Pürdikkat (Odaklanma becerisini nasıl yitirdik, nasıl geri kazanabiliriz?)

·
Okunma
·
Beğeni
·
2317
Gösterim
Adı:
Pürdikkat
Alt başlık:
Odaklanma becerisini nasıl yitirdik, nasıl geri kazanabiliriz?
Baskı tarihi:
Kasım 2019
Sayfa sayısı:
224
Format:
Karton kapak
ISBN:
9786056669323
Orijinal adı:
Deep Work: Rules for Focused Success in a Distracted World
Dil:
Türkçe
Ülke:
Türkiye
Yayınevi:
Metropolis Yayınevi
Carl Jung, elektriği bile olmayan bir köy evinde haftada üç gün çalışarak analitik psikolojinin kurucu metinlerini yazdı. Üniversite öğrencisi Bill Gates ise odasına kapanıp sekiz hafta gece gündüz çalışarak devasa bir şirketin temellerini attı. Alanlarında çığır açan bu iki dehanın ortak yanı, üstün bir odaklanma becerisine sahip olmalarıydı.

Bilgisayar bilimci Cal Newport’a göre iletişim teknolojilerinin sınırsız gelişimi karşısında hazırlıksız yakalanan günümüz insanı, bu beceriyi yitirmekte. Jung veya Gates gibi tek bir konuda saatler boyu dünyadan soyutlanarak çalışabilmek şöyle dursun, azıcık can sıkıntısına bile tahammülümüz kalmadı: gözümüz her an telefonlarımızda. Dahası, insana dikkatini toplama imkânı vermeyen günümüz çalışma kültürünü normal zannediyoruz. Hep daha çok çalışıyoruz, gece yarısı dahi e-postalarımıza yanıt veriyoruz, mesailer uzadıkça uzuyor, fakat ne hikmetse işler bir türlü bitmiyor. Peki, sevdiklerimize bile zaman ayıramadığımız bu hayatın nesinde anlam buluyoruz?

Cal Newport, işte bu çalışma kültürünü elimizin tersiyle iterek odaklanma becerisini geri kazanabilmemiz için “pürdikkat çalışma” adını verdiği, zanaatkârlıktan ilham alan yeni bir çalışma kültürü öneriyor. Newport’a göre, yapay zekâ teknolojilerinin vasıfsız emeği atıl kıldığı günümüz ekonomik düzeninde gitgide kıymet kazanan bu beceriyi edinip çalışma hayatının merkezine oturtabilenler ayakta kalacak.

“Pürdikkat çalışma, bilgi ekonomisinin itici gücüdür. Zorlu konularda uzmanlık kazanmanın da, çetrefil sorunlara çözüm bulmanın da yolu aynı: yoğun bir şekilde odaklanmak.”
-The Economist-

“Bilim ile tutkuyu ustalıkla harmanlayan Cal Newport’un sesi, içinde bulunduğumuz şu uğultu denizinde billur bir ses gibi yankılanıyor. Artık daha fazla tıklamaya, kedi videosuna, emojiye filan ihtiyacımız yok. Bize cesur işler lazım; gözümüze indirilen perdeyi reddettiğimiz müddetçe başarabileceğimiz cesur işler.”
-Seth Godin-

Wall Street Journal Business Bestseller
Amazon Best Business Book for January 2016
800-CEO-READ Business Book of the Week
(Tanıtım Bülteninden)
224 syf.
·12 günde·7/10
Bir işe hevesle başlayıp çabuk bırakanlardansanız veya yaptığınız işinizde bir süreklilik olusturamayip zorluk çekiyorsanız bu kitap size göre. Carl Newport bu kitabı yazarken bilimsel verilerden, ünlü kişilerin çalışma rutinlerinden örnekler vermiş. Düzen oluşturmanız ve verim sağlayabilmeniz için tavsiyelerde bulunuyor. Beynimiz kolaya kaçmayı, zor gelecek şeyleri yapmayı pek sevmese de azimli olunursa pürdikkat calisabilmek mümkün. Tavsiye ederim.
224 syf.
·Beğendi·9/10
Bu kitap sayesinde hayatımda hegemonya kuran WhatsApp ve sosyal paylaşım sitelerinden kurtuldum. Günlük yaşantımızda dikkatimizi dağıtan o kadar çok şey var ki. Bana göre bunların en başında WhatsApp geliyor. İnanın ulaşmak isteyen size bir şekilde ulaşır.
224 syf.
·Beğendi·8/10
Angarya işlere ayırdığımız vakitleri, sosyal medya sörflerini, kısacası ancak zaman israfını bıraktığımız anda potansiyelimizi gerçekleştirebileceğimizi savunuyor yazar. Verimli çalışmak adına tavsiyeleri eksik bırakmıyor. Özellikle sosyal medyada harcadığımız vaktin havaya uçup gittiği konusunu acımasızca dile getiriyor. Sınava hazırlananlar, önemli bir projeye ya da mülakata hazırlananlar için arkadaş bir kitap. İlham verici.
224 syf.
·21 günde·Beğendi·Puan vermedi
Kitap bazı başarılı bilim insanlarının ve akademisyenlerin odaklanma becerilerinden; özellikle de kendisi de bir akademisyen olan yazarımızın tecrübelerinden yola çıkılarak yazıldığı için insan üstü şeyler beklemiyor sizden. Bu yorum tabi ki oldukça öznel bir yorum lütfen bu dikkatinizden kaçmasın. Dikkatinizi toparlamakta güçlük çekiyorsanız ve nasıl toparlayacağınızı bilmiyorsanız bu kitap size belli başlı stratejiler verecektir. İlgilisine tavsiye ederim. Ayrıca isterseniz kitapla ilgili hazırlanmış şu iki video da bakabilirsiniz.
https://www.youtube.com/watch?v=md_-Zh3T3sU
https://www.youtube.com/watch?v=SNMFnnZhcqg
DİKKAT KİTAP ÖZETİ MAHİYETİNDEDİR!!!

