Puan vermedi·152 syf.····Okunma: 10 Ekim 2025 18:12 Aynur İlyasoğlu, Örtülü Kimlik: İslamcı Kadın Kimliğinin Oluşum Öğeleri, (İstanbul Metis Yayınları, 6. Baskı, Mayıs 2020)
Aynur İlyasoğlu’nun “Örtülü Kimlik: İslamcı Kadın Kimliğinin Oluşum Unsurları” adlı kitabı, Türkiye’de modernleşme süreciyle birlikte dindar/muhafazakâr kadınların kimlik oluşumunu inceleyen bir doktora çalışmasıdır. Çalışma, “örtünme” (başörtüsü) olgusunu hem bir dini pratik olarak hem de modern toplumsal kimliğin kurulma biçimi olarak ele alır. İlyasoğlu bu çalışmayla modernleşme, cinsiyet ve din ilişkisini tartışmayı, kimliğin bireysel ve toplumsal yönünü çözümlemeyi amaçlamaktadır. Çalışmasında “Modern Türkiye’de İslamcı kadınlar, hem dini inançlarına hem de modern yaşamın gereklerine nasıl bir kimlik inşa ederek yanıt verirler?” sorusunun yanıtını aramaktadır. Bu bağlamda başörtüsü sembolleşmiş bir dini aidiyet olarak değil, modern kamusal alanda görünmek isteyen kadın kimliği olarak ele alınır. Dolayısıyla burada örtü bir kimlik olarak ifade edilir. Başörtüsü takmak, sadece “itaat” değil, aynı zamanda modern kamusal alanda bir varlık iddiasıdır.
İlyasoğlu kimliği sabit bir öz olarak değil, sosyal olarak inşa edilen bir süreç olarak görür. Bu yüzden örtüden önce / sonra ayrımı yapılabilmektedir. Kimlik ise konuşmalar, dini anlatılar ve ideolojik referanslar içinde kurulur. Kadınlar kimliklerini davranış, kıyafet, eğitim ve kamusal duruşlarıyla gösterir ve yeniden üretirler. Ayrıca kadınlar modernliğin içinde modernliğe karşı bir kimlik kurma çabasında olurlar. Kamusal alanda modern olmayı seçerken, modernliğin seküler kodlarına da mesafelidirler.
İlyasoğlu Bauman’da (Kimlik) olduğu gibi bir kimlik teorisi sunmaz. Kimliği sahada kadın deneyimi üzerinden somutlaştırır. Bunu da: Derinlemesine mülakatlar, Gözlemler, Kadınların kendi anlatıları aracılığıyla yapar. Bu anlatılar, kadınların: Eğitim süreçleri, Aile yapıları, Dini dönüşüm hikâyeleri, Kamusal alandaki deneyimleri üzerinden kimliğin nasıl kurulup temsil edildiğini gösterir. Yani kimlik, sadece “neye inanıldığı” değil, “nasıl yaşandığı” ve “nasıl temsil edildiği” ile ilgilidir.
Araştırmasının yöntem, teknik ve çıkarımlarına da ayrıntılı bir şekilde yer verir. Her ne kadar doğrudan bir kimlik teorisi sunmasa da, çalışması kimliğe dair güçlü teorik eksenler taşır.
1. Toplumsal cinsiyet ve kimlik inşası: Kadın kimliği kültürel, dini ve ideolojik bağlamlarda yeniden şekillenir.
2. Modernleşme eleştirisi: Cumhuriyet’in modernleşme projesi, kadın bedeni üzerinden kimlik kurduğu için, İslamcı kadınların başörtüsü tercihi de bu kimlik politikalarına bir karşı söylem olarak okunur.
3. Habitus (Bourdieu etkisi): Kadınların dini habitusu, sosyal çevreleri ve eğitim süreçleri kimliklerini belirler.
4. Direniş söylemi: Örtünme, pasif bir teslimiyet değil, hem modernliğe hem patriyarkaya karşı aktif bir kimlik kurma eylemidir.
“Örtülü Kimlik”, Kadın deneyimini merkeze aldığı, dini kimliği modernlik bağlamında tartıştığı, başörtüsünü politik, kültürel ve sosyolojik bir simge olarak çözümlediği için kimlik çalışmalarında oldukça önemli bir çalışma olarak kabul edilir. Sonuç olarak “Örtülü Kimlik” Kimliğin bireysel tercihlerle değil, toplumsal ve ideolojik süreçlerle örüldüğünü gösteren ve kimliği somutlaştıran bir çalışma olarak literatürde yer edinmiştir.