Kitap, eşyaların ve maddi değerlerin bizi özgürleştirdiğine inanırken aslında onlara nasıl tutsak hale geldiğimizi hatırlatıyor. Konforun, sahip olmanın ve alışkanlıkların arasında yavaş yavaş boğuluşumuzu ve türlü bahaneler üreterek bunu görmezden gelebilme yeteneğimizi gözler önüne seriyor. Okurken o kısıtlanmışlığı, boğulma hissini iliklerime kadar hissettim. Bencillik, duyarsızlık, kabulleniş… Hepsi tanıdık ve hepsi rahatsız edici biçimde yakın. Hem sade anlatımıyla hem de yarattığı klostrofobik atmosferle insanı içine çeken etkileyici bir kitap. Çok sevdim.