Herkese selam. Babil aylarca önce başladığım ama yarım bıraktığım bir kitaptı. Yazarın sarıyüz ve haşhaş savaşı kitaplarını sevmem dolayısıyla babile tekrar şans vermek istedim.
İlk 300 sayfa için iyi ki şans vermişim oraları okumak çok keyifliydi. Fakat 300 den sonrası olmamış yani bunu bi kabul edelim. 200 den 400 e kadar sürekli siyaset ırkçılık politika okuduk elle tutulur bi olay olmadı zaten. Ama hadi bunu bir köşeye bırakalım. Karakter gelişimi adı altında kendisi de ırkçılık üzerinden psikolojik şiddete uğramış bir karakteri şiddeti savunmaya geçirecek nasıl bir kafa yaşadı yazar merak ediyorum. Bu da insana şunu düşündürüyor ki: Yazar biraz kendi milletine karşı yanlı mı davranıyor? Ayrıyetten yapılan ırkçılığın kötü olduğu gösterilirken de ingilizlere karşı yazılan tavır da ırkçılığa girmez mi? Bu da düşündürücü.
Hadi bunları da geçtik diyelim. Allah için o son neydi? Yani bu kadar üstüne düşünülmüş araştırmalar yapılmış bir kitabın bu şekilde bitmesi adil mi? Bir noktada şunu da düşündüm yazar burada yaratmaya çalıştığı devrime kendisi de mi inanamadı acaba? Çünkü bu son resmen onu gösteriyor.
Karakterlerin başına gelen şeylerede üzülemedim açıkcası. Kitabın başındaki hallerinden o kadar uzaklaştılar ki karakter gelişimi adı altında bambaşka karakterler okuduk sanki...
Her şeye rağmen okul sahnelerini belli bir yere kadar olan arkadaşlıklarını vs çok sevdim. Ve yazarın kurgu konusunda da hakkını vermek lazım. Güzel bir konu bulmuş. Fakat kurguda bütünlüğü sağlamakta biraz sorunları var maalesef.
Bu kadar eleştirdim ama kitabın sonunda kitabi sevmedim de diyemiyorum. İşte Kuang sizi bu hale getiriyor arkadaşlar. Bu yazar bi bataklık okudukça okuyasınız geliyor. Ona göre okumanızı tavsiye ederim.
Buraya kadar okuyan herkese teşekkürler. Kitapla kalın