Bana göre Yakup Kadri Karaosmanoğlu, Kiralık Konak’ta toplumsal eleştirilerini insanı ıskalamadan yapabilen ender yazarlardan biri. O, bir dönemin çözülüşünü anlatırken bile gözünü insandan ayırmaz; tarih onun kaleminde bir soyutlama değil, yaşlı bir bakışın hüznü, bir gencin kararsızlığı, bir kadının arayışı olarak belirir. Zaman zaman romantizmin sınırlarına yaklaştığı olur ama eseri kendi dönemi içinde değerlendirdiğimizde bu yönü bile anlam kazanır.
Ben Kiralık Konak’ı yalnızca bir devrin kapanış ağıtı olarak değil, başka dönemlerin kapanış ağıtları gibi de okuyorum. Mesela köyden kente göçün ağıtı, mesela toplumsallıktan bireyselliğe geçişin ağıtı… Yakup Kadri’nin bize kazandırdığı o keskin ve dürüst gözlükle, bugün de pek çok harabeye yeniden bakabiliyoruz.
Bence bir eseri kalıcı yapan unsurların başında da bu geliyor: farklı okumalara, farklı zamanlarda yeniden anlam kazanmaya elverişli olması. Kiralık Konak tam da bu yüzden, geçmişin hikâyesi olmaktan çıkıp bugünün insanına da ayna tutuyor.