Bekleyecek birşey kalmayana kadar beklemek...
8/10
·112 syf.··
Beğendi
·
2025 93. kitabı
·
4 günde okudu
·
Okunma: 11 Ekim 2025 19:58
Uyuyan adam, özünde; modern bireyin anlamsızlık ve boşluk hissiyle nasıl başa çıkmaya çalıştığını, sistemin dışına çıkma arzusunu ve bu arzunun getirdiği sancıları çarpıcı bir dille anlatarak okuyucuyu, kendi hayatının rutinlerini, hedeflerini ve kayıtsızlık anlarını sorgulamaya iten güçlü bir metin gibi görünse de yazarın sembolik üslubu, metaforik "Sen" bakış açısıyla anlatısı metni oldukça yorucu ve ağır hale getiriyor. "Bir şeyler kırılıyordu, bir şeyler kırıldı. Kendini -nasıl demeli?- dayanıklı hissetmiyorsun artık: Sana bugüne kadar güç veren -öyle sanıyordun, öyle sanıyorsun-, yüreğini ısıtan şey, varoluş duygun, neredeyse önemli olduğun duygusu, dünyaya bağlanma, dünyada kalma duygusu eksikliğini his­settirmeye başlıyor." Kitabın beğendiğim kısımları olduğu kadar beğenmediğim kısımları da oldu. Ama önce konusundan bahsetmekte fayda var (bir olay örgüsü yani hikaye akışı olmamasına rağmen rutin bir konuyu merkeze almış yazar). Kitap, Paris'te yaşayan 25 yaşındaki bir üniversite öğrencisinin bir sabah, nedensiz bir şekilde, gireceği bir sınava gitmemeye karar vermesiyle başlıyor. Bu karar, basit bir erteleme veya tembellik eylemi değil, hayatın dayattığı tüm zorunluluklara, hedeflere ve beklentilere karşı bilinçli bir başkaldırıdır. Kahraman, odasına kapanarak kendini dış dünyadan soyutlar. Günlük rutinlerini minimuma indirir: uyur, odasındaki eşyaları ve tavanın çatlaklarını seyreder, Paris sokaklarında amaçsızca dolaşır. Ancak yazar bu anlatıyı içsel bir yolculuğa dönüştürür. Kitapta diyaloğa yer vermez, çevreyle etkileşim yoktur ve karakteri etkileşime geçiren ikinci bir karakter yoktur. "Köpeklerin Tanrısı, kedilerin Tanrısı, yoksulların Tanrısı olabilirsin, elinde bir tasma, biraz ciğer, biraz servet olması bunun için yeterlidir, ama asla bir ağacın efendisi ol­mayacaksın. Kendin de bir ağaç olmayı istemekten başka bir şey yapamayacaksın." Kitabın beğendiğim yönü kesinlikle benzerine çok az rastlanır özgün bir dili olması. Hikaye akışı olmaması, birbirini tamamlamayan dağınık konular etrafında sembolik bir anlatım sunması kitabın akıcılığını gece gibi örtse de ben okurken nedense çok keyif aldım. Hikayeden çok yazarın üslubu kitabı bu kadar ünlü yapmış zaten. Beğenmediğim kısımsa kitapta belli başlı kelimeler etrafında çok fazla tekrar var. Sürekli karakterin Le Monde gazetesini okuduğunun tasviri, beş sayfada bir bekleyecek birşey kalmayana dek beklemek istiyorsun cümlesi, leğende altı çorap cümlesi, yapayalnızsın, durmak ve beklemek, yorulmak bilmez yürüyüşçü... gibi kelime ve cümlelerden oluşuyor neredeyse kitap. Son olarak toparlamam gerekirse herkese önerilecek bir kitap olmadığını söyleyebilirim. Oldukça pesimist ve varoluşçuluğu sorgulayan tonda ilerleyen kısa bölümleri okurken içinize kasvet çökebilir. Kitabı sadece benim gibi farklı tarzda okuma yapmayı seven okurlara önerebilirim.
Duygu ve Düşünce
Uyuyan AdamGeorges Perec · Metis Yayınları · 20205,1bin okunma
·
208 Gösterim
Yorumlar
Lütfen giriş yapınız.