Beyaz Testral, Korku'yu inceledi.
45 dk. · Kitabı okudu · 3 günde · Beğendi · 10/10 puan

Derin bir nefes alıp "tekrardan" yazacağım.. Tek tesellim çoğu cümlemi hatırlıyor olmam.. "Akan bir ırmakta bir insan iki kez yıkanamaz"'ı ilerde açıklayacağım ve evet yıkanmıyor! Bunu ikinci kez yazmaya mecbur olduğum bu incelemede tekrar test ettim..
Okuduğum yorumlara bakınca anlıyorum ki yazar, hepimizin içine bakıp yazıyormuş.. Bazen "Nasıl olur da bunu bilebilir?!" diye düşünüyorum.. Yazar o kadar iyi bir psikianalizci ki bu yüzden yazdığı her şey birer resmi belge şekllinde..
Bundan önce, Bir Kadının Yaşamından Yirmi Dört Saat, Olağanüstü Bir Gece gibi eserlerinde de beni yakalamıştı.. Kendisi şahane bir yazar..
Kitaba gelecek olursak.. Kadının, hiçbir şekilde bir şey hissetmediği bir adamla olan düzenli ilişkisi yalnızca yeni kazanılmış kötü bir alışkanlık olarak görülebilir, nitekim yeni alışkanlıklarımızı sevmek zorunda değiliz, onları sadece yaparız..
Yazarın burjuva dünyasından karakterleri seçiyor olması elbette tesadüf değil.. Bize anlatma istediği ruhsal doyumun, statü veyahut para pulla alınamayacağını, bazen en basit, değersiz bir şeyle bile ruhsal doyuma ulaşabileceğimizin altını çiziyor.. Olağanüstü Bir Gece'de bunu net bir şekilde görmüştüm..
Kadın, şantajcıyla karşılaşmayana kadar yakalanma korkusu yalnızca dilde hissedilen haz verici bir acı.. Hani olur ya çoğu insan zengin olunca bile çalar, sadece bunun hazzını yaşar.. Tıpkı onun gibi.. Sadece onun verdiği bir haz.. Şantajcıdan sonra korktuğu asıl şey soyut ve haz veren olan korku değil, somut bir gerçek. O zamandan bu yana gelişen ruh karmaşası..
Bana göre kadının korktuğu şey yanlış anlaşılmak.. Kadın, genç adamı sevmemesine rağmen onunla beraber olmuştur, hiçbir şey hissetmeksizin..Zaten çoğu yasaklar sırf haz verdiği için günah değil miydi?!.. Öte yandan kocasıyla bir sorunu yok. gayet yerli yerinde bir hayatı var.. Bunu açıklamaya çalışamaz bile! Elbet kocası bunu aşkla yaptığını düşünürdü.. İşte bu yüzden kadın kocasını aldattığını son sayfaya kadar itiraf etmedi.. hoş, kadın buna utanç demişti, kocasıysa korkudan oluşan bir utanç..
"Rahat battı." kelimesinin altını çizebilir.. İnsan psikolojisinde olmazsa olmaz bir şey depresyondur.. Uzmanlar "Hiçbir şey yolunda olmadığında mutsuzsanız bu normaldir fakat; her şey yolundayken mutsuz olmak ise depresyondur.." derler.. Olağanüstü Bir Gece'de de karakter hissizlikler içinde depresyondaydı.. Fakir insanların bu durum analizi belirttiğimiz gibi "Rahat battı.." oluyor :) Mesela daha önce duyduğum bir zina haberi de şöyleydi.. Kadın buranın köklü ailelerinden birinin gelini ve servis şoförüyle ilişkisi varmış.. Bu ilişki de kadının, aşığının yakmasıyla ortaya çıkmış, kızı gördüklerini aktarmıştı..
Bunu sebepleri arasında elbette sahip olduğumuz hayatın inceliklerini bilmemek.. Nitekim kadın kocasını daha önce çok yüzeysel tanıdığının farkına varıyor.. Bazen geri durup, Yukarıdan ve olayın dışından kişi kendini ve hayatını gözlemlemeli ki bu tarz hatalara düşmemeli.. Hayatımızdaki inceliklerin farkına sonradan varmamak adına bunu yapmalıyız..
Kitapta felsefe yapılacak bazı durumlar söz konusu tabi ve bunlardan biri de üç yıl önce işlenen bir suçun failinin aynı kişi olmaması durumu.. Aklıma Felsefe dersimiz gelmişti.. Hoca bir karikatürü yorumlamamızı istemişti.. Bilge "Akan bir suda iki defa yıkanılmaz." demişti ve hoca çoğu kişinin yorumlamasını istemişti.. Tatmin olmadığında dönüp benim yorumumu alırdı.. O günden beri düşüncem değişmemişti tabi.. Bir insan bir anı yalnızca bir defa yaşar.. Bunun en büyük etkeni zaman ve insanın ruh haliydi.. Su akmıştı.. Senin düşünce değişmişti.. Zaman ilerlemişti.. Aynı malzemeyle bile aynı keki yapmak mümkün değil.. Belki de bu yumurta ötekine oranla daha tazeydi veyahut süt bu sefer başka bir ineğinkiydi.. Suç işlerken de aynı kişi miydik?! Kadın suçu işlediğindeki haliyle şimdiki haliyle aynı kişi miydi?!
Kesinlikle aynı olmuyordu insan.. Basiret bağlandığı hiçbirimiz olduğumuz kişi olmuyoruz..
Kadının kocasının kadına olan tutumunu kadın her seferinde başka manalara çekiyor ve daha da şiddetli bir korku hissediyor çünkü kocasını tanımıyor ve nasıl bir ceza vereceğini kestiremiyor.. BU da kadını intihara kadar sürüklüyor.. Kadınlardaki en ölümcül şey zihindir.. Fiiller, failler toz olsa bile kadın zihninde suçunu hatırladığı an herkesin davranışına şüpheyle bakar ve samimiyetsizlik sezer.. Oysa ki bu gerçek değildir, affedilmiştir.. İşte korku, utanç ve üzüntü böyle bir girdaptı.. İçine düştüğünüz an sizi en dibe kadar çeker, orada boğuverir.. Girdabın yanına dahi yaklaşmamak gerek.. Depresyonda da bu böyleydi, sizi çektiğini hissettiğiniz an kaçmak, paranoyayı yenmek..
Kadının kocasının erdemine alkış tutmak istiyorum.. Karısını kurtarışı, bir bilinç uyandırması gayet soylu bir davranıştı.. Umulur ki başa gelmeden felaket uyanmayı.. Tavsiyemdir okuyun..

