Puan vermedi·264 syf.··
2025 140. kitabı
·
8 günde okudu
·
Okunma: 08 Ekim 2025 00:07
Ben küçükken Oliver Twistciydim. Şimdi düşünüyorum da keşke biraz da Tom Sawyer okutsalarmış. Tom Sawyer hayal meyal hatırlasam da aklımda kalan Oliver Twist. Yine de çocuk kişiliğime daha yakın olanı kesinlikle Tom Sawyer. Çünkü ben küçükken bırak baca temizlemeyi o yaşlarda pek eve giren biri bile değildim. Hep işlenen tema yokluk. Her çocuk kadar yokluk görmüşümdür bence hayatımda, fazlası değil; birilerinin aşırı varlıklı olması "ortalama" değildi sonuçta. Ortalama bizdik. Bazen eniştem bir şeyler anlatır, tamam da abi bu normal bir şeydi zaten derim, yani abimle benim yokluktan yaptıklarımızı anlatsam başkası ağlar belki ama biz bulduğumuz çözümlere katıla katıla gülerdik. Neden? Herkes biraz bizim gibi. Anamız yanımızda babamız yanımızda o an. Kardeş desen dolu. Bu şu demek değil; anne babayla büyüyen çocuk full artı full mutlu olur. Hayır, asla böyle bir şey kastetmiyorum ki buradaki kahramanımız Tom Sawyer teyzesi ile yaşıyor, anne baba figürü hiç yok. Ben, kardeşimle aramdaki yaş "farksızlığından" babaannemle yaşadım çoğu yaz. Hatırlıyorum biraz, babaannem saçımı yıkamak için teyzeyle amca gelecek sana bişeyler getirecekler filan derdi. Halam vardı yanımda. O zamanlar iğne yapmaya eve gelirdi hemşireler. Çocuk aşıları için. Halam beni saklardı korkuyorum diye. Bir ekresinde hemşire beni somyanın altında çekti. Düşünüyorum da. Travma olması lazımdı. Bu dediğim ama, hayal meyal okula gitmediğim bir yaş. Hem de full zamanlı değil, kışın geliyordu babamlar ben evimize dönüyordum, hatırladığım şu; halam eve gelip benim yatağım rahat mı üşür müyüm diye kontrol eder, evlerine dönerdi. Ben aynısını yapıyorum yeğenim için. Neredeyse annesine güvenmiyor gibi oluyorum. Bu öyle bir şey değil tabi. Sonuç olarak. Mutlu çocukluk denen şey, tepede bir anne baba, o bu şu ile olmuyor, öyle olsa hz Zeyd ailesiyle gitmeyi tercih ederdi. Orada olup aslında orada olmayan anne baba dolu şimdi. Her ihtiyacını karşılayıp arada bir de öpüp koklayınca tamam sanıyorlar. Hepsinin çocukları dışarda eğitiliyor, dünyadan haberleri yok. Çocuğu evde bastırmak ahlaklı olması demek zannediyorlar. Ben benim çocuğum benim gibi yaşasın isterdim, gayet çocukluk yaptım, ödevimi de hep kendi sorumluluğumla yaptım, yapmadan gittiğim oldu, cezasını kendim gördüm, çektim, akıllandım. Şimdi çocuklara gram kadar fırsat vermiyorlar ki. Çocuk hata yapamıyor. Muzırlık demiyorum. Hiç hata lüksü yok çocukların. Ödevini yapmayınca dünyanın en sorumsuz insanı ilan ediliyorlar koca koca adamlar gibi. 7 8 9 10 yaşında. Bu adalet mi? Benim birinci sınıfta yanıma Erkan diye bir çocuk oturttu öğretmen, o zamanlar öyleydi, bir kız bir erkek oturtma sebebine kendi aralarında konuşma sebep gösterilirdi. Doğrudur. Müzik dersinde o çocuk şarkı söyledi, demek sesi güzelmiş bilmiyorum, öğretmen başını şöyle bir okşadı. Ben vuruldum. Eee