Bir kitaptan ayrılmak istememek…
Bu duyguyu tarif etmek gerçekten zor. Ama benim için bu kitap tam olarak öyleydi. Elimden bırakmak istemedim.
Kitaba başladığımda ilk fark ettiğim şey, ne kadar derin düşünmeyi unuttuğumuzdu. Oysa ben de sık sık düşüncelere dalarım, hatta uyurken bile zihnim durmaz. Ama genellikle bu kadar anlamlı, bu kadar ruhu besleyen konular olmaz o düşünceler. Bu kitap bana unuttuğum derin tefekkürü hatırlattı.
Okudukça anladım ki, ızdırap bazen bir rahmettir. Rabbime yaklaşmanın, O’nun varlığını hissetmenin bir yoludur. Bu yüzden ızdırabı sevmem gerektiğini öğretti bana.
Bu kitap öyle bir eser ki, gerçekten bütün dikkatinizi vermeniz gerekiyor. Her cümlesi ince bir düşüncenin, derin bir tefekkürün ürünü. Okurken kimi zaman yüksek sesle okudum, kimi zaman bir sayfayı defalarca döndüm. Çünkü kelimelerin her biri içime dokundu.
Okumayanın bir şeyleri eksik kalır diye düşünüyorum. Benim için öyle oldu. Bu kitabı okumadan önceki hâlimle şimdiki hâlim aynı değil. Bana çok şey kattı. Dinime, inancıma, Rabbime daha geniş bir pencereden bakmayı öğretti. Hayranlığımı, bağlılığımı arttırdı.
Ve şimdi, kitabın en güzel cümlelerinden biriyle bitirmek istiyorum:
“Rabbini arayan bir dindi aşkım.”