Kitap bir giriş, bir teorik bilgiler ve bir de uygulama için strateji ve kuralların verildiği 3 bölümden oluşmaktadır. Giriş kısmında Pürdikkat çalışmanın yoğunlaşarak ve tüm dikkatini vererek çalışma anlamına geldiğini ve bunun ancak egzersizler yapılarak geliştirilebileceğinden bahseder.
İlk bölümde 'Neden pürdikkat çalışmalıyız?' sorusuna bir kaç farklı cevap veriliyor.
*Çalışılan sektörün en iyisi olma ve bunun gerek maddi gerek manevi ayrıcalığını yaşama
*Pür dikkat çalışma sonunda daha çok üretme ve üretmenin verdiği tatmin duygusu
*Daima ulaşılabilir olmaktan uzaklaşma
İlk bölümde bahsedilen'Dikkat Tortusu' olgusu gerçekten ilgi çekici ve gerçekliği tecrübe edilebilir bir olgudur. Dikkat tortusu A işini tam bitirmeden B işine geçen kişinin aklının A işinde kalmasıdır. Aklın A işinde kalması dolaylı olarak B işindeki performansınızı etkileyecektir. Bunu ortadan kaldırmak için ya tamamen A işini bitirdikten sonra B işine yönelin ya da A işini bitirmek için B işinden sonra tekrar dönmek için askıya alın. Veyahut yapabiliyorsanız A işini tamamıyla aklınızdan silip B işine odaklanın.
Yine çalışma sonucunda üretilen şeyin elle tutulur somut bir şey olmasına duyulan gereksinim yer yer çoğumuzun ihtiyaç duyduğu şeylerdir.
İkinci bölüm de ise Pürdikkat çalışma için bazı kurallar ve stratejiler sunuluyor.
***Kural 1: Derinleşin
Derinleşme için bazı yaklaşım çeşitleri;
a) Keşiş Yaklaşımı
Kısaca kendinizi hedefinize kilitleyip, dış dünyadan soyutlayarak çalışın.
b) Çift modlu Yaklaşım
Zamanınızın belli bir bölümünü Pürdikkat çalışma için ayırın. Keşiş yaklaşımında olduğu gibi bazen kapanıp çalışa da bilirsiniz.
c) Ritmik Yaklaşım
Her gün belli bir mekan ve zamanda çalışın. Fakat çalışacağınız zaman aralığı belli olsun. Bunu bir zincir haline getirmek daha motive edici olabilir.
d) Gazeteci Yaklaşımı
Günün bulabildiğiniz her vaktini yoğunlaşarak çalışmaya ayırın. İster 20 dakika ister 1 saat az veya çok fark etmez. Fakat bu yöntem henüz dikkatini toplayarak çalışmaya yeni başlayanlar için uygun değildir. Çünkü bu yoğunlaşma egzersizi isteyen bir şeydir.
Bu yaklaşımlardan size uygun olanını yapabilir yada kendi yaklaşımınızı oluşturabilirsiniz. Yine bu bölümde yer alan bazı tavsiyeler şunlardır;
>Ritüelleştirin
Bir mekan ve zamanınız olsun
>Kontrol edilebilir hedefler koyun
>Eğer işinize yarayacak ve dikkatinizi dağıtmayacak ise iş birlikleri kurun
>Birden çok hedefiniz varsa çalıştığınız anda ki hedefinize yönelin.
>Kendinize mola hakkı tanıyın. Tüm gün işinizi hakkıyla yaptıktan sonra bugün iş bitti deyip zihninizi yaptığınız işten soyutlayıp dinlenmeye bırakın.
>Her şey her zaman yetişmeyebilir. Bazen bitmiş sayın.
***Kural 2 : Can sıkıntısından kaçmayın.
-Vaktinizin çoğunu odaklanmaya ayırın ve aralarda kendinize dikkatinizi başka şeylere yöneltmek için izin verin. (Vaktinizi odaklanma eksenli düzenleyin)
-Ne zaman internete gireceğinizi planlayın ve o vakitte girin. Bu vakte uymadığınız an yeniden planlayın ve bu kez uymak için çaba gösterin. Her çaba gösterdiğinizde bir sonraki arayı beklemek sizin için daha kolay olacaktır. Başlarda çalışırken akıl gelen mesajlara vs. kaysa da sonrasında alışacaksınız.
