Yazarın ‘Karanlık Gelecek’ serisi toplamda beş kitap. Dilimize çevrilen ilk kitabı Gerçek Aşk’tı. Yolcular ise serinin ikinci kitabı, Evlilik Yasası ise dördüncü. Üçüncü kitabı neden atladığımız hakkında hiçbir fikrim yok. Öte yandan yazarın, tekno-distopya türünde ciddi bir lider olduğunu düşünüyorum. Her kitabında bizi daha çok şaşırtmayı ve ürkütmeyi başarıyor.
Britanya hükümetinin yürürlüğe koyduğu Evliliğin Kutsallığı Yasası, hedonistik yaşam şeklini destekler. Çiftler bu yasayı kabul ettikleri takdirde, lüks bir semtte, konforlu bir yaşama adım atarak aklınıza gelebilecek birçok imkandan faydalanabilirler. Ancak yasa gereği evlerine Audite (ses kayıt) cihazının yerleştirilmesine ve bu kayıtlara istinaden evlilikleri çıkmaza girdiğinde bir ilişki müdahale uzmanının yanlarına gelip kalmasına da izin vermiş olurlar.
Bu yasa elbette ülke genelinde kabul görmez. Hükümete karşı çıkan muhaliflerin geneli; bekar, boşanmış ya da yasanın kişisel hak ve özgürlükleri ihlal ettiğini savunan, tamamen karşıt görüşlü kişilerden oluşur. Böylece İngiltere ikiye bölünür.
Her zamanki gibi yine farklı hayat hikayelerine konuk oluyoruz. Yaşlı bir çift olan Arthur ve June, İlişki Müdahale Uzmanı Jeffrey, hayattaki tek amacı ünlü bir fenomene dönüşmek olan Roxi, Herkes İçin Özgürlük grubundan Corrine ve hükümet yanlısı tehlikeli Anthony. Kitapta yine karşımıza DNA eşleşmeleri ve otonom araçlar gibi aşina olduğumuz kavramlar çıkıyor, ancak bu kez yazarın teknolojiyi çok daha ileriye taşıdığını söyleyebiliriz.
Yazar, baskıcı ve totaliter bir rejimin bireyler ve toplum üzerinde yarattığı etkileri, oluşabilecek tehlikeleri, ikilemleri ve aykırılıkları bir bütün halinde işliyor. O nedenle bu seri benim için, yapay zekaya dayalı bir distopya olmanın çok ötesinde düşündürücü ve eleştirel bir gerçeklik sunuyor.
Arada şaşırdığımız durumlar olsa da, anlatım tekdüze. Heyecan ya da aksiyon beklemeyin, alın kitabı elinize zihninizi boşaltıp anın tadını çıkarın.