Ant
İlk Namaz, Bahar ve Kelebekler, Ant, Falaka isimli 4 kısa öyküden oluşmaktadır eser. Kısa sürede okunacak ve okuması keyifli bir kitap.
Çok severek okudum. Herkese naçizane tavsiye ederim. Şimdiden keyifli okumalar dilerim.
Arka Kapaktan Alıntı:
ÖMER SEYFETTİN, 1884’te Balıkesir, Gönen’de doğdu. 1903’ te Mekteb-i Harbiye’den mezun oldu. İzmir’e atanmışken Makedonya’da başlayan isyanı bastırmak üzere Selanik’e ve Manastır’a gönderildi, bu bölgede görev yaptı. Buradaki görevinde gösterdiği başarılardan dolayı iki liyakat madalyasıyla ödüllendirildi. İsyanın bastırılmasının ardından Kuşadası’na döndü. 1909 başında Selanik’te teğmen olarak görev yaptı. 31 Mart Vakası esnasında Hareket Ordusu subayı olarak İstanbul’a geldi. 1911’de askerlik mesleğinden istifa ederek Selanik’e yerleşti. Balkan Savaşı başlayınca yeniden askere alındı. 20 Ocak 1913’te Kanlıtepe’de Yunan ordusuna esir düştü. Atina yakınlarındaki Naflion kasabasında on ay kadar süren esirlik hayatı bitince 17 Aralık 1913’te İstanbul’a döndü. 1914’te askerlikten ikinci defa istifa etti. 6 Mart 1920’de İstanbul’da vefat edene kadar Darülmuallimin’de ve Kabataş Sultanisi’nde öğretmenlik yaptı. Ömer Seyfettin, ilerleyen yıllarda “hikâyeci” olarak ünlenmesine rağmen edebiyat hayatına şiirleriyle girdi. Ali Canip Yöntem ve Ziya Gökalp’le birlikte 1911’de Genç Kalemler dergisinde ortaya konulan Yeni Lisan hareketinin önemli temsilcisi oldu. Yazı ve hikâyeleriyle Türk dilinin sadeleşmesi hususunda gayret gösterdi.
İlk namaz, bahar ve kelebekler, ant, falaka öykülerinden oluşan kitap. Ant ve falaka öyküsünü daha çok sevdim. Akıcı, anlaşılır bir kalem, sonuçta Ömer Seyfettin.
AntÖmer Seyfettin · Can Yayınları · 20211,872 okunma
Merhaba,
Çocuk olasım geldi bugün. Pazartesi sendromuna iyi gelsin diye.
Severek okuduğum ve her defasında okuduğumda farklı manalar çıkarttığım bu güzel kitapta Ömer Seyfettin'in öyküleri çok iyiydi. En çok falaka isimli öyküyü sevdim. Hem bir burukluk hem de zekanın bazen de vicdan harici hareketinde ömür boyu unutulmayacak acılara sebep olabildiğini hissettirdi.
Bence herkesin okuması bilmesi ve anlatması gereken öykülerden oluşuyor. Herkese tavsiye ederim.
İyi okumalar...
Herkese merhaba. Can Yayınları’nın lacivert klasikler dizisini okumaya devam ediyorum.
Melis Ünler ‘nin düzenlediği #kısakısaokuyoruz etkinliği için aralık ayında 48 sayfalık bu kitabı seçtim. Üç Nasihat kitabındansa Ant’taki öyküleri daha çok sevdim. Yeri geldi çok güldüm yeri geldi hüzünlendim. Bu kitapta dört hikaye okurlar için verilmiş: İlk Namaz , Bahar ve Kelebekler , Ant , Falaka. Bu kitabı okurken sanki Ömer Seyfettin’in yaşadığı dönemdeki bir çocuğun hayatını okuyor gibi hissettim. Ant ve Falaka öykülerini çok sevdim. Ant beni hüzünlendirdi. Çocukların kan kardeşi olmasını ve bunun için ant içmesiyle beraberinde yapmaları gereken fedakarlıkları okuyoruz. Falaka ise oldukça güldürücüydü. Bir hocanın öğrencileri korkutmak için falakaya tutması söz konusuyken falakaya yasak gelir. Yasak olmasına rağmen talebelerinin hakkından gelemeyen hoca yine falakaya başvurur. Hocanın kurallarının ağırlaşması ve falakaların sıklaşması nedeniyle talebeler hocaya bir plan hazırlar, işler değişir... Bahar ve Kelebekler öyküsünde torununun torunu ile bahçede vakit geçiren ninenin geçmiş ve o günü karşılaştırmasını Türk Kadınını ve toplumun yaptığı etkinliklerini anlatması ile geçmişe yolculuk yaşıyoruz. Önereceğim kitaplardan biri oldu. Ömer Seyfettin’in kalemini beğendim. Diğer eserlerini de okumaya hedefliyorum.