-Üretken meditasyon (en basit fiziksel işleri yaparken düşünün)
mesela bulaşık yıkarken ezberlediğiniz ayetleri tekrarlamak gibi.
-Zihin döngü durumuna girip sürekli aynı şeyi düşünebilir, durun nefes alın ve tekrar istediğiniz konuya yönelin.
***Kural 3: Sosyal medyadan çıkın
-Az bir fayda için saatlerinizi harcamak mantıklı değil bu nedenle sosyal medya ile aranıza koyabildiğiniz kadar mesafe koyun. Her zaman ulaşılabilir olmamanız dezavantaj gibi görünse de aslında kendinize ve muhatabınıza saygı duyduğunuzun bir göstergesi olarak da anlaşılabilir.
-Hafta sonu ve akşamları yani boş vakitlerinizi doldurun zira siz doldurmazsanız sosyal medya araçları bu işi zevkle yapacaktır.
***Kural 4: Sığ sulara dikkat edin
-Yüzeysel işlerinizi ne zaman yapacağınızı ve hangi saatlerde hangi konu için yoğunlaşmanız gerektiğini bir ajandaya yazmanız en azından vaktinizi nasıl geçirdiğinizi size gösterecek bir metottur.
- Çalışma sürenizin belli olması üzerinizde bir baskı kuracak bu da sizde işlerimi bitirmeli ve bunun için zamanımı en dikkatli şekilde kullanmalıyım düşüncesini oluşturacaktır. Belli bir saatten sonra süre bitti kalemleri bırakın diyebilmelisiniz aksi takdirde gecelerce bitmeyen işleriniz olacaktır.
-Atılan her mesaja anında cevap vermek ve uzun uzadıya konuşmak zorunda değilsiniz. Vereceğiniz cevaplar hakkında 2 dakika düşünün ve yazışmayı kısaltacak net cevaplar verin.
224 syf.
·127 günde·Beğendi·9/10
2018 yılında okuduğum bir kitap aslında tam bir zaman planlama ve zamanı en etkili kullanma kılavuzu olarak yazılmış. Yazar kitabın başında odaklanma türlerinden bahsediyor. Ve bu türleri derinlemesine inceliyor. Ne yapmamız gerektiğini söylerken asıl önemli olan NASIL yapmamız gerektiğini de anlatıyor. Birçok alanda ün yapmış ve kalıcı eser, kuram ve ürün ortaya koyan nice insanın hayatından örnekler vererek bunları destekliyor. Çok çalışmaktan ziyade BÖLÜNMEDEN çalışmanın kazançlarını ayrıntılı bir biçimde anlatıyor. Kitabın sonunda ekstra okuma kaynakları da öneriyor. Sıradan kişisel gelişim kitapları gibi değil. Çekinmeden alıp okuyabilirsin.
224 syf.
·3 günde·Beğendi·7/10
Kitaptan kendime aldığım bir kaç satırı paylaşmak istiyorum. Bilimsel araştırmaları ve örneklemeleride verdiği için detaylı bir kitaptı.
"Beyin,dünyaya bakış açımızı inşa ederken neye odaklandığımızdan yola çıkıyoruz.
.
"Derinleşerek yaşanan bir hayat,yalnızca maddi açıdan kazançlı drğil, aynı zamanda dolu dolu yaşanan bir hayattır da."
.
Pürdikkat ritüelleri :) ni de kitapta bulabiliyoruz.
Şimdiden iyi okumalar.
224 syf.
·1 günde·Beğendi·10/10
cal newport, benim 2016’dan beri takip ettiğim ve dilimize çevrilmesini dört gözle beklediğim, çok sevdiğim bir yazar. nedenine gelecek olursak, hayatımdaki en büyük yol ayrımını, kendisinin ve onunkilere benzeyen yazıları keşfedince yaşadım. bana bu zorlu yolda çok emeği geçmiştir uzun lafın kısası.

