Puan vermedi·400 syf.··Beğendi
···Okunma: 26 Mart 2018 11:10 Giriş kısmında hiç başarılı değilim, bu yüzden direk konuya girelim bence. Yazı içerikle ilgili fazla sürpriz bozmasa da bilgi içerir, önden uyarayım.
Özelde çok şey var, ama genel olarak kitapta Aytmatov’un sorduğu, sorgulamamızı istediği soru şu: “Kötü, hemen hemen her defasında niçin iyiden daha güçlü olarak ortaya çıkıyor?”(syf:21) Aytmatov bunu bir kurt, eski bir papaz ve bir çobanın hikayesinde etkileyici bir kurguyla anlatmış. Şimdi bu soruyu kitaptan bölümlerle biraz irdeleyelim.
“O gün karınlarını iyice doyurmuşlardı, dolu mide ile bu boğucu sıcakta amansız bir koşuya girmek anlamsızdı.” (syf:27)
Kurtlardan bahsediyor. Çok çarpıcı değil mi? Nerede duracaklarını bilmeleri… Bizi üstün(?) kılan aklımız olmasına rağmen bir kurt gibi olamadık. Hep daha fazla istedik, bizim olsun daha çok olsun. Biz insanlar o koşuya girmekten çekinmedik. O koşu ise kötü yol koşusu olduğu için kötü hemen hemen her defasında iyiden daha güçlü ortaya çıktı. Kendimiz seçiyoruz o koşuyu ve bizi üzerinden götürdüğü yolu. Ancak pek az da olsa diğer bir yolu tercih eden cesurlar da var. Kitapta bu cesurlardan birinin hikayesini de okuyoruz. Heroin batağına tutulan gençleri malum koşudan döndürmeye çabalayan eski papaz Abdias, onun bu heyecanı daha çoğumuzda olmalı değil mi? Onun yolu yürek ister, fedakarlık ister, belki de bu yüzden azdır o yolu adımlayan.
Abdias bu yola tek başına girdi, temiz düşüncelerle, pek çok şey umduğu gibi olmadı aslında. Hedefine istediği gibi ulaşamadı belki, ama bu arada Aytmatov sanki “İnsana inan!” dermişçesine, kapıyı açık tutması ve umudu yeşertmesi için belki de, Lenka’yı dahil etti kurguya. Sahiden, kötünün de iyinin de kaynağı insansa eğer, günün birinde iyinin kötüden daha güçlü ve kalıcı olarak ortaya çıkmayacağını kim söyleyebilir ki?
Kitapta karakterler üzerinden geçmişten günümüze tanrı ve ideolojilerin değerlendirilmesine ilişkin derin tartışmalar da yapılmış, yazıyı toparlamak için buralara girmiyorum.
Aytmatov dili, anlatımı, kurgusu çok çok üstün bir yazar. Durup durup cümlelerin altını çizmek istiyor insan. Daha önce hiç bu kadar çizdiğimi hatırlamıyorum.
Bu kitap okunmalı, okunmalı, okunmalı! Üzerine düşünülecek ve sadece Aytmatov’un muazzam anlatımını dibine kadar hissedecek çok satır var bu kitapta.