Edebi Üslupla Süslenmiş Bir Oryantalist Masal
6/10
·318 syf.··
2022 22. kitabı
·
4 günde okudu
·
Okunma: 12 Mayıs 2022 22:13
Amin Maalouf’un Semerkant romanı, edebî atmosferi ve kurgusal gücüyle okurunu büyüleyen, ama satır aralarına gizlenmiş oryantalist bakışıyla dikkatli okuru rahatsız eden bir eser. Yazar, Ömer Hayyam’ın şiirleri ve Hasan Sabbah’ın Haşhaşin efsanesi etrafında ördüğü anlatıyla hem Doğu’ya hem Batı’ya sesleniyor. Lakin iş tarihsel doğruluğa geldiğinde, romanda ciddi kaydırmalar ve “Türk” unsurunu gölgeleyen bilinçli tercihler göze çarpıyor. Roman, 11.-12. yüzyıl İran coğrafyasında geçiyor. Bu dönemin asıl belirleyicisi Selçuklular ve onların siyasi dehası Nizamülmülk’tür. 11. ve 12. yüzyılın siyasî sahnesinde asıl belirleyici güç Selçuklu Türkleriydi. Nizamülmülk’ün kurduğu medrese sistemi, Malazgirt sonrası şekillenen siyasî düzen ve Türklerin bölgedeki askerî kudreti bu çağın omurgasını oluşturuyordu. Ancak Maalouf’un romanında ise bu omurga bilinçli şekilde flu bırakılmış, olaylar İran merkezli bir tarih anlatısına kaydırılmıştır. Yani roman, tarihsel gerçeklerin bir kısmını görünmez kılarak ideolojik bir kurguyu besliyor. Bu da tesadüf değil, Maalouf’un bilinçli seçimidir. Türkler merkeze alındığında, Doğu-Batı hikâyesinin dengesi bozulur; o yüzden Türkler kurguda “yan unsur”a indirgenmiştir. Hasan Sabbah, Hayyam ve Nizamülmülk aynı dönemde yaşamış kişilerdi; fakat aralarındaki dostluk anlatısı tarihî bir gerçek değil, daha çok efsanevî bir rivayettir. Maalouf’un romanı da işte bu rivayeti kurgusal olarak işler. Yani roman, tarihi olayları eksilterek ideolojik bir yeniden yazım yapar. Edebi açıdan hakkını teslim etmek lazım: Maalouf’un kalemi akıcı, atmosferi güçlü. Hayyam’ın rubaileri romana nefes aldırıyor, Haşhaşin efsanesi büyülü bir gerilim yaratıyor. Ama işin püf noktası şu: Bu edebi şiirsellik, tarihsel hakikatleri flu hale getirmek için de kullanılıyor. Yazar, okuru büyülemek için gerçekleri eğip bükmekten çekinmiyor. Dolayısıyla roman, “tarihî roman” değil, “romantik oryantalizm” kategorisine daha yakın duruyor. Ve gelelim işin can alıcı noktasına. Bu romanı hiçbir sorgulama yapmadan yere göğe sığdıramayan okur tipine. “Aman canım, roman işte” diyen bu ılık götlü okurlar, aslında Batı’nın bize yüzyıllardır dayattığı eksik ve kırpılmış Doğu tasvirini gönüllü şekilde içselleştiriyor. Çünkü bu tipler için mesele tarih değil, kendi entelektüel ego şovlarını beslemek. “Maalouf ne güzel yazmış” deyip geçiyorlar; peki Türklerin gölgelenmesine, Selçuklu’nun yok sayılmasına, oryantalist bakışa niye tek kelime etmiyorlar? Çünkü bu okur profili için mesele hakikati sorgulamak değil; Batı’nın süzgecinden geçmiş, sterilize edilmiş Doğu imgesini sorgulamadan kabullenmek. Yazarın satır aralarındaki ideolojik kaymaları görmek yerine, entelektüel vitrinlerine bir Maalouf alıntısı daha eklemekle yetiniyorlar. Özetle Semerkant, edebî açıdan güçlü, tarihsel açıdan sorunlu bir roman. Ömer Hayyam’ın şiirsel ruhu romana değer katıyor, evet; ama tarihsel gerçeklerin törpülenmesi, Türk unsurunun gölgelenmesi ve Batı’nın istediği Doğu imgesini yeniden üreten bir metin. İdeolojik tercihler göz ardı edilemez. Bu kitabı okumak isteyenler, büyülü üsluba kapılabilir ama sakın ola ki gözünüzü kapatıp her satırını gerçek sanmayın. Yoksa siz de entelektüel okurlar gibi Batı’nın entelektüel sömürgeciliğinin stepnesi olmaktan öteye gidemezsiniz. #166573709
Edebiyat
SemerkantAmin Maalouf · Yapı Kredi Yayınları · 200174,8bin okunma
·
1 +1'leme
·
168 Gösterim
Yorumlar
Lütfen giriş yapınız.