neydi bu yol ayrımı? hayatımın dizginlerini tekrar ele almak; en azından büyük bir kısmını ve her şeyden önemlisi temiz bir başlangıç yapmak. yıllar yılı yıpranmış ve odaklanmaktan uzak beynimi, yavaş ve meşakkatli bir yapılanma sürecine sokup sırasıyla bunun meyvelerini topladım. halen daha üzerinden çalışıp, daha odaklanmış ve daha berrak bir zihne sahip olma çalışmaları yapıyorum. pürdikkat da tam zamanında imdadıma yetişti.

yazıyı çok dağıtmadan, newport’un türkçe olarak okuduğum bu ilk kitabına dönelim: “odaklanma becersini nasıl yitirdik, nasıl geri kazanabiliriz?”. kapaktaki bu cümle aslında bizleri nelerin beklediğini gösterip okuma isteğimizi daha da perçinliyor. tek seferde olmasa da iki ya da üç oturumda bitebilecek şekilde akıcı ve özenle yazılmış bir kitap, pürdikkat.

kitap iki ana kısım ve yedi ara bölümden oluşuyor. ilk kısım pürdikkat çalışmanın ne olduğu ve ne işe yaradığı gibi kavramlara odaklanırken, ikinci kısım bu alışkanlığı kazanmak için yapmamız gereken pratiklerden, rutinlerden bahsediyor.

kitaba, carl jung ve onun kendine, daha doğrusu odaklanması gereken zihnine ayırdığı herkesten uzak eviyle giriş yapıyoruz. akış haline ulaşmak ve çalışmalarını tamamlamak için düzenli olarak buraya gelen jung’un hikayesi, bize kurgu dışı değil de sanki sürükleyici bir romanın içindeymişiz hissi veriyor. derinlemesine çalışmanın zor bir şey olduğu ve aslında bu yüzden de az kişi tarafından layıkıyla uygulanabilen bir teknik, bir yaşam şekli olduğuna değiniyor newport. bu yöntemin modern zamanlarda -özellikle de toplumun büyük kısmının dörtgen ekranlardan kafasını kaldıramadığı şu zamanlarda- çok değerli ve fark yaratıcı bir yöntem olduğunu vurgulayıp, bunu hikayeleriyle destekliyor.

newport, bu tekniğe “soyu tükenen” bir teknik diyor. çünkü günümüzdeki medya ve iletişim çılgınlığında, bırakın bir saat odaklanmayı on dakika boyunca basit bir sırada beklemeye dahi tahammülümüz yok. cebimizdeki telefonlar sağolsun (!) hemen imdadımıza koşuyorlar. son yapılan bilimsel bir çalışmada kokain ve sosyal medyada takılmanın, beynin aynı bölgesini uyarıyor olduğu ortaya çıkmış. beynimiz için kokain, facebook ya da video oyunun bir farkı yok. ona lazım olan dopamin. sıkıldığımızda hemen elimize telefonu alıyor oluşumuz bile aslında dopamin için. nedir peki bu dopamin? kendisi basit bir tanımla hayattan zevk almamızı sağlayan önemli bir hormon. yani aslında o kadar zararlı değil. ama bağımlılıklar ile toleransı düşüyor ve hep daha fazlasını arıyoruz. misal küçükken çok basit bir kar yağışıyla bile mutlu olurken şimdilerde son model bilgisayar ya da daha kötüsü telefonlara sahip olmak için yanıp tutuşuyoruz.

üstte de bahsettiğim üzere beynin hiçbiriyle işi yok. o bizim kadar alengirli bakmıyor olaya, dopamini ver bu iş huzur içinde çözülsün kafasında. vermediğimizde o çok korktuğumuz can sıkıntısı ve bıkkınlık hisleri başlıyor. bir süre sonra yoksunluk da başlayınca daha fazla sarılıyoruz, kaçmak istediklerimize. tüm bunların sonucunda da odaklanamayacak, odaklansa dahi dakikalar hatta saniyeler ile sınırlı kalacak bireyler yetişiyor. toplumdaki en büyük yanılgı da aslında şu: “ben istediğim zaman odaklanırım, ben istediğim zaman çalışırım.” o yanılgının bile sebebi esiri olduğun o dopamin. neyse bu başka bir yazımızın konusu olsun diyip kapatalım. sadece konuyla alakalı görünce değinmek istedim.

kitabın ya da daha doğrusu her kitabın bize verebileceği, bizim almak istediğimiz ve bu uğurda hazır olduğumuz kadardır. bundan önce alışkanlıkların gücü (charles duhigg) ve mindset (carol s. dweck) gibi şaheseleri okumuş olmam beni, daha seçici olmaya itmiş olsa da pürdikkat boşta kalan bir çok noktayı doldurdu. kitaplığımda da kendisi bu iki başucu kitabımın yanına koydurttu.