müzikle bu işi başaramayacağıma göre çalıştım, çok çalıştım. Gerçekten herkes bir sayfa özet yazarken ben üç sayfa alırdım öğretmenden. O zaman özet yazma uygulaması vardı, yazımız güzelleşsin diye. Sonuç? İkinci sınıfa geçtiğimde yanıma oturacak kişiyi kendi seçebilecek konuma ulaşmıştım, okula ilk hafta gidemesem de orta ön benimdi. Annemin hayatımda yardım ettiği tek ödevimi biliyorum; resim. Evet bir kere bana nasıl resim çizeceğimi gösterdi, ben hep oradan düz devam ettim. Biz okuldan gelince hiç ödevini yap hemen diye bir sorunla karşılaşmadık ki. Tam tersi eğer o defterler zamanında toplanmazsa aşağıdan toplardık. Valla annem deferlerimi bazen camdan atardı. Ben bunun için annemden nefret mi etim? Daha neler. Tam tersi, ödevimi yapınca defterlerimi kaldırmayı öğrendim. Herkes ödevini yaparken yapmayı öğrendim. Annem bize istikamet kazandırdı. Ben dayak yiyen bir çocuk değildim ama bazen onu yaptığını da gördüm. O an da nefret etmedim. Arada gerçek sevgi varsa bunlar olmaz. Demek istediğim mutlu çocukluk varlık demek değil, hiç zorluk görmemek değil, ne bileyim fiske bile yemedim demek değil. Mutlu çocuk çocukluğunu yaşayandır. Öyle veya böyle akranlarıyla aynı seviyede gidendir. Çocukluk dönülebilen bir şey. Ben bu hafta izin aldım eve, köyüme gideceğim, orası çocukluğum, her saniye orada olmak istemek zorunda değilim ama gidince "o çocuk" oluyorum. Yeterli bence. Şimdiki çocukları ya mengene ile sıkıyorlar ya da başı boş bırakıyorlar. Bu kadar kontrol iyi bir şey değil. Anne babamız bizi ne kadar dikkate alırdı? Bunu hatırlamakta fayda var. Biz şimdi nefes bile alırken görmek bilmek istiyoruz. Bu normal mi? Kendine yapılmayanı neden başkasına yapıyorsun? Ya da sırf sen sahip olmadığında üzüldün diye o çocuğa sunduğun imkanlara neden sürekli olarak minnet duymasını bekliyorsun. Sahip olmak da onun normali. Şu an herkes sahip bir şeylere. Bunu görerek büyüyor çocuk. Minnet duymasını beklemek hata. Bu konu tabii ki alelade bir konu değil, ben de otorite değilim ama kendi çocukluğum üzerinde hakimim ve bildiğim şu; ne yaşadığınızı yaşatmamak, ne de yaşayamadığınızı illa çocuğunuza tattırmak gibi bir zihniyete girmemelisiniz. Bu bir şekilde çocuğu mecbur etmektir. Tam burada Tom Sawyer'in kitaptaki arkadaşı Huckleberry Finn'in davranışları çok açıklayıcı. Kitap ikisinin bir karar aşamasına geldiği an bitti. Orada kitap başka bir boyuta taşınacak belli. Tom Sawyer üzerine çok şeyler yazılabilir ama dediğim gibi ben otorite değilim. Huckleberry Finn'den devam etmek istiyorum. Bir hatırlatma; Tom Sawyer de bir çok kitap "sadece" gibi çocuk kitabı değildir; "Soyguncu korsandan daha üsttedir; yani genel olarak böyle. Birçok ülkede soyguncular en üst soylular arasındadır ... dük filandırlar."
Edebiyat
Tom Sawyer’ın MaceralarıMark Twain · Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları · 202113,5bin okunma
·
106 Gösterim
Yorumlar
Lütfen giriş yapınız.