Siz bu kitabı okumuş muydunuz ? Lacivert klasikler hakkında ne düşünüyorsunuz ?
Ömer Seyfettin’e o kadar hayranım ki ta çocukluğumda okuduğum öyküyü hala net bir şekilde hatırlayabiliyorum. Mıstık ve kan kardeşinin hikayesinin anlatıldığı kitapta güçlü kuvvetli olan Mıstık’ın ant içtiği için kan kardeşini koruması pahasına yaşadığı son anlatılırken okuyucu etkilenmeden edemiyor.
Kısa ve öz öyküler. Ömer Seyfettin’in çocukluk hatırlarından akıcı bir dille anlatılmış güzel öyküler. Çerez niyetine iyi gider. :) okumanızı önerebilirim.
küçükken okurdum ömer seyfettini ve onun dünyası hem çok yabancı hem de çok yakın gelirdi, okuması çok huzur verici ve sıcak hissettiriyor ve anlatımı o kadar güzel ki her kitabı 10 puanı hak ediyor
AntÖmer Seyfettin · Can Yayınları · 20211,872 okunma
Ömer Seyfettin'i ilk kez keşfetmiş gibi bir inceleme yazmak isterdim ne de güzel olurdu. Ama bunu yapamıyorum. Çünkü çocukken birçok kez hikayelerini okuduk. Nedense hiçbiri aklımda kalmamış.
Ömer Seyfettin benim için sadece çocuklukta okunan böyle Dede Korkut gibi bir karakterdi. Sonra bu mavi klasikler vasıtasıyla tekrardan okumuş oldum. Ve gerçek manada hayran olduğumu söyleyebilirim.
Türkiye'de yaşayan bir gencin ülkesinin 100 yıl önce öncesinde böyle yazarlar olduğunun farkında olmaması bence üzücü. Bu kitapta ant, falaka, baharlar ve çiçekler ile ilk namaz hikayesi vardı. Hepsini çocukken okuduysam da tamamen unutmuşum.
Ant ve falaka çok kaliteli hikayelerdi. Diğer ikisini de beğendim. Özellikle yazım tekniği ve dili bana kitabı okurken edebi bir zevk verdi. Sadece bunu hissetmek için bile Ömer Seyfettin'i tekrar okumak istiyorum.
Sizlere de tavsiye ederim.
AntÖmer Seyfettin · Can Yayınları · 20211,872 okunma
4 kısa öyküden oluşan bir kitap .
Su gibi akıp gitti. Nasıl bitti anlamadım. Tavsiye ederim.
Ant ; çocukluğumu, çocukluk arkadaşımı o temiz saf duygularımı anımsattı.
Bahar ve kelebekler’i ise diğer öykülere oranla çok daha fazla beğendim. Büyükanne ve torunun iki kuşak yaşantı bakımından farklılıkları, dünya görüşlerini yansıtması çok başarılıydı.
AntÖmer Seyfettin · Can Yayınları · 20211,872 okunma
Lacivert Klasikler serisinden bir kitabı daha okudum. Kitap 4 hikayeden oluşuyor. Bunlar; İlk Namaz, Bahar ve Kelebekler, Ant ve Falaka.
Ömer Seyfettin’in hikayelerindeki akıcı dil burada da karşımıza çıkıyor. Her hikayede verilmek istenilen bir mesaj var. Özellikle Ant ve Falaka hikayelerini çok beğendim.
Keyifli okumalar dilerim. :)
Ömer Seyfettin (d. 11 Mart 1884 Gönen Balıkesir, – ö. 6 Mart 1920 İstanbul), Türk edebiyatının önde gelen hikâye yazarlarındandır. Asker, şair ve güçlü bir edebi yeteneği olan bir öğretmendir. Türk kısa hikâyeciliğinin kurucu ismidir. Ayrıca edebiyatta Türkçülük akımının kurucularındandır. Türkçede sadeleşmenin savunucusudur. Kısa ömrüne pek çok sayıda eser sığdırmıştır.
1884 yılında Gönen'de (Balıkesir) doğdu. Yüzbaşı Ömer Şevki Beyle, Fatma Hanımın ikisi küçük yaşlarda ölen dört çocuğundan birisidir. Öğrenimine Gönen'de bir mahalle mektebinde başladı. Ömer Şevki Beyin görevinin nakli dolayısıyla Gönen'den ayrılan aile İnebolu ve Ayancık'tan sonra İstanbul'a geldi. Ömer Seyfettin, önce Mekteb-i Osmanîye, 1893 ders yılı başında da Askerî Baytar Rüştiyesine kaydedildi. Bu okulu 1896'da tamamlayarak Edirne Askerî İdadîsine devam etti. 1900'de İdadî'yi bitirerek İstanbul'a döndü. Burada Mekteb-i Harbiye-i Şahâne'ye başladı. 1903 yılında Makedonya'da çıkan karışıklık üzerine "Sınıf-ı müstacele" denilen bir hakla imtihansız mezun oldu.
