybetmenin hüznünü hissettirir her bir hikâye. Bugünün karamsarlığının ayak sesleri duyulur kimi zaman.