12. Cilt
Puan vermedi·560 syf.··
2025 138. kitabı
·
12 günde okudu
·
Okunma: 29 Eylül 2025 23:47
Kütüb-i Sitte/Muhtasarı Tercüme ve Şerhi 12. Cilt Bu külliyatın en sevdiğim yanı İbrahim CANAN'ın Risale-i Nur'dan hatırlatmalar yapması. İsteyen oraları atlayıp da okuyabilir, böyle şeyleri anlayabilirim, ben de sevmeyebilirdim. AMA ben severek okuyorum. Bir adam: "Ey Allah'ın Resulü! Bana kısa bir nasihatta bulun, uzun yapma! Ta ki nasihatini unutmayayım" demişti. [ve birkaç kere tekrar etmişti], Aleyhissalatu vesselam (bir kelimeyle): "Öfkelenme!" cevabını verdi. Hz peygamberin "Öfkelenme!" nasihatı şimdilerde o kadar manidar ki. Her şey baştan aşağı öfke. Dağ öfke taş öfke. Çünkü herkes sadece tahammül ediyor, kimse sabretmeyi denemiyor. Ben o biz herkes. Bir şey oluyor ve beynim o an vızır vızır karar ver diyor eğer buna da tahammül edersen daha kötüsünü eninde sonunda yaşayacaksın ama bu konuyu komple kişileriyle birlikte es geçersen senden hzuurlusu olmayacak. Bu benim iyi yaptığım bir spor. Shift de ve huzur. Aksi biri gibi göründüğümü biliyorum çünkü öyleyim zaten. Ama en azından bir şeymiş gibi görünmüyorum. Geçen gün bir arkadaşım dedi ki abla sen niye bu kadar sertsin. Ben de dedim ki ben sert değilim, olması gerektiği gibiyim. Benim olurum bu, haklısın dedi dışardan sana ne dediklerini düşününce. Ne diyorlarmış bana dedim??? Herkes merak eder. Kafa patlattığım bir şey değil ama bunu duyan herkes merak eder. Bir de hakkımda konuşma rahatlığını ben mi verdim bu insanlara diye düşünmedim değil. Sanki elimdeymiş gibi. Neyse. Senin için, Seren'den ne gelebileceğini biliyoruz diyorlar dedi. Nasıl yani dedim. Yani selam verdinse gerçek selam almadınsa almak istemediğin için. Evet dışardan net bir insan gibi göründüğüme sevindim. Sertlik kısmı umrumda değil. Çocuklar benden korkmadığı sürece açıkçası yetişkinlerin hakkımda ne düşündüğü çok da tın. Yani Dumbledore okuldan kovulduğu zaman ne demişti? "Çikolata Kurbağa kartlarından adını kaldırmadıkları sürece, ne yaparlarsa yapsınlar umrunda olmadığını" söylemişti. Benim oalyım da bu. İşte tam burada üstadın, İşte, tahmin ederim ki, nâsihlerin nasihatleri şu zamanda tesirsiz kaldığının bir sebebi şudur ki: Ahlâksız insanlara derler, “Haset etme, hırs gösterme, adâvet etme, inat etme, dünyayı sevme.” Yani, “Fıtratını değiştir” gibi, zâhiren onlarca mâlâyutak bir teklifte bulunurlar. Eğer deseler ki, “Bunların yüzlerini hayırlı şeylere çeviriniz, mecrâlarını değiştiriniz”; hem nasihat tesir eder, hem daire-i ihtiyarlarında bir emr-i teklif olur. dediğidir.... Yani fıtratımda öfke varsa ben bunu ancak doğru zamanda doğru kişilere doğru amaç için yönlendirebilirim. Fazlası bence iki yüzlülük. Gücüm yetince öfkelenecek yetmeyince tahammül edeceğim? Hiç bana göre değil. Ben bir çocuktan bile hıncımı almam Allah'ın izniyle. AMA hak ettiyse de gözüm babamı bile görmez. Övünmüyorum ama gerçek bu. Sonra yine o arkadaşımın deyimiyle, ben kimseyi hakkında konuşmaya değer de görmüyorum, ilgisizim, hele hele gerçekten bana hususi bir garezi olduğunu bildiğim biriyse. Nasıl yapıyorum? Bir gün içinde olmadı. Ama bende artık 32 yaşındayım ve bin tane hata yaptımsa bir doğruya çevirmeyi öğrenebildim. İsterim ki insanlarda bana ilgisiz olsun. Ben hakkında kin tutmaya değer biri değilim valla. Yine üstadın şu bakış