Ömer Seyfettin, mezuniyetten sonra piyade asteğmeni rütbesiyle, merkezi Selanik'te bulunan Üçüncü Ordunun İzmir Redif Tümenine bağlı Kuşadası Redif Taburuna tayin edildi. 1906'da İzmir Jandarma Okuluna öğretmen olarak atandı. Bu, Ömer Seyfettin için önemlidir; zira bu vesileyle İzmir'deki fikrî ve edebî faaliyetleri takip edecek ve bunlar içerisinde yer alan gençlerle tanışacaktır. Nitekim batı kültürünü tanıyan Baha Tevfik'ten Fransızca bilgisini artırmak için teşvik gördü; Necip Türkçüden ise sade Türkçe ve millî bir dille yapılan millî edebiyat konusunda önemli fikirler aldı.
Ömer Seyfettin Ocak 1909'da Selanik Üçüncü Orduda görevlendirildi. Selanik'te çıkmakta olan Hüsün ve Şiir dergisinin ismi Akil Koyuncunun istek ve ısrarı üzerine Genç Kalemlere çevrildikten sonra 11 Nisan 1911'de Ömer Seyfettin'in Yeni Lisan isimli ilk başyazısı imzasız olarak yayımlandı. Genç Kalemler yazı heyetini oluşturanlar Balkan Savaşının başlaması üzerine dağılmak zorunda kaldı. Ömer Seyfettin yeniden orduya çağrıldı, Yanya Kuşatmasında esir düştü. Nafliyon'da geçen 1 yıllık esareti sırasında sürekli okumuştu. "Mehdi", "Hürriyet Bayrakları" gibi hikâyelerini bu dönemde yazdı. Hikâyeleri Türk Yurdunda yayımlandı. Esareti süresince gerek okuyarak, gerekse yaşayarak yazarlık hayatı için önemli olacak tecrübeler kazandı.
Ömer Seyfettin 1913'te esareti bitince İstanbul'a döndü. 23 Ocak 1913'te Enver Paşanın organize ettiği Babıali Baskınına katıldı. Daha sonra askerlikten ayrıldı, yazarlık ve öğretmenlikle hayatını kazanmaya başladı. Türk Sözü dergisinin başyazarlığına getirildi ve burada Türkçü düşüncenin sözcülüğünü yapan yazılar yazdı. 1914 yılında Kabataş Sultanisinde öğretmenlik görevine başladı ve bu görevini ölümüne kadar sürdürdü.
1915'te İttihat ve Terakki Fırkası ileri gelenlerinden Doktor Besim Ethem Beyin kızı Calibe Hanımla evlenmiştir. Bu evlilik Güner isimli bir kız çocuğuna rağmen bozulunca tekrar yalnızlığına döndü. 1917'den ölüm tarihi olan 6 Mart 1920'ye kadar geçen zaman birçok acı ve sıkıntıya rağmen verimli bir hikâyecilik dönemini içine alır. Bu dönemde 10 kitap dolduran 125 hikâye yazdı. Hikâye ve makaleleri Yeni Mecmua, Şair, Donanma, Büyük Mecmua, Yeni Dünya, Diken, Türk Kadını gibi dergilerle Vakit, Zaman ve İfham gazetelerinde yayımlandı. Bir yandan öğretmenlik yapmayı sürdürdü.
Hastalığı 25 Şubat 1920'de artınca yazar, 4 Martta hastahaneye kaldırıldı. 6 Mart 1920'de hayata gözlerini yumdu. Önce Kadıköy Kuşdili Mahmut Baba Mezarlığına defnedilir. Daha sonra mezarı buradan yol geçeceği veya araba garajı yapılacağı gerekçesiyle 23 Ağustos 1939'da Zincirlikuyu Mezarlığına nakledildi.
En yakın arkadaşı Ali Canip Yöntem, onun hayatını ve mizacını anlatan, en kuvvetli hikâyelerini içeren Ömer Seyfettin ve Hayatı adlı bir kitap yazdı ve bu kitap 1935 yılında yayımlandı. Kısa bir süre sonra da bütün hikâyeleri bir kitap serisi halinde basılmıştır ve bu hikâyeler günümüzde de okunmaktadır.
Detaylı bilgi ve kaynak: tr.wikipedia.org/wiki/Ömer_Seyf...