Bria, bir alıntı ekledi.
1 saat önce · Kitabı okuyor

facebook'ta tanımadığım birinden arkadaşlık talebi gelmiş, profiline bakmadan sildim çünkü doğal bir şeymiş gibi gelmiyor. bence arkadaşlık bu kadar kolay kurulmamalı. sanki insanlar ruh ikizi olmak için aynı grupları sevmek yeteceğini düşünüyorlar. ya da kitapları. inanmıyorum! sen de mi çavdar tarlasında çocuklar'ı seviyorsun... ay tıpkı bir elmanın iki yarısıyız!
hayır, değiliz. sadece edebiyat hocamız aynı. arada fark var.

Tek İsim, Tek Kader, John Green (Sayfa 35)Tek İsim, Tek Kader, John Green (Sayfa 35)

Sarhoş Cariye ve Havvas...

Tecrit sahrasının yolcusu, tevhid dairesinin merkezi, ilim ve amel sahasının muhteşemi, ezeli hükmün muhteremi İbrahim Havvas'ın şöyle dediği nakledilir:

Sahralardayken bir cariye gördüm, vecd halleri geçiriyordu, üzerinde bir perişanlık vardı, başı da açıktı.

-Ey cariye! dedim. Başın açık geziyorsun ha!... Cariye:

-Ey Havvas, gözlerine sahip ol, deyince:

-Ben âşığım, âşık gözünü kapatmaz, ancak istemeksizin gözüme çarptın, dedim. Bunun üzerine cariye:

-Ben de sarhoşum, serbest olan başını örtmez! dedi. Ben:

-Hangi meyhanede sarhoş oldun? diye sorunca:

-Ey Havvas! dedi cariye ve devam etti. Beni ne kadar uzak görüyorsun! Alemde Allah'tan (ve meyhanesinden) başkası var mı?

Cariyeyi işitince:

-Ey cariye! dedim... Bana arkadaş olmak istemez misin? diye sordum. Şu cevabı verdi:

-Ey Havvas! Ham hayale kapılma, zira ben er arayan kadınlardan değilim.!...

