Gönderi

“Yalanın Işığında Doğrunun Külleri”
10/10
·544 syf.··
Beğendi
·
2025 54. kitabı
Umberto Eco benim için bilginin ihtişamını ve ironisini aynı anda taşıyan bir bilge. Onun kitaplarını okurken bazen Tanrı’yla, bazen tarihçilerle, bazen de kendi zihnimle tartıştığımı hissediyorum. Ama Baudolino, o tartışmaların en uzun süreni oldu. Bu roman, ilk bakışta bir Orta Çağ masalı gibi görünüyor ama aslında bir hakikat . Eco burada yalnızca tarihi anlatmıyor; hakikatin nasıl üretildiğini, nasıl yozlaştığını ve en önemlisi, insanın inanma ihtiyacını anlatıyor. Baudolino, Tanrı’ya değil, kendi yarattığı hikayelere inanıyor. Ve Eco, bu inancı öyle ustalıkla işliyor ki, sonunda biz de inanıyoruz. Kutsal Roma İmparatorluğu’nun entrikaları arasında, Baudolino’nun masalsı yolculuğu aslında bir zihin yürüyüşü Yalanla gerçeğin birbirine karıştığı bir arayış. Eco, burada okuyucusunu aptal yerine koymaz tam tersine, onu suç ortağı yapar. Baudolino’nun anlattığı her efsanede, biz de kendi çağımızın mitlerine inandığımızı fark ederiz para, tanrılar, ideolojiler, kimlikler… “Senin Baudolino’n kim?” Kime inanıyorsun, neden inanıyorsun — ve o inanç seni kim yapıyor? Okurken bazı sayfalarda kendimi suçlu hissettim; çünkü Eco, okurunun zayıf noktasını bilir inanmak istiyoruz. İnanmak, düşünmekten kolaydır. Bu yüzden Baudolino’yu yargılayamadım. Çünkü onun yalanları, bizim inançlarımız kadar kutsaldı. Eco’nun dili öyle zengin, öyle bilgece bir ironiyle dolu ki, insan her cümlede hem gülümseyip hem de susmak ister. Kelimeler bir bilmece gibi. Her biri, bir diğerinin ardında saklı hakikati fısıldıyor. Ve sonunda anlıyorsun ki, Baudolino sadece bir karakter değil insanın hakikati kendine göre şekillendirme arzusunun bedeni. Tanrı “ol” dediğinde evren yaratılmıştı; Baudolino “inan” dediğinde, kendi evrenini yaratıyor. Eco’yu okurken her zaman şunu hissediyorum: O, bilginin yalnızca bir silah değil, aynı zamanda bir günah olduğunu da bilir. Çünkü ne kadar bilirsen, o kadar sorgularsın ne kadar sorgularsan, o kadar yalnız kalırsın. Baudolino, bu yalnızlığın destanıdır. Bir adamın, dünyayı anlamak için uydurduğu bir Tanrı’ya sığınmasının hikayesi . Eco bizi kandırmadı bizi kendimizle tanıştırdı . Yalanlarımızın içinde bile anlam arayan varlıklar olduğumuzu hatırlattı. Bu yüzden Eco’nun kitaplarını seviyorum. Çünkü bana hiçbir zaman rahat bir zihin bırakmaz. Sorgulatır, sarsar, bazen incitir ama asla ucuz bir huzur sunmaz.
Edebiyat
BaudolinoUmberto Eco · Doğan Kitap · 2024818 okunma
·
46 Gösterim
Yorumlar
Lütfen giriş yapınız.