“Aklın Karanlıkta Sınandığı Yer”
10/10
·168 syf.··
Beğendi
·
2025 43. kitabı
Seneca benim en sevdiğim filozoflardan biridir. Stoacı bir bilge olarak insanı tutkuların kölesi olmaktan kurtarmak ister. Ama işte Phaedra’da bu bilge, sahneyi insanın en karanlık arzularına bırakır. Bu çelişki beni en başta büyüledi. Bir filozofun elinden çıkan bir trajedi nasıl olurdu? Bunu görmek için aldım kitabı. Ve gördüm ki Seneca, tragedyayı ahlakın laboratuvarına çevirmiş. Eserin merkezinde Phaedra var. O, Girit kralı Minos’un kızı, Theseus’un karısı ve üvey oğlu Hippolytos’a yasak bir aşkla bağlanmış bir kadın. Yunan mitolojisinde bu öyküyü Euripides de yazmıştı ama Seneca’nın elinde bambaşka bir biçim alıyor. Euripides’te tanrılar daha baskındır. Seneca’da ise insan kendi tanrısı, kendi celladıdır. Phaedra’nın sevgisi “aşk” değil, hastalık olarak sunulur. Seneca bu aşkı tutkuların aklı esir aldığı bir cinnet hali gibi işler. Phaedra’nın dadısı bile onu bu duygudan vazgeçirmeye çalışırken, Seneca’nın dilinde dadı yalnızca bir karakter değil, Stoacı aklın sesi gibidir. Ama akıl burada zayıf kalır. Çünkü Seneca, bilgece öğütlerle değil düşüşle anlatır insanı. Hippolytos ise Phaedra’nın karşıtı olarak çizilir. Doğaya dönük, iffetli, kadınlardan uzak duran bir gençtir. Seneca, Hippolytos’un ağzından doğaya bir övgü bölümü yazmıştır ki, bu bölüm Stoacı düşüncenin özünü taşır sade yaşamak, tutkudan arınmak, doğanın yasalarına göre davranmak. Ama bu saflık bile sonunda yıkımdan kurtulamaz. Çünkü Seneca’ya göre erdem bile tutkuyla savaşırken kirlenir. Olaylar ilerledikçe Phaedra’nın tutkusu utanca dönüşür, utanç öfkeye, öfke de iftiraya… Phaedra, Hippolytos’un kendisine saldırdığını söyler. Theseus geri döndüğünde oğluna lanet eder. Tanrılar gerçekten karışmaz bu oyuna, ama Theseus’un laneti gerçekleşir . Poseidon’un gönderdiği bir deniz canavarı Hippolytos’u öldürür. Seneca burada tanrısal adaleti değil, insanın kendi elleriyle kurduğu trajediyi gösterir. Phaedra gerçeği daha fazla taşıyamaz. Hippolytos’un ölümünü öğrendiğinde kendini öldürür. Ama bu ölüm, arınma değil geç gelen bir farkındalıktır. Seneca’nın tragedyasında ölüm kurtuluş değil geç kalınmış bir bilgidir. Filozof Seneca’nın tragedya yazması aslında çok anlamlı Çünkü Stoacı felsefe duyguları bastırmak ister; ama Phaedra’da Seneca, bu bastırılmış duyguların taşkınlığını gözler önüne serer. Bu eser, felsefeye karşı bir uyarı gibidir: Ne kadar bilge olursan ol, insan doğasının karanlığı hep pusuda bekler. Belki de bu yüzden Phaedra, yalnızca bir mit değil, bir aynadır. Phaedra’da tutkularını bastıramayan kadını değil, aklına rağmen sürüklenen insanı görürüz. Seneca’nın kaleminde mitoloji, ruhun anatomisine dönüşür. Euripides’in tanrıları ortadan kalkar; onların yerini vicdan alır. Sonunda, Phaedra’nın ölümüyle birlikte Seneca bize sessiz bir soruyu bırakır ; Erdem gerçekten tutkuyu yenebilir mi? Yoksa erdem de tutkuyla birlikte yanmaya mahkum mudur?
Edebiyat
PhaedraSeneca · Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları · 2019628 okunma
·
43 Gösterim
Yorumlar
Lütfen giriş yapınız.