Betül Yıldız, bir alıntı ekledi.
4 saat önce · Kitabı okudu · Beğendi · Puan vermedi

"Sahip olmak" değil, sadece "olmak" var, sadece son nefesi, boğulmayı özleyen bir "olmak".

Aforizmalar, Franz KafkaAforizmalar, Franz Kafka
Züleyha Çiçek, Kürk Mantolu Madonna'yı inceledi.
 4 saat önce · Kitabı okudu · Beğendi · 10/10 puan

Sabahattin Ali kitaplarını okumaya hazır olmak gerekiyor, bence. Çünkü bu kitabı okuduğumda o kadar çok yorulmuştum ki beğenmediğimi düşünmüştüm. Ta ki bir gün arkadaşlarım benden ısrarla kitabı anlatmamı isteyene kadar. Anlattığım zaman farkettim ki ben bu hikayeyi, bu anlatımı, bu yazarı, yarattığı karakterleri, tasvirlerini, duyguları bu kadar içten hissettirmesini... Çok sevmişim. Ama Raif Efendi'ye kızgınlığım baki. İnsan kendine bu kadar haksızlık yapar mı? Kaç Raif var hayatımızda acaba? Kaçımız Raif Efendi'yiz?

Okunmalı. Okunmalı çünkü Sabahattin Ali okumak kendini okumaktır.

Ebru oğuz, Cesur Yeni Dünya'yı inceledi.
 4 saat önce · Kitabı okudu · 5 günde · Puan vermedi

"Hey cesur yeni dünya," diye tekrarladı. " Hey cesur yeni dünya ki içinde böyle insanlar var. Hemen işe koyulalım." Incelemeye vahşi olarak görülen John un sözüyle başlamak istiyorum. O kadar etkileyici bir kitap ki hiç bitmemesini istedim. Sizin de kesinlikle okumanız gereken bir kitap diye düşünüyorum.
Kısaca anlatmak gerekirse kitap dystopia (kara ütopya) yı anlatıyor. Herkesin herkese ait olduğu, kuluçkadan insanların üretildiği, aile din, gibi ifadelerin yer almadığı, 100 den fazla ikizin olduğu ve bunların hepsinin birbirine benzediği, insanların sağlıklı doğup hiç yaslanmadan öldüğü, acılardan kurtulmak için hapların kullanıldığı, insanların her şeye karşı şartlandırıldığı, sevginin, ait olmanın olmadığı bir dünya anlatılıyor bu kitapta.
Aslında yazar bu kitabı yazarken ilerde olması muhtemel bir dünyayı anlatmak istemiştir bize. Teknolojinin hüküm sürdüğü insanların hiç çalışmadan keyif sürdüğü, istenilen kitapların okutulup istenmeyenlerin saklandığı, uykudayken bazı şeylerin isitilerek öğretildigi, insanların aktif olmak yerine sürekli pasif durumda olduğu bir dünya işte cesur yeni dünya.
Kitabı okurken şu an bizim de cesur yeni dünyada meydana gelen birçok şeyi yaptığımızı ve bunlara karşı koşullandırılmış olduğumuzu farkettim. Günümüzde de birçok insan acılardan kurtulmak için hapları tüketiyor. Bazı kitaplar okutulurken, bazı kitaplar ise yasaklanıyor. Ayrıca aile kurmak da artık eskisi gibi olmaktan çıktı. Aile sevgisi gittikçe azalıyor. Umarım biz de cesur yeni dünyaya yol almaktan vazgeçip kendi dünyamızda yaşamaya devam ederiz.

heysem, bir alıntı ekledi.
5 saat önce · Kitabı okuyor

Sarkaçlı saatler, halılar, üniformalı uşaklar ne de güzel! Böyle bir ortam çok can sıkıcı olmalı! Kulağıma hiç durmadan: Aç insanlar var! Üşüyen insanlar var! Yoksullar var! Yoksullar var! diye fısıldayan şu gereksiz eşyalardan tek birine bile sahip olmak istemezdim.

