·651 syf.····Okunma: 05 Eylül 2022 00:00 Japon yazar Murakami'nin kaleme aldığı "Sahilde Kafka" kitap yorumu ile herkese merhaba. Uzun zamandır listemde bekleyen ve sayfa sayısı ile gözümü korkutan bu kitabı sonunda okuyup bitirebildim. Murakami ile bu kitapla tanıştım ve kitabı ne tam sevdim ne de tam sevmedim. Bu arada kalmışlık duygusundan kurtulmak için yazarın bir kitabını daha okumayı planlıyorum ileride.
Kitaba gelecek olursak, gerçek ile gerçeküstünün birleştiği bir çizgide okuyucuyla buluşuyor yazar. Bir yanda evden kaçıp kendi yolunu çizmeye çalışan 15 yaşındaki Kafka Tamura, diğer yanda çocukken yaşadığı tuhaf bir deneyim sonucunda akli melekelerinin bir kısmını yitiren ihtiyar Nakata çıkıyor karşımıza. Bu iki ana karakterle etkileşime geçen yan karakterler eklendikçe hikaye iki farklı koldan ilerlemeye başlıyor diyebiliriz. Fantastik ögelerin yer aldığı, sembolizmin sıkça kullanıldığı bu eser Oedipus kompleksi (karşı cinsteki ebeveyni sahiplenme) temelinde şekillenerek yer yer okuyucuyu merakta bırakacak bir olay örgüsü ile ilerliyor.
Yukarıda bahsettiğim kısa özete baktığımızda yaşlı bir adam ve genç bir çocuğun kesişen hikayelerini okuduğumu düşünebilirsiniz. Lakin bu iki farklı hikayenin ne derece ortak bir paydada birleştiği tartışılabilir. Kitap bittikten sonra cevabını alamadığım o kadar çok soru oldu ki, acaba birkaç sayfayı atladım da ben mi kaçırdım bile dediğim oldu. Bazı kısımlar hikayenin akışı içerisinde gerekli miydi diye düşündürtüp, bazı kısımlar açıklanmaya muhtaç kaldı diyebilirim. Bazı kitaplarda hissettiğim "burası gereksiz uzatılmış" hissi bu kitabın da belli yerlerine sirayet etmişti maalesef. Tüm bu olumsuzluklarına rağmen Postmodern edebiyatın farklı ve güzel örneklerinden birini tecrübe etmiş oldum. Okuma grubunda okunsa üzerine saatlerce konuşulup eleştirilecek bir kitap olabilir bana kalırsa.