Gönderi

"Şarkı" zamana direnen eserin ortak adı olsa da bir de gerçekten şarkıya dönen eserler var. Yoklamaya Rusya'dan katılan şair Konstantin Simonov, genç eşi Valentina Serova'ya cepheden yazıyor, genç ölülerin arasından. Kime kurşun değse Simonov'dan kan akıyor ve Nietzsche'nin "Yazını kanla yaz," komutu titretiyor kalemini: "Bekle beni, döneceğim ben Çok çok bıkmadan bekle / Sarı yağmurların hüznü basınca / Kar kasıp kavururken / Kızgın sıcaklarda bekle. / Uzak yerlerde mektuplar kesilince Bekle beni. Birlikte bekleyenlerin beklemekten | Usandığına bakma bekle / Bekle beni döneceğim..." Şiiri izne giden bir askerle eşine yolluyor Simonov. Askerin bir kopyasını kendine ayırdığı mısralar çok geçmeden bir gazetede yayımlanıyor. Ve dudaktan dudağa yayılıyor şiir. Defalarca besteleniyor. Kader bu ya, cephede kendi şiirini hiç tanımadığı bir askerin ağzından işitiyor Simonov. Bir şarkı olarak işitiyor onu: "Sağ kalışımın sırrını yalnız / Senle ben bileceğiz / Bütün sır senin / Başkalarının bilmediği gibi beklemeyi bilmende."
Sayfa 51·Kitabı okudu
·
78 Gösterim
Yorumlar
Yorum yapabilmeniz için giriş yapmanız gerekmektedir.