Sefiller, Victor Hugo (Sayfa 55 - Türkiye İş Bankası Kültür Yay.)Sefiller, Victor Hugo (Sayfa 55 - Türkiye İş Bankası Kültür Yay.)
شيماء, İnsanın Dört Zindanı'ı inceledi.
5 saat önce · Kitabı okudu · 4 günde · 9/10 puan

yola çıkmak için,
özgür olmak için,
insan olmak için, çok güzel bir harita!

iranlı düşünür, sosyolog, dr. ali şeriatî’nin okumaya çabaladığım ilk kitabı. tam anlamıyla ‘oku’mak zaman alacak ve beni y’ol’da tutacak, zannımca.

kitap prof. dr. hüseyin hatemî tarafından çevrilmiş, onun tarafından açıklamalara yer verilmiş, daha anlaşılır olmuş. hüseyin hatemî türk akademisyen, yazar ve hukuk profesörü. istanbul ticaret üniversitesi’ndeydi en son.

kitap, ali şeriatî’nin konuşmalarının derlemesinden oluşuyor. başlarda müthiş bir detay ile ‘insan’ nedir, ne değildir, kimdir, kim değildir, insan sorun mudur, sorunun kaynağı yine insan mıdır? sorularına cevap ararken, düşündürtüyor ve sorgulatıyor epeyce.

insan olma ve insanlaşma sorununa önemle vurgu yapıyor. ‘beşer’ ve ‘insan’ ayrımını çok güzel açıklıyor. beşerin insan olmadığını, nasıl olmayacağını ve de nasıl olabileceğini uzunca, dikkatlice açıklıyor.
şöyle diyor:
“şu halde iki insan kavramı vardır: birisi dirim-bilim(biyoloji) konusu olan insan, diğeri ise şairin üzerinde konuştuğu, feylesofun söz söylediği, dinin ilgilendiği insan.”

yer yer ayetlerle, muhammed ikbal’in sözleriyle(hatemî’ye göre şeriatî ikbal’in etkisinde çok kalmıştır.), birçok feylesofun fikirleriyle anlatmak istediğini daha özenli ve anlaşılır anlatmış oluyor.

kitaba da adını veren “dört zindan”ı uzun uzadıya fakat sıkmadan, sorgulatarak, düşündürerek izm’lerle ist’lerle (çok sevmem de ben:) havada uçuşuyor izm’ler ve ist’ler) gayet anlaşılır güzellikte anlatıyor. zindanlar; sosyolojizm, naturalizm, historizm ve “kendi’m” zindanı. çok haklı tespitleri var. zindanları öz ve açık bir şekilde anlatıyor, nasıl kurtulabiliriz’in yollarını sunuyor. en çok dördüncü zindanımız olan kendi’m zindanı üzerinde duruyor. çok detayına girmeyeyim :)

beşerin insan olma sürecine güzel bir örnek var kitapta; bu ufak pasajla da sonlandırayım:

“halı dokumasında gözlerin ve parmak uçlarının dikkat etmesi gereken zevk inceliği, renkleri iyi tanıma ve ayırma ve birbirleriyle uyuşturma için gerekli ince zevk ve duygu, halının zarif ve sanatkârca nakışlarındaki güzellik, bütün bunları tanımaya başlıyor ve sonra dokuyorlar, yaratıcılıklarını tadıyorlardı. bütün bunlar ruhu o derece inceltiyor ve duygu veriyordu ki, belki kan dökmekten ve öldürmekten zevk alan adam, sanatla uğraştıktan bir süre sonra ruhsal bir güzellik kazanıyor, öyle ki kimi zaman bir arada oturup ben şiirler okumaya başladığımda, aynı adamın gözyaşları yavaşça süzülmeye başlıyordu.”

kendi zindanımızda kendimizin oluşturduğu prangalarla bağlandığımız özgürlük hayallerine devam mı?!

NigRa, bir alıntı ekledi.
6 saat önce · Kitabı okuyor

Ne zaman geldin ruhum? Görmedim seni..
En başta kendi ruhum olmak üzere ruhlar hakkında hiçbir şey bilmiyorum. Emin olduğum tek şey ruhun var olduğu.

Aşık Şeytan, Jacques Cazotte (Sayfa 12 - Kırmızı Kedi / Babil Kitaplığı 4 / Çeviren : Berna Günen)Aşık Şeytan, Jacques Cazotte (Sayfa 12 - Kırmızı Kedi / Babil Kitaplığı 4 / Çeviren : Berna Günen)