Kayıp çocukluğum adlı sinematik şiirim
Esrik zamanlarda kalan bir masaldık. Gökyüzü herkese yetecek kocaman bir bahçeyken, Pamuk şekeri bulutlar elimizden tutan birer uçurtmaydı. Rüzgâr mavi iklimlerin deniz kokan esintisiyle, Saçlarımızı okşarcasına bir yağmurla tarardı. Sonra... Yeryüzüne ıssız bir karanlık çöktü. Önce dalında açan çiçekleri kopardılar, Gökyüzüne uzayan merdivenleri yıktılar. Salıncaklar boş kaldı, atlı karıncalar paslandı. Şimdi, göğü umutlarıyla kayıp çocukların Islığı dün gibi hâlâ boğazıma düğümlenir. Gökyüzü, üzerime kapanan bir pencere artık. Ve giderek büyüyen bir gecenin suskunluğuyla, Çıkmaz sokakların gölgesinde kaybolurken, Bir zamanlar neşe içinde şarkı söyleyen çocuk seslerim, Şimdi, hayatla göbek bağı kesilmiş bebekler gibi ağlıyor. Ve ben, Sözleri ağzından çıkmadan kuruyan bir baba... bir anne gibi, Ruhumdaki tüm gürültüyle bu emperiyal düzene isyan ederken, Soluğu cehennemi bile yakacak kadar şiddette ninniler mırıldanıyorum: “Yaşamı gökyüzüyle çalınan çocukların masallarını kim yazacak?” diye... Herkesten hesap sormak istiyorum. Bir sabah, bire bin umut veren her başakla Uyanırsam çocukluğumun saklı masallarıyla... Gökyüzüyle yeniden çiçekli bir bahçe olur mu? Gökyüzüyle yeniden çiçekli bir bahçe olur mu?
Şiir
··
110 Gösterim
1 Yorum
Lütfen giriş yapınız.
Müthiş 🤌🤌
Kızılgerdan
Gönderi Sahibi
Beğenmene sevindim... Saygılarımla