·475 syf.····Okunma: 06 Ekim 2025 19:12 Sıradan demek istemiyorum fakat inanılmaz ilginç de bir hikaye yok. Sürükleyici veya akıcı pek değil açıkçası, ama o dönemle ilgilenen, tarih seven insanlara benden daha çok hitap edecektir çünkü yazıldığı dönemi oldukça güzel yansıtıyor diyebilirim. Tevfik'in mizahı baya hoşuma gitti de diyebilirim...
Bir ara kitap çok sarmadı bıraktım, sonra oturup devam etmek istedim, çok uzun bir yolculuk oldu benim için Sinekli Bakkal. Deli gibi sarmıyor ama chill bir okuma deneyimi yaşatıyor diyebilirim. Kadın/Erkek ilişkisindeki birçok saçmalığı ve kadına olan haksızlığı da görüyorsunuz okurken. Ayrıca şimdinin düşünce sistemiyle okuyunca bazı kısımlarda "ne alaka" diyebiliyorsunuz. O zamanki kafayla düşünmeniz gerek. Örneğin "Nejat Beyin evinde baş açılır, burada örtünülmez" denmesine, Rabia gibi Allahına bağlı birinin de bunu direkt kabul edip başını açmasına ben ne alaka demiştim... O zamanlar genel kabul buymuş.
Buradan sonrası spoiler İçerir
Tevfik'i hikayenin başından itibaren çok sevdim ve yer yer lisedeki kendime benzettim. Lisede tam bir soytarı gibi takılır, tiyatrolarda kafama başörtüsü takıp sesimi inceltip kaynana rollerinde falan oynardım. Evet Tevfik'i sevip bağ kurdum fakat herifi oradan oraya sürdüklerinden dolayı kendisiyle kitap boyu pek bir anımız birikemedi maalesef. Kitabın sonuna kadar dönmesini aynı Rabia gibi bekledim... Kitabın en sonunda döndü maalesef... Neyse ki sonu mutlu bitti ki Tevfik'e de sevinebildim. Ayrıca sürüldüğü yerlerde de soytarılığa devam edip oralarda da izleyici kitlesi oluşturmasına, Rabia ve Rakım'da "Tevfik nereye giderse gitsin orada da eğlenir, eğlendirir, mutlu olur" intibasını oluşturmasına çok özendim. En sevdiğim kitap karakterlerinden birisi oldu Tevfik.
Kitaptaki çatışmayı biraz da kendime göre yorumlamaya çalıştım (hatta kitabı asıl okuma amacım buydu) çünkü ben de muhafazakar ailede doğup yıllar içinde fikir değiştirmiş birisiyim. Belki Rabia ile benzer şeyler yaşamışımdır, bağ kurarım diye düşünerek okumuştum fakat oldukça farklıydık. Rabia hikayenin en başından beri çok güçlü ve cesurdu. Doğu-Batı düşünceleri arasında kalmış kişi olarak gösteriliyor fakat hikayenin en sonunda bile hala köklerine inanılmaz bağlı olması, italyan gayrimüslim müzisyenle evlenebilmesine rağmen "Allah küpe takmamızı isteseydi kulağımızı delik yaratırdı" şeklinde köküne bağlı kalabilmesi, hatta çocuğunu kendi doğduğu evde doğurmak istemesi kitabın başlarında edindiğim "Rabia sanırım dedesi ve annesinin baskılarından dolayı ilerde kendini köklerinden kurtarmaya çalışacak" beklentimi boşa çıkarmış oldu. Belki de öyle olsa, Peregrini Rabia için Tanrısını değiştirip Osman olacağına (olurken) Rabia da köklerinden bir miktar taviz verip Peregrini'ye daha çok yanaşsa daha mutlu bir okuyucu olabilirdim. Ya da şöyle diyelim, Rabia onu en son bildiğimiz haliyle 22-23 yaşındayken kitap bitti. Belki de yaş aldıkça köklerinden uzaklaşıp kocasının düşüncelerine daha da yanaşacaktır...
Ama şimdiki haliyle bakarsak, Halide Edib Doğu-Batı çatışmasında Doğu'yu galip getirmiş.