Kitabı en başlarda okurken olay örgüsünü kavrayamadım çok karışık geldi. Kim kimin neyi oluyor? Hangi karakter şu an anlatıyor? Gibi sorular sordum ama sonradan oturtabildim. Üç kadının çektikleri yaşadıkları kendi kabuklarına sıkışmaları ne kadar kurtulmaya çalışsalar da üçünün de o kabukta kalması. Bir yanı kopmak isterken diğer yanının hala o kabukta kalmak istemesi.
Sabiha en büyük kuşağımız anneannemiz eşinin onu terk etmesi, oğlunun onu terk etmesiyle toplumun kalıplarına sıkışmasıyla, görünmek istemesiyle sıkışmış kabuğuna.
Sezin orta kuşaktan annesinin delilik sınırı zaten ona büyük bir yara. Çok sevdiği kardeşi Muhsin'in de gitmesi onun hayatındaki kayıplardan biri. İkincisi ise hayattayken onu hayattan koparan kızı Semiş. Semişten sonra psikiyatriye yatırılıyor. Öldüğüne dair imalar var. İç dünyasında o kadar karışık ki. Ne yaptığını, nasıl yaptığını hatırlamayacak kadar.
Füsun ise en genç kuşağımız tüm yükleri sırtına alarak koca bir örgüyü çözmeye çalışıyor. İlk teyzesi sandığı Saliha ile birlikte kalırken hiç bilmediği teyzesi Efsun çıkıyor karşısına ve rehberi oluyor. Efsunun da geçmişten kalma koca bir yükü. İnsan insanının ilacı ama nereye kadar ilaç olarak kalacak? Hiç yıkılmayacakmış gibi bir yaşam sürerken teyzesinin bir anda gitmesiyle kendini bulma isteği başlıyor. Aile bireylerinin hiç biri sığamıyor bir kabuğa. Füsun teyzesini ararken aslında kendisiyle, ailesiyle yüzleşiyor.
Üç kadın ve üç kabuk… Kabuğu koparmaya kıyamayıp bir o kadar da o kabuktan kopma isteği. İçine gömülüp bazen o kabuktan çıkmamak için bahaneler bulma isteği. O kabuğun içinde içsel bir yolculuk…