İçimde, kelimelere dökülmekten imtina eden, dökülse de eksik kalacağını bildiğim koca bir yük var. İnsan bazen en çok kendine yabancılaşır, en çok kendi sesinden kaçmak istermiş; bunu her geçen gün biraz daha derinden anlıyorum. Görevler, sorumluluklar, hayatın o soğuk ve tavizsiz gerçekleri arasında dik durmaya çalışırken, içimdeki o kırılgan çocuğu nereye saklayacağımı bilemiyorum. Üzerimdeki görünmez zırh ne kadar ağırsa, altındaki sızı da o kadar derinleşiyor.
İnsan da meyve gibidir. Ancak tabiatın verdiği kadar olgunlaşıp büyüyebilirsin bu topraklarda. Tabiat vermezse kurur, güdük, yoksul kalırsın. Ama lezzeti tohumundan gelir meyvenin. Tohumu, aşısı iyiyse ne olursa olsun lezzeti bozulmaz. Mayası iyi olan insanı hiçbir felaketin bozamayacağı gibi."