açısını tavsiye derim, "Nasıl meşhur bir zat demiş: وَ اُكَبِّرُ نَفْسِى عَنْ جَزَاءٍ بِغِيْبَةٍ - فَكُلُّ اِغْتِيَابٍ جَهْدُ مَنْ لاَ لَهُ جَهْدٌ Yani 'Düşmanıma gıybetle ceza vermekten nefsimi yüksek tutuyorum ve tenezzül etmiyorum. Çünkü gıybet, zayıf ve zelil ve aşağıların silahıdır.' " (Mektubat, Yirmi İkinci Mektup, Hatime.) Bu ciltte bir meseleye daha çok dikkat etmek gerektiğine ikna oldum, şöyle ki; Resulullah (sav) buyurdular ki: "Ne fasık ne de mücahir (günahı açıktan işleyen) kimse için söylenen gıybet sayılmaz. Mücahir olan hariç, bütün ümmetim affa mazhar olmuştur." [Rezin ilavesidir. Buhari'de ikinci kısım mevcuttur. Edeb, 60] "mücahir" bu çok tehlikeli bir kelime. Ve ben bundan çok korkuyorum. Çünkü yine fıtri bazı özelliklerim bu konuda bana pranga oluyor. Yaptın. Söylemek zorunda mısın? Hayır değilim, artık değilim. Benimle Allah arasında. Kimseyi ilgiliendirmiyorsa, içinde kul hakkı yoksa, sırf benim Allah ile aramda bir günahımsa buna susabilmeliyim. Herkese sabah namazına kalkamadığımı itiraf etmekle ne kazanacağım? Ama saklamakla belli ki kazanabilirim. Burada gıybet için kullanılsa da mücahir (günahı açıktan işleyen) kişi olmamaya çok dikkat etmek gerekiyor. Tekrar ediyorum, burada günah işlemek ya da gıybet etmek değil benim için tema, oldu da işledin; açık etmek ! Ben çok saf davranabiliyorum bu konuda. İlan etmek durumu var bende. Bazen diyorum ki tamam öyle çok afili bir ismim yok ama ortaya sermek konusunda sanki serenden bir şeyler almışım. Susabilirim. Herkes hakkında susabiliyorum ama mesele knedimi ilan etmek cezalandırmaksa sıfır tolerans. Ben de Allah kuluyum. Bunu kendime hatırlatacağım. Günahını ilan edenin hakkında gıybet bile gıybet olmuyor. Korkunç. Kendimi de analiz etmemeyi, araştırmamayı öğreneceğim, inşallah. Bu cildin gıybete ayırdığı bir bölümü tabii vardı ama ben yıllar önce Gazzali'den okumuştum gıybeti ve tamam aradığım bu demiştim. Gazzali kısaca diyordu ki, tek çaresi o kişiye yana yakıla dua etmek. Ben de kendime göre şuna çevirdim, gerçekten ederim, dua ederim ve niyetimi açık açık söylerim ki rabbim zaten kalbimin zerrelerini biliyor; benden o zaman alacağın kadar ver ona derim. Kim olursa isterse yüzüne kusacağım biri olsun. Valla aşırı acı veren bir şey. Yapabilen bilir. Ben ki nefret etmem kimseden kolay kolay ama böyle haz etmediğim biri için bu duayı ettiğimde sanki cerahatli yaradan iğneyle kıl çekiyorum kadar yanar canım. Yani kolay değil. İnsanın amelinden vermesi kolay değil biliyorum ama bu dünyada daha kolay olabileceğini şimdiden kestirebiliyorum. Annenin çocuğundan kaçtığı güne bırakmaktan binbeşyüz kat iyidir. Aslında zaten kimse hakkında konuşmamaya dikkat ediyorum ama bazen oluyor. Keşke olmasa. Bir de içimden geçenler var. Ha. Derler içinden geçene bir hüküm yok diye ama içimden geçe geçe beynime nüfuz etmesini de istemem. Allah versin isterim ya vallahi versin. Benden ennefret eden insan kimse yer yüzünde Allah ona versin. Allah'ın ona verdiğinden bana az mı kalır? Yoo. Eee? Velev ki bu sevgisi olsun. Beni sevsin de başka isterse can düşmanımı benden çok sevsin ne gelir elimden, ne kaybederim? Beni sevsin, o kişiler yüzünden bana gadabı olmasın bana yeter.
Din
Kütüb-i Sitte 12. Ciltİbrahim Canan · Akçağ Yayınları · 19915 okunma
·
122 Gösterim
Yorumlar
Lütfen giriş yapınız.