biraz da kitabın uygulama yani ikinci kısımdaki teknikler, metodlar bölümüne değineyim. newport’un bize kazandırmak istediği bu alışkanlıklar, aslında hepimizin bildiği fakat uygulamaktan ısrarla kaçındığı şeyler. mesela nedir bunlar; derinleş, can sıkıntısıdan kaçma, sosyal medyada zamanı çar çur etme ve sığ yani güvendiğin ama aslında seni içine çeken sulara dikkat et. özellikle ilk iki teknik ile ilgili benim için çok vurucu oldu.

derinleşin bölümü, ilk bakışta meditasyonla ilgili ya da tasavvufi bir olgu gibi gelse de newport’a göre hemen herkesin yapmak zorunda olduğu bir eylem. -en azından kendini geliştirmek isteyenlerin. evet, hemen her ciddi ilişki ve konunun yüzeysel geçildiği bir tüket-satın al çağında bu çok zor belki. yine de şöyle düşünün: kolay olsa herkes yapmaz mıydı? zorlanmadan, çile çekmeden bu hayatta ne başarılıyor sevgili dostlar? çeşitli plan ve programlarla, zamanımızı akıllıca yönetip hem kendimize hem de derinleşmemize zaman ayırabiliriz. bu çok zor değil. sadece ilk adımı atmak önemli bazen. ve bana kalırsa düzgün bölünürse 24 saat asla kısa bir süre değil. planlanmış ve hakkıyla geçirilmiş bir gün yeri gelir bir haftadan daha verimli, daha faydalı geçer.

diğer beğendiğim ve üzerine epey düşündüğüm bölüm: can sıkıntısından kaçma! popüler kültür ve sürekli iletişimde kalma tutkumuz öyle bir algı yarattı ki; can sıkıntısı sanki şeytani bir şeymiş gibi lanse edilmeye başlandı. halbuki en insani, en doğal olandır canımızın sıkılması; sonrasında içimize, yüzleşmemiz gerekenlere yaptığımız cesur bir seyahat. bir milyon yıl önceki şempanzeleriz. fazlası değil. fazla böbürlenmeye ve her şeyi kendimize hak görmeye hiç gerek yok. dinozorlar da öyleydi mesela, şimdi neredeler? kendi yarattığımız teknolojilere, ünlü ettiğimiz sözde rol model ya da diğer bir adıyla yıldızlara o kadar kapıldık ki; kendimize ve bizi gerçekten sevenlere zaman ayırmayı unuttuk. yirmili yaşlarındaki yöneticiler tarafından yönetilen bir çok uygulamanın deyim yerindeyse kölesi olduk. o uygulamalar ya da onların verdiği hisler olmadan bırakın bir günü, belki bir saat bile geçiremeyecek hale geldik. yalnız kalmaktan, iletişimde olmamaktan dünyanın sonuymuş gibi korkar hale geldik. bundan kurtulmanın ya da normale dönmenin de tek yolu: biraz olsun tüm bunlardan uzak kalıp gerçek hayatın ne olduğunu, onun güzelliklerini biraz olsun hatırlayabilmek. bir saatlik zorlu bir doğa yürüyüşü ya da ağır bir iş inanın bana beyin için bir saatlik video oyun seansından daha faydalıdır. en azından dikkatimiz tek bir yönde toplanmış olur. demek istediğim kesinlikle şu değil: oyunları falan bırakalım, üstün alman disiplinli olalım. oyunlar insanın doğasında olan şeyler. kaldı ki faydalarının olduğunu bir çok bilimsel araştırma da söylüyor. ama her şeyin yeri ve zamanında yapılması gerektiği gerçeği, başarılı ve huzurlu bir hayat için olmazsa olmaz. yani canımız sıkılıyorsa bazen en iyi şey olduğu gibi bırakmak. hemen sonsuz bir sosyal medya ruletine ya da bombardımanına hiç gerek yok.

