İçimde, kelimelere dökülmekten imtina eden, dökülse de eksik kalacağını bildiğim koca bir yük var. İnsan bazen en çok kendine yabancılaşır, en çok kendi sesinden kaçmak istermiş; bunu her geçen gün biraz daha derinden anlıyorum. Görevler, sorumluluklar, hayatın o soğuk ve tavizsiz gerçekleri arasında dik durmaya çalışırken, içimdeki o kırılgan çocuğu nereye saklayacağımı bilemiyorum. Üzerimdeki görünmez zırh ne kadar ağırsa, altındaki sızı da o kadar derinleşiyor.