Stefan Zweig,
"Korku” büyük bir duygu...
Korku, cezadan daha berbattır, çünkü ceza bellidir, ağır veya hafif; bilinmeyene, sınırlandırılmamışa kıyasla ceza, daha az ürküttür.
Korkunun;
sınırı, tarifi, kolay bir tanımı yoktur. Herkes bu duyguyu içinde farklı yaşar.
Zweig, Kitabı okurken sizi esere öyle bir dahil ediyor ki, korku yaşayan o kadın kadar boğuluyor, nefes alamıyor, çare bulamıyor ve ne yapmanız gerektiğini kestiremiyorsunuz.
“İnsan tehlikesini bile bile bir suç işledikten sonra itiraf cesaretini nasıl gösteremez.” Bu cümle beni uzun uzun düşündürdü. Tehlikenin farkındayız, acı çekeceğiz biliyoruz, buna rağmen acı çekmekten zevk alıyoruz...
Zweig'i okuyorsanız kendinize bile itiraf etmediğiniz duyguları sesli olarak okuyorsunuz demektir.
İnsan psikolojisi ile
alakalı, yaşamdan parçaları bir araya getirip bize hislerimizin tanımını yapmamızda yardımcı olan dahiyane bir zeka ile karşı karşıyasınız.
Her eserini okuduğum da böylesine hümanist, İnsan psikolojisi üzerine bu kadar deneyimli, bu kadar bilgili bir insanın nasıl bir korku ile karşı karşıya kalıp bu korkudan kurtulmak için her şeyden bir çırpıda vazgeçip kendi hayatını sonlandırmasına anlam veremiyorum.