son sözleri söyleyip toparlamadan önce kitabın sonlarından değinmek istediğim birkaç güzel pasaj var. cal newport da bu kısımlarda ingiliz yazar arnold bennett’in ‘gün nasıl 24 saat yaşanır?’ kitabına atıflarda bulunmuş. özellikle masa başı ya da zihin gücüyle çalışılan işler için harika tespitleri var bennett’in. insanların çalıştıkları 8 saate, izinli oldukları 16 saatten daha çok odaklanıp işi işte bırakmayıp izin saatlerine taşıdıklarını anlatıyor. bir asır geçmesine rağmen değişen pek de bir şey yok. halbuki 8 saat bittiği gibi, “tamam benden paso” diyip boş zamanımız için güzel ve faydalı planlar yapsak, beyaz yakalı ya da memur tasmalarımızı hiç değilse 16 saatliğine çıkarıp atabilsek belki de her şey çok daha güzel olacak. hayatta yapabileceğimiz en güzel yatırım da kendi zihnimize yapacağımız yatırım değil midir? bennett usta ne demiş mesela, “boş zamanlarında klasikleri ve şiir okumamış bir büro çalışanı, kendi daha basit bir şekilde nasıl geliştirebilir? onun diğer canlılardan ne farkı vardır?” ufaktan ufaktan kendimize ve gelişimimize zaman ayırmaya başlasak belki bir gün, o iş dışında dahi takılı kaldığımız prangalara bile ihtiyacımız kalmaz. öğrenmenin de değişmenin de sonu yoktur, unutmayın.

velhasıl kelam ben bu kitabı çok beğendim arkadaş. bir çok yönden ufkumu açtı. bazı hatalarımı ve eksikliklerimi, tekrar gözden geçirmeme fırsat verdi. bu yazı da kuru inceleme olarak başlayıp hafiften bir deneme halini aldı. eski usul deneyip kurşun kalemle müsveddeye yazdım, alışık olmayınca elleri epey yordu ama olsun. bir dahaki incelemeyi ya da denemeyi artık adı herneyse önyargılarımı kırıp bilgisayarda yazmaya çalışacağım. bilgiyle ve kitapla kalın.
224 syf.
·24 günde·Beğendi·9/10
Günümüz teknoloji caginda kafalarimiz telefon,tablet, PC gibi cihazlara gömülmüşken kacirdigimiz hayata ve toparlayamadigimiz veya odaklanmakta çektiğimiz zorluklara işaret ediyor yazar.Pür Dikkat odaklanarak calismalarimizdan daha üst duzey de verim elde etmeni faydalarına dikkat çekiyor. Herkesin okumasini tavsiye ederim.
224 syf.
İnzivaya çekilip meditasyon yapabileceğiniz bir çalışma odanızda baş başa kalıp odaklanma üzerinde durarak odaklanmanızın gelişmesini sağlayın, doğada vakit geçirin, sosyal uygulamalardam mümkün mertebe uzak kalın. İşin her safhasını deneyimlemek için pür dikkat çalışın. Zamanınızı ikiye ayırın bir yarısı çalışmak diğer yarısında dilediğinizi yapmak için harcayın. Mola verin mola beynimizin D vitaminidir. Tutum ve davranışları geliştirmeniz hedeflerinize ilerleme kaydetmenize olanak sağlar. Konforu ve korkuyu bırakıp başarma üzerine zihninizin kapasitesini kullanarak derinleşmenin üretkenlik ve anlamla dolu bir yaşamı keşfettireceğini göreceksiniz. Odaklanmış hayat yaşanabilecek en iyi hayattır. Bilgilenmek için tavsiyeleri herkes bilmeli okumanızı önerir kazanımlarınızın hayatınıza anlam katmasını dilerim.
224 syf.
·6 günde·8/10
Dikkat tacirlerinin etrafta kol gezdiği, sosyal medya mecralarında çılgınlar gibi kendimizden geçtiğimiz zamanlardayız.Bir işe kendimizi verip o işte derinleşmek artık çoğumuz için çok zor.Yazar kitabında dikkatimizi dağıtan etmenlerden ve dikkatimizi odaklamamıza yardımcı olacak strateji ve metodlardan bahsediyor.Konuyla ilgili verdiği örnekler gerek kendi hayatında uyguladığı gerekse iş hayatında önemli yerlere gelmiş insanların uyguladığı, işe yarar teknikleri kapsayan örnek yaşantılardır.Derinlemese yaşanan hayatın niçin gerekli olduğuna yazar size ikna edecek ve derin çalışmanın yollarını gösterecektir.Derinleşme, odaklanma, verimli çalışma ve bu konudaki stratejilere meraklı olanların dikkatini çekecek bir kitap.Keyifli okumalar dilerim
224 syf.
·9 günde·Beğendi·8/10
Gün geçtikçe hayatımıza daha çok yenilik giriyor ve biz bir çok şeyi bir arada halletmeye çalıştığımızdan gittikçe odaklanma becerimizi kaybediyoruz. Bu kitap bu beceriyi bir disiplin olarak tekrar kazanabilmemiz ya da güçlendirmemiz için güzel bir yol gösterici.
224 syf.
·11 günde·5/10
Kitap neden bu kadar sevildi ve tavsiye edildi halen anlamış değilim.
Bir kaç bölüm dışında zorla okudum bu kitabı.

