Georgi Gospodinov ile Zaman Sığınağı kitabı ile tanıştım. Kurgusu, dili, kahramanları o kadar incelikli düşünülmüş ki 2025 yılı favorimlerimden biri oldu. Ancak Fatma Betül Güler ÇetinkayaBahçıvan ve Ölüm kitabından övgüyle bahsedince kesinlikle öne çekmeliyim dedim ki iyi ki de öyle yapmışım kesinlikle 2025’in en sevdiğim okuması oldu.
Yazar bir yerde “Bu kitabın kolay bir türü yok” diyor ve devam ediyor “… onu kendi icat etmeli. Tıpkı ölümün bir türü olmadığı gibi. Hayatın türü olmadığı gibi. Peki ya bahçe? Belki o başlı başına bir türdür ya da diğer tüm türleri içine alır. Bir ağıt-roman, anı-roman ya da bahçe-roman. Hüznün botaniği açısından fark etmiyor.” (Syf.186). Kitabın belki de beni en çok etkileyen diğer bir yönü Bulgar kültürü ile olan benzerliğimiz. Sevginin yaşanması ve ifade edilmesindeki benzerlikler gibi yas tutmamız da çok benzer. Çocukluğu 90’lara denk gelenler yadırgamazlar mesela babalarının kendi babalarının yanında çocuklarını sevmediğini bu boşluğu torunlarında doldurduklarını.
Bu inceleme aslında sayfalarca sürebilir ama bence bu kadarı yeterli olsun çünkü kitap o kadar güzel ki, başka fikre ihtiyacımız yok okuyun değerli okur arkadaşım eminim siz de benimle aynı hisleri paylaşacaksınız…