Çocukluk…
Tek bir kelime ama insan sayısı kadar hikayesi var. Üzerimize sinen her anı bizim bazen eksik bir yanımız bazen ise hayat boyu tamamlayamadığımız tarafımız.
Aile…
Kan bağı ile bağlı ama hayatın zaman çizelgesi içerisinde mekansal birlikteliklerin yanında ruhsal ayrılıkların çokça gözlendiği bir yapı aile. Temel taşı dediğimiz bazı aile üyelerinin yerini bir türlü sahiplenemediği bir misafirlik bazen de.
Kitabın içinde de bir aileyi okuyoruz.
Hatice, Süleyman, Nergis, Hazan, Halil…
Her ailenin kendine özgü bir iklimi vardır. Bu iklim bazen çok fırtınalı bazen çok sessiz olur. Aileyi oluşturan insan sayısı kadar mevsim olur bir evin içinde. Tıpkı kitapta olduğu gibi.
Her ailenin de kendi içerisinde bir hiyerarşik düzeni vardır. Buna bazen çekirdek aile dışındaki kan bağı olan aile büyükleri de dahil olur. Burada tabi önemli olan ailelerin kendi kültürel yapısıdır. Daha geleneksel bakış açısında olan ailelerdeki hiyerarşik düzen herkesi zorlayabilir. İnsan bazen kendi hayatına dair önemli kararları bile kendi başına alamaz. Aile büyükleri ne derse o olur ne yazık ki. Yerini beğenmeyen bir saksı çiçeği gibidir o an insan.
Japon kültürüne dair unsurların da sayfa aralarına serpiştirilmesi güzel bir sakinlik kattı. O coğrafyanın yaşama karşı duruşunu ben de çok seviyorum. Mücadele etmek ve zorlukların karşısında dik durabilmek adına çok faydalı öğretileri olduğunu düşünüyorum.
Yaşamda bazen birisi gelir size ufak bir dokunuşuyla tüm güzergahı bambaşka bir şekilde değiştirir. Bu değişim sizin varlığınızı daha iyi tanımanız neden olur.
Toplumsal roller, aidiyet, aile içi ilişkiler, baskılar, kararlılık, özgürlük, geçmişle olan bağlar, hayata karşı mücadele edebilmek gibi kavramlar üzerinden çok güzel bir anlatım olmuş.