Eğer zamanı nasıl daha verimli kullanabilirim veya nasıl etkin odaklanabilirim düşüncesi içindeyseniz ve bu konuya dair bir kitap arıyorsanız bu kitap aradığınız kitap olmayabilir.

Herkese keyifli okumalar.
... Facebook, Instagram, Google+, Twitter, Snapchat, Vine ve ben bu satırları yazdığımdan beri piyasaya çıkmış olabilecek benzer uygulamaları -kolilere doldurur gibi- otuz gün boyunca kullanmamak. Ne üyeliğinizi dondurun ne de bir süre çevrimdışı olacağınıza dair herhangi bir duyuru yapın: Yapmanız gereken tek şey bunları kullanmamak, yani
pat diye bırakın. Eğer başka yollarla size ulaşıp filanca mecrada artık neden yoksun diye soran olursa mevzuyu açıklayabilirsiniz, fakat cümle âleme açıklama yapmakla uğraşmayın.

Otuz günlük bu sosyal medya orucundan sonra bu mecraların her biri için aşağıdaki iki soruyu kendinize sorun:

1. Eğer bu mecrayı kullanmış olsaydım son otuz günü büyük ölçüde daha iyi geçirir miydim?
2. Bu mecrayı kullanmıyor olmam başkalarının umurunda oldu mu?

Her iki soruya da hayır yanıtını verdiğiniz mecralardan kalıcı olarak çıkın, net bir şekilde evet yanıtını verdiklerinizi de kullanmaya devam edin. Muğlak yanıt verdiğiniz mecralara geri dönüp dönmemek size kalmış, fakat çıkma seçeneğini değerlendirmenizi tavsiye ederim, nasıl olsa bilahare geri dönebilirsiniz.

Bu stratejinin hedefinde bilhassa sosyal medyanın olmasının nedeni, bu mecraların hudutsuzca kullanıldığında diğer mecralara nazaran pürdikkat çalışma çabanıza çok daha büyük zararlar verebilecek olması. Sosyal medya mecralarının sizi ne zaman, hangi sıklıkla bilgi bombardımanına tutacağı belirsizdir ve işte tam da bu nedenle muazzam seviyede bağımlılık yaparak tüm
odaklanma girişimlerinizi rahatlıkla boşa çıkarabilirler.

Ayakta kalabilmek için pürdikkat çalışmaktan başka yolları olmayan yazılımcı veya yazar çizer gibi birçok zihin emekçisinin bütün bu tehlikeleri göz önüne alarak bu mecralardan topyekûn uzak durduğunu zannedebilirsiniz. Fakat sosyal medyayı sinsi kılan özelliklerinden biri de işte burada karşımıza çıkıyor. Sizin zamanınız ve dikkatiniz üzerinden kâr elde şirketler, ustaca kullandıkları bir pazarlama hilesi sayesinde bugün herkesi şuna inandırmış vaziyetteler: Sosyal medyada yer almadığınızda mutlaka bir şeyleri kaçırır, bir şeylerden mahrum kalırsınız.

Bu mahrumiyet endişesi, belki bir gün lazım olur diyerek evini bir yığın lüzumsuz eşyayla dolduran Nicodemus'un endişesine epey benziyor; onun kolileme operasyonuna benzer bir sağaltım stratejisi önermemin nedeni bu zaten.

Bir ay boyunca bu mecralardan uzak kalınca, bir şeylerden -etkinliklerden, eğlenceli muhabbetlerden, herkesin dilindeki mevzulardan- mahrum kaldığınıza dair endişe yerini bir gerçeğe bırakacaktır. Bütün bu mecraları kuşatan pazarlama mesajlarından kendini sıyırmayı başaranların büyük bölümünün kolayca anlayabileceği basit bir gerçektir bu.

Bunlar hayatımızda aslında o kadar da önemli bir yer tutmuyor. Hemen her konuda fikir beyan etmesi gerektiğini, başkalarının da bu fikirleri dinlemeye can attığını zanneden çoğu insan, birdenbire bunlardan mahrum kalan takipçilerinin hayal kırıklığına uğrayacağını zanneder.
İnsanları sosyal medyaya bağımlı kılan etkenler arasında bu kuruntu da yer alıyor. (Otuz gün deneyinizin duyurusunu yapmayın dememin sebebi de bu.) Bu kuruntunun altındaysa yabana atılmayacak kadar yaygın bir duygu yatıyor.
Cal Newport
Sayfa 172 - Metropolis, 2017
Günün büyük bölümünü zamanımızı nasıl kullandığımıza dikkat etmeksizin, otomatik pilota bağlı halde geçiriyoruz, Bu bir sorun.
Yüzeysel işlerin pürdikkat çalışmaya oranla vaktinizin kaçta kaçını işgal ettiğine gerçekçi gözlerle bakmadığınız ve herhangi bir şeye girişmeden önce bir an durup "Tam olarak şu an yapılacak en doğru şey ne?" sorusunu sorma alışkanlığı edinmediğiniz müddetçe, eften püften şeylerin programınızın her köşesine sızmasının önüne geçemezsiniz.
Cal Newport
Sayfa 186 - Metropolis, 2017
Irade, kullanıldıkça tükenen kısıtlı bir kaynaktır.
Başka bir değişle sınırsızca faydalanabileceğiniz karakter özelliklerinden ziyade çalıştıkça yorulan kaslarımıza benzer.
“..bir işin derinliklerine dalıp gitme eylemi, bireyin bilincini hayatı daha yaşanır kılacak şekilde düzenliyor.”

Kitabın basım bilgileri

Adı:
Pürdikkat
Alt başlık:
Odaklanma becerisini nasıl yitirdik, nasıl geri kazanabiliriz?
Baskı tarihi:
Kasım 2019
Sayfa sayısı:
224
Format:
Karton kapak
ISBN:
9786056669323
Orijinal adı:
Deep Work: Rules for Focused Success in a Distracted World
Dil:
Türkçe
Ülke:
Türkiye
Yayınevi:
Metropolis Yayınevi
Carl Jung, elektriği bile olmayan bir köy evinde haftada üç gün çalışarak analitik psikolojinin kurucu metinlerini yazdı. Üniversite öğrencisi Bill Gates ise odasına kapanıp sekiz hafta gece gündüz çalışarak devasa bir şirketin temellerini attı. Alanlarında çığır açan bu iki dehanın ortak yanı, üstün bir odaklanma becerisine sahip olmalarıydı.

Bilgisayar bilimci Cal Newport’a göre iletişim teknolojilerinin sınırsız gelişimi karşısında hazırlıksız yakalanan günümüz insanı, bu beceriyi yitirmekte. Jung veya Gates gibi tek bir konuda saatler boyu dünyadan soyutlanarak çalışabilmek şöyle dursun, azıcık can sıkıntısına bile tahammülümüz kalmadı: gözümüz her an telefonlarımızda. Dahası, insana dikkatini toplama imkânı vermeyen günümüz çalışma kültürünü normal zannediyoruz. Hep daha çok çalışıyoruz, gece yarısı dahi e-postalarımıza yanıt veriyoruz, mesailer uzadıkça uzuyor, fakat ne hikmetse işler bir türlü bitmiyor. Peki, sevdiklerimize bile zaman ayıramadığımız bu hayatın nesinde anlam buluyoruz?

Cal Newport, işte bu çalışma kültürünü elimizin tersiyle iterek odaklanma becerisini geri kazanabilmemiz için “pürdikkat çalışma” adını verdiği, zanaatkârlıktan ilham alan yeni bir çalışma kültürü öneriyor. Newport’a göre, yapay zekâ teknolojilerinin vasıfsız emeği atıl kıldığı günümüz ekonomik düzeninde gitgide kıymet kazanan bu beceriyi edinip çalışma hayatının merkezine oturtabilenler ayakta kalacak.

“Pürdikkat çalışma, bilgi ekonomisinin itici gücüdür. Zorlu konularda uzmanlık kazanmanın da, çetrefil sorunlara çözüm bulmanın da yolu aynı: yoğun bir şekilde odaklanmak.”
-The Economist-

“Bilim ile tutkuyu ustalıkla harmanlayan Cal Newport’un sesi, içinde bulunduğumuz şu uğultu denizinde billur bir ses gibi yankılanıyor. Artık daha fazla tıklamaya, kedi videosuna, emojiye filan ihtiyacımız yok. Bize cesur işler lazım; gözümüze indirilen perdeyi reddettiğimiz müddetçe başarabileceğimiz cesur işler.”
-Seth Godin-

Wall Street Journal Business Bestseller
Amazon Best Business Book for January 2016
800-CEO-READ Business Book of the Week
(Tanıtım Bülteninden)

Kitabı okuyanlar 203 okur

  • Muhammet mustafa komut
  • Schweinsteiger
  • Ayhan YETKİN
  • Barış Küçük
  • saatleri ayarlama müessesesi
  • Mert Geçginer
  • Mehmethan Karaçil
  • Ahmet Şevket Özsoy
  • Levent Aslan
  • Furkan Doğan

Kitap istatistikleri

Okur puanlamaları

10
%21.9 (21)
9
%32.3 (31)
8
%25 (24)
7
%10.4 (10)
6
%3.1 (3)
5
%3.1 (3)
4
%2.1 (2)
3
%1 (1)
2
